Hamam tellallarından rol çaldığın meydanlarda dökmeye çalı-şıyorsun özgürlüklere karşı kinini, nefretini.
30 Mart’ta Yolsuzluk Hatırası olarak balkondan çektirdiğiniz aile fotoğrafının arkasındaki devasa karanlığın sadece gölgele-riniz olduğunu unutma. Gerçeğiniz ise karpuz yemiş bir eşeğin kıçından fırlatıp attığı bir çekirdek kadar bile büyük değil artık.
Çünkü siz, paraya tapınan aşağılık bir ahlakın en kararlı sa-vunucususunuz. Bu nedenle yalanda, hilede, iftirada, zulümde, hayasızlıkta, onursuzlukta sınır tanımıyorsunuz.
Bu nedenle gün geçtikçe daha korkak, daha acımasız; gün geçtikçe daha etkisiz, daha zalim; gün geçtikçe daha güvenil-mez, daha ahlaksız; gün geçtikçe daha seviyesiz, daha onursuz oluyorsunuz bütün çevrenizle birlikte.
Ey başbakan, bu korku seni de benzerlerin gibi bitirecek, unutma: Tarih diktatörlere ilişkin kararını çoktan verdi. Gele-cek, özgürlüğün; onur, özgürlük savaşçılarınındır!
***
Senin, bütün ailenle birlikte gırtlağına kadar girdiğin büyük hırsızlık-yolsuzluk olayında "Başbakan bunu yapmış da olsa kimse inanmaz!" diyerek adını tarihe yazdıran profesör Burhan Kuzu’nun, Soma Katliamı ile birlikte döktürdüğü veciz sözlere de kanma. Hocan diyor ki:
"Dünyada hiçbir ülkede bu tür toplumu derinden sarsan olay-lar aralıksız 24 saat canlı yayınla verilmez. Sorumlu basın böyle zamanda anlaşılır.
Soma’da gelen siyasilere karşı tepki gösterenler kesinlikle (madenci-) şehit yakınları değil, oraya özellikle provokasyon için gelen bazı vampirlerdir. Soma olayı mutlaka her yönüyle açığa kavuşturulmalıdır. Trafo patlaması tam da vardiya deği-şim vaktine mi denk gelir. Püf noktası burası."
Ey başbakan, partin AKP’nin düşünce sistemi ve yöntemi bu:
"1- Ya bizdensin ya düşman ve kimden olduğuna da biz karar veririz!
2- Soru sormak, tepki göstermek provokasyondur ve bu ey-lemi gerçekleştirenler vampirdir!
3- Bu eylem ise, kapitalist firma ve devlet ihmali değil terör eylemidir.
4- Bize karşı söylenen her şey yalandır!"
Ben de biliyorum: Halk koyun olursa, onun özde evlatları da elbette Burhan Kuzu olur.
Ben de biliyorum: Koyun da kuzu da İslam’da en makbul kurbanlıklardır. Ama sen de bil: Halklar bir kez ayağa kalkarlar-sa, dünyanın bütün diktatörleri birleşse bile bu özgürlük ateşi-nin önünde duramazlar.
***
Ey başbakan, Jandarmalarının derdest ederek yere çökerttiği kişiye tekmeyle saldıran müşavirin Yusuf Yerkel, "O gün yaşa-dığım bütün provokasyonlara, maruz kaldığım hakaret ve saldı-rılara rağmen sükunetimi muhafaza edemediğimden dolayı…" diye açıklıyor saldırının nedenini.
Başdanışmanın Akdoğan ise, Yerkel’in açıklamasına katkı su-nuyor. AKP fıtratının iç baskısına ve politik alışkanlıklarına engel olamayarak otomatik sistemden giriş yapıp yalan söyleyip, ola-yı açıklıyor: "Acılı aileleri dinlemek için halkın içine karışan Baş-bakan Erdoğan’a bazı örgüt mensuplarının tahrikiyle gerçekle-şen münferit tepkiler Başbakanlık ekibine yönelik fiili saldırıya dönüşmüştür. Araçları tekmeleyen ve ekibi linç et-mek isteyenlere karşı Yusuf Yerkel’in kendini savunması…"
Danışmanının düşüncelerinden çıkan önerilere sen de uy:
1- Sen ve çete mensupların ne olursa olsun halkın arasına girmeyin. Çünkü artık her yerde ve her an, sıkça fiili saldırılarla karşılaşabilirsin. Çünkü çevrenizdeki nefret halkası giderek bü-yüyor.
2- Doğru düşünüyorsunuz: Size tepki gösteren herkes kesin-likle bir örgüt mensubudur.
Ben biliyorum da, sen de bil! Danışmanı karga olanın burnu-nu kurtaramadığı tek yer olmuş AKP Devleti. Neye elimizi do-kunsak ishalli hasta beyinlerin bıraktığı o iğrenç kokular çıkıyor karşımıza. Her yer vıcık vıcık AKP kokuyor artık. Tiksindiriyor-sunuz bizi varlığınızla!
***
Ey başbakan, Faşist diktatör Mussolini sevgilisiyle İsviçre’ye kaçarken Partizanlar tarafından yakalandı ve ayaklarından ası-larak öldürüldü. Nazist diktatör Hitler, çevresindekileri de inti-hara zorladıktan sonra, bir köpek gibi zehirledi kendini ve cese-dini yaktırdı. Halkların kasabı diktatör Saddam, saklandığı de-likten çıkarılarak emperyalistlerin eliyle asıldı. Ve benzerleri de benzer kaderleri paylaştı. Bu kaderi yaşayan diktatörlerin arka-sından bir ağlayanın olmaması gerçeğinin altını çiz sen de.
Sen de biliyorsun Menderes falan için söylenenleri, çünkü sen de söylüyorsun.
Ben de biliyorum senin için söylenenleri!
Diktatörlüğün fıtratında, bir zamanların onca gücüne rağmen tarih kitaplarında kara bir leke olarak yer alıp, bir sokak köpeği gibi kuytularda ve yalnız ölmek ya da mağdurların tepkisiyle öl-dürülmek vardır. Bunca zulüm ve katliamdan sonra ey Tayyip, senin de bu fıtrattan kurtulman mümkün değildir sanırım.
Bugün senin en yakınındaki baş yalakalar, gücün tükendiği anlarda, aşağılanmış ezilmiş kişiliğinin tepkisel dışavurumu ola-rak senin baş düşmanın olacaklardır. Ve yeni krallara yarana-bilmek için, eski krala ilk taşı atan günahkar olmak için koşa-caklardır siyaset meydanına.
Çünkü bu vahşi kapitalizmin bu çirkin ahlakının yaratıcısı sen olmasan da çağımızdaki usta’sı sensin.
Diktatörlüğün fıtratındandır aami duvarında ölmek
Ey başbakan, artık yüzünün her kıvrımında gizlenmeye çalı-şan korkularını, öne doğru uzattığın işaret parmağını sallayarak kusmaya çalışıyorsun alanlara!