Türkiye Şırnak ardından Yüksekova, Nusaybin, Varto ve Bulanık'ta ilan edilen "Öz yönetim talebi"ni tartışıyor. 5 merkezdeki halk meclisleri, artık rutinleşen devlet terörü, sokak infazlarına karşı devlet kurumlarını tanımayacağını belirtiyor. DBP Eşbaşkanları da, AKP'nin savaş konsepti karşısında bu tutumun artık zorunlu bir durum haline geldiğini belirterek, "AKP seçilmişleri tanımıyor. Halk iradesi mi devlet iradesi mi buna karar verilecek. Artık Türkiye böyle yönetilemez" açıklamasında bulunmuştu. 


Halk bu yönetimi istemiyor

Konuyla ilgili DİHA'ya konuşan ve DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, "Bizim anladığımız şu, toplum artık mevcut merkezi yönetim ve onun atamış olduğu yöneticileri istemiyor ve hakikaten toplumun karşı karşıya oldukları durum, baskı, şiddet ve işkenceden başka bir şey değildir" dedi. Yüksek, halkın maruz kaldığı baskı ve şiddet karşısında "Yönetim böyleyse bunları istemiyoruz. ben böyle bir dikta rejimini kabul etmiyorum" dediğini belirtti. 


Rejim değişikliği zorunluluk

Bunun için yerinden yönetimi öneren Yüksek, "Devlet demokratikleşsin. Yerinden yönetimler olsun. Örneğin belediyeler yönetsin yereli. Avrupa'nın birçok yerinde öyledir. Gidin Belçika'ya belediye başkanları yönetiyor. Yerelde başka bir ülke amiri veya idare amiri yoktur. Belediye başkanları seçimle iş başına geliyor, meclis üyeleri seçimle iş başına geliyor ve oradaki bütün iç işleyiş ona bağlıdır, o yönetiyor. Niye burada olmasın? Merkezi hükümet de olsun, merkezi yönetimler de olsun ama o da olsun. Geldiğimiz durum bunu zorunlu kılıyor" diye konuştu.  


Türkiye tartışmalı

Devam eden yönetim şeklinin artık dayanılmaz bir hal aldığı için artık toplumda bir yerelden yönetim isteminin yükseldiğini belirten Yüksek, "Bu talepler meşrudur. Ülkenin bunu tartışması gerekir. Milli iradeye saygı diyen AKP şu an milli iradeyi tanımıyor.  Şu anda bürokrasi vesayeti, asker vesayeti durumundan öte geçici hükümetin tüm toplumlar üzerindeki vesayeti söz konusu. Yani sivil bir darbe var" şeklinde konuştu. 

"Toplum devlet değil yönetime karşı" diyen Kamuran Yüksek, “Halk bundan rahatsızsa, buna ilişkin yeniden durum değerlendirmesi yapmak gerekiyor. Siyasete düşen iş budur. Ülkenin kaostan çıkışının tek yolu konuşup müzakere etmekten geçer" diye konuştu. 


 DİHA/AMED




Karadenizli aydınlardan bildiri: Savaş planlarına hayır


Karadenizli aydın ve sanatçılar, bir bildiri ile AKP'nin savaş politikalarına tepki gösterdi. "Uzlaşma, diyalog ve barış mesajı veren 7 Haziran seçimlerinin çağrısına uyulsun istiyoruz" ifadesinin yer aldığı bildiride, "Gençlerimizin hayatını söndüren, ailelerin yüreğini dağlayan bu savaş planlarına hayır diyoruz" denildi.

Kadir İnanır, Nejat İşler, Gazeteci Nuray Mert, Müzisyen Ayşenur Kolivar ve Yaşar Kurt, Yönetmen Özcan Alper'in de aralarında bulunduğu 100'e yakın isim bir bildiri yayımlayarak savaş politikalarının karşısında olduklarını açıkladı. Bildiride, şunlar kaydedildi:

"Kısa bir çatışmasızlık ve barışın konuşulduğu bir dönemden sonra yine savaşın karanlık ve kanlı gecesine sokuldu ülkemiz. Yaklaşık iki yıldır süren 'çözüm süreci' boyunca; otuz yıldır uygulanan ve yanlış olduğu bizzat bu hükümet tarafından defaatle ilan edilen savaş politikalarına geri dönüldü. 

Biz, bugüne kadar, şimdikinden daha ağır yol kazaları, provokasyonlar yaşanmasına rağmen 'her ne pahasına olursa olsun" çözüm sürecinin başarıya ulaştırılacağını ilan edenlerin doğru yolda olduklarını düşünüyoruz. Ve şimdi halkın çocukları adına 'evlatlarımızı feda etmeye hazırız' nutukları atanların yanlış yola saptıklarını düşünüyoruz.


Saltanatınıza feda etmeyin

Biz biliyoruz ki, bu savaşta yine cefakâr anaların yüreği yanarken, ölen gençlerin isimleri Karadeniz Sahil Yolu boyunca yeni üstgeçitlere yazılacak. Daha şimdiden, HES'lere, 'Yeşil Yol Projesi'ne karşı doğasını, yaşam alanlarını savunanlar 'terörist' ilan edilmeye başlandı. Ancak biz biliyoruz ki; yaylasını, suyunu savunan Havva Ana ile oğullarının-kızlarının yolunu bekleyen analar; aynı dünyaya aynı hislerle sahip çıkıyorlar. Artık yeter! Gençlerimizin hayatını söndüren, ailelerin yüreğini dağlayan bu savaş planlarına hayır diyoruz. Birilerinin saltanatı için gençlerimizin feda edilmesine ve ülkemizin kör bir şiddet sarmalında boğulmasına hayır diyoruz. Uzlaşma, diyalog ve barış mesajı veren 7 Haziran seçimlerinin çağrısına uyulsun istiyoruz." 


 İSTANBUL