21 Şubat Uluslararası Anadil Günü'nde Türkiye'de yaşayan ve anadilleri yasak olan Kürt kadınları, yaşadıkları sorunları anlattı. Hayat İzgi, Kürtçe şarkılar dinlediği için komşuların kendisini polise şikayet ettiğini belirtirken, Sozdar Mulla Ahmet ise, "Dilim yasaklı ve o dili konuşuyorum diye dayak yedim" dedi.

"Uluslararası Anadil Günü" UNESCO tarafından 17 Kasım 1999'da 21 Şubat olarak kabul edildi. Asıl adı "Anadil Hareketi Günü" olan 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü, 2000 yılından bu yana UNESCO tarafından kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacı ile kutlanıyor.
Dünyanın her yerinde var olan yasaklı diller, Türkiye'de de varlığını devam ettiriyor. 24 Eylül 1925 yılında "Şark Islahat Planı" çerçevesinde Kürtlerin dili yasaklandı. Adı geçen plana göre, il ve ilçelerde Hükümet ve belediye dairelerinde, okullarda, çarşı ve pazarlarda Kürtçe konuşanların hükümet emri ve kuvvetiyle cezalandırılması hükmü yer alıyordu. 12 Eylül Askeri Darbesinden sonra, yeni bir yasa ile Kürtçe adı kullanılmadan Kürtçenin konuşulması ve kullanılması ceza gerektirecek fiiller içerisine konuldu. Bu tarihten sonra Kürtçenin kamuya açık alanlarda kullanılması fiilen yasaklandı ve Kürtçe konuşanlar cezalandırıldı.
Kürtçe üzerinde yasakların kaldırıldığı iddia edilse de yaşamın her alanında Kürtçe üzerinde asimilasyon, baskı ve yasaklar devam ediyor. Anadil üzerindeki yasaklar nedeniyle Kürt kadınları da özellikle göç ettikleri yerlerde zorluklarla karşı karşıya. 1988 yılında Mardin'in Midyat ilçesinden İzmir'e göç eden Hayat İzgi, Kürtçeyi kullanamadığı için ciddi zorluklarla karşılaştığını kaydetti. İzgi, Türkçe bilmediği için ayrımcı yaklaşımlarla karşılaştığını ve uzun süre ev bulamadığını  belirtti. Memleket hasretini Kürtçe kasetler alarak hasret giderdiğini dile getiren İzgi, Kürtçe şarkılar dinlediği için komşularının kendisini etrafı rahatsız ettiği gerekçesi ile polise şikayet ettiğini kaydetti.

'Çocuklarımız Kürtçe eğitim görsün'

Yıllar geçtikçe asimilasyona zaman zaman boyun eğdiğini aktaran İzgi, "Ben halen Türkçe konuşmakta zorlanıyorum. Ama o zaman hiç bilmiyordum. Yıllar geçtikçe biz de asimile olduk yavaş yavaş. Kendimi de suçlu hissediyorum. Daha fazla direnmem gerekiyordu" dedi. Kürt kadınlarının çok zor zamanlar geçirdiğini ifade eden İzgi, "Her dil bize lazım. Ama en başta anadilimiz lazım. Çocuklarımızın Kürtçe eğitim görmesi gerekiyor. Bu ülkede 2 dilin öğrenmesi çok iyi olacaktır. Çünkü biz burada zorlanıyoruz, Türkler de bizim vatanımızda zorlanıyor. Onlar bizi anlasın, biz de onları anlayalım" dedi.

Kürt halkı kendi dilinde konuşmalı

Rojava Kürtlerinden olan Sozdar Mulla Ahmet, yasaklı dilini ve yaşadığı karmaşayı şöyle anlattı: "2007 yılında Türkiye'ye geldim. Amude şehrinde doğdum. Orada 9 yıl yaşadık. Orada okula gidiyordum, eğitim Arapçaydı. Ben Kürtçe konuşunca öğretmenlerim dövüyordu.'' Daha sonra Kıbrıs'a, ardından Türkiyeye göç ettiklerini belirten Ahmet, Türkiye'de de aynı baskılara maruz kaldıklarını belirterek, Kürtçe konuşulmasına izin verilmediğini belirtti. Gittiği yer ülkede yasaklı dilin varlığını hissettiğini belirten Ahmet,  Yıllarca anadilini konuştuğu için hor görüldüğünü dile getirdi. Ahmet, "Bu günlerde bir dil bayramı kutlanacak. Ama benim yasaklı bir dilim var. Kendi dilim yasaklıyken, ben bu bayramı ne yapayım. Benim istediğim şey, Kürt halkının artık kendi dilinde konuşması, kendi kültüründe yaşamasıdır. Şimdi İzmir'de yaşıyorum. Yavaş yavaş asimile olduğumu hissediyorum. Buna dur demek gerekiyor" diye ifade etti.

 DİHA/İZMİR