Leipzig merkezli Federal İdari Mahkemesi, aile birleşiminde şart koşulan dil sınavının Avrupa Adalet Divanı’nda incelemeye sunulmasına karar verdi. Yeterince dil bilmediği için aile birleşimine izin verilmeyen Kamerunlu bir kadının açtığı davayı gören Federal İdari Mahkemesi, 2007 yılında çıkarılan söz konusu yasanın Avrupa Birliği hukuku ile uyumlu olmayabileceği yöndeki kararını önceki gün açıkladı. Zira AB’nin aile birleşimi ile ilgili düzenlemelerinde, üye devletlerin “entegrasyon uygulamalarını” şart koşabileceği ifade edilirken, söz konusu uygulamaların kapsamı muğlak kalıyor.

‘Yasa iptal edilsin’ çağrısı

2010 yılında da Avrupa Adalet Divanı’nın bu yasanın kapsamını somutlaştırması amaçlanmıştı ancak Almanya Federal İdare Mahkemesi o zaman buna ihtiyaç olmadığı kararına varmıştı. Mahkeme geçen sene, AB düzenlemesinin bağlayıcı dil sınavlarına imkan tanıdığı ifade etmişti.
İdare Mahkemesi’nin bu tutumundan vazgeçip, yasayı Lüksemburg’a göndermeye karar vermesi Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Sevim Dağdelen ile Birlik 90/Yeşiller Milletvekili Memet Kılıç tarafından selamlandı. Dağdelen, dil şartını “ayrımcı bir uygulama” olarak nitelendirip, hükümeti bu yasayı iptal etmeye çağırdı.
Alman Yeşiller Partisi Federal Meclis Grubu Göç ve Entegrasyon Sözcüsü Memet Kılıç da bu kararı “Aile birleşimi için dil sınavı şartına bir darbe daha” şeklinde değerlendirdi. Kılıç yaptığı yazılı açıklamada, “Federal hükümet bugüne kadar aile birleşimi için dil şartı uygulamasını savunurken İdari Mahkeme’nin 30 Mart 2010 tarihinde vermiş olduğu düzenleme ‘Türkiye ile imzalanan Ortaklık Anlaşması’na ve AB düzenlemeleri ile uyumludur’ kararın arkasına sığınıyordu” diyerek konuya açıklık getirdiği için İdari Mahkeme’yi kutladığını belirtti.

‘Anlaşmalarla bağdaşmıyor’

Dil şartının ne AB’nin aile birleşimi yönetmelikleriyle ne de Türkiye ile AB arasında imzalanan Ortaklık Anlaşması ile bağdaşmadığını tekrarlayan Kılıç şöyle dedi: “Almanya Federal İdari Mahkemesi’nin bu konuyu çok daha önce açıklığa kavuşturulmak üzere Avrupa Adalet Divanı’na taşımamış olması çok yazık. Anayasa Mahkemesi de konuyla ilgili bugüne kadar yapılan şikayetleri karara bağlamadı. Bu nedenle en az iki dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde karar beklemekte.”

LEIPZIG