ŞİLAN ÖZHAN/JİNNEWS

æKürtçenin Latin alfabesine geçmesi nedeniyle Kürt Dil Bayramı olarak da kutlanan 15 Mayıs kapsamında bu yıl da yasak, inkar ve asimilasyona karşı dünyanın bir çok kentinde düzenlenen etkinliklerle Kürt dili üzerindeki baskılara dikkat çekiliyor.

Kürtçe üzerindeki baskı ve yasaklara dikkat çelen Dilbilimci yazar Necmiye Alpay, tüm ulus devlet modellerinin tekçi bir zihniyete sahip olduğunu söyledi. Ulus devletlerin oluşum süreçlerinin tek dili de beraberinde getirdiğini vurgulayan Alpay, söz konusu tekçi anlayışın kapitalizm ve sanayileşmeyle de yakından bağı olduğunu söyleyerek, "Bu yönde eğitim de geliştikçe yine tek dil ihtiyacı beraberinde doğuyor. Ama bu tek dil ihtiyacı tabi ki eşitsiz ilişkiler içinde bazı anadillerin ezilmesi, yok sayılması, hor görülmesi ve en önemlisi küçümsenmesi ile birlikte yürüyor. Bunlar birbirini besleyen şeyler" dedi.

Anadiller ezildikçe

Anadiller ezildikçe iktisat gibi diğer alanlardaki sömürü-ezen ilişkilerinin de güç kazandığının altını çizen Alpay, Türkiye'deki durumun da bu genel çizginin dışında olmadığını söyledi.

Cumhuriyet'in kuruluşundan hemen sonra Türkiye toplumunun tek dilci modele uymaya başladığını belirten Alpay, "Şimdi sayıyorlar tek dil, tek devlet vs. diye. Gerçi bu Hitler'in sözüydü. İşte bunun temelinde bu sanayi ve modernleşme, kapitalistleşme ekonomisi yatıyor. Ama bu politika pekala çok daha demokratik, insanların iki dilli olarak kendi kültürlerini, kendi dillerini yaşatacak biçimde de yürütülebilirken, baskı, yok sayma, ikinci sınıf sayma, değersizleştirme politikasıyla yürütüldüğü için tabi ki çok fazla olumsuz duygu biriktiriyor" dedi.

Devlet 6 dilde hizmeti kontrol etmeyi beceremiyor

Kayyum atanan DBP belediyelerin çok dilli eğitim ve yaşama geçiş uygulamalarını hatırlatan Alpay, "Mesela Sur Belediyesi 6 dilde hizmet veriyordu. Bütün bunları devletler sevmiyor işte. Çünkü 6 dilde hizmet verilmesini kontrol etmeyi beceremiyorlar. O ölçüde hazırlıkları yok. Öyle bir politikaları yok. Aslında devletin öyle demokratik bir politikası olsa bunun imkanlarını yaratabilir. Gerekli öğretmenleri, çevirmenleri, kursları, okulları sağlayabilir. Bu da halk için bir rahatlama, kendini yeterince değerli ve saygı değer bulma imkanını sağlamış olur. Yani çok köklü bir değişiklik gerekiyor bizim toplumumuzda” ifadelerini kullandı.

Bölünme paranoyası

Türkiye'de Kürtçenin Türkçeden sonra kendi kendisini yaşatma iradesi en güçlü dil olduğunun altını çizen Necmiye Alpay, bu nedenle devlet tarafından özel olarak tehlikeli bulunduğunu söyledi. Alpay, bunun bir bölünme paranoyası olduğunun altını çizerek, "Kürtler bölünmek istiyor deniliyor. Bu tam bir kısır döngü yaratıyor. Siz bölünme istiyorlar diye Kürtçenin, Kürt kültürünün varlığını ezdiğiniz sürece orada bir ayrılma duygusunu kendi elinizle beslemiş oluyorsunuz" diye konuştu.

Alpay, birlikte yaşama kültürünün yardım odaklı olması gerektiğini ifade etti ve ekledi: "Mesela Kürtçenin ilk büyük sözlükleri çıktığında Hollanda hükümetinin yardımıyla basıldı. Halbuki neden buradaki Kültür Bakanlığı’nın yardımıyla çıkmasın? Ne kadar büyük bir sempati uyandırırdı. Şahsen bir dilci olarak büyük sempati duyardım Kültür Bakanlığı’na. Ama hayır illa engel olacak, kurumlarını kapatacak. Enstitüyü kapatacak, kurslara imkan vermeyecek, açılan okullar kapatılacak, önce paralı yapın diyecek sonra ona da izin vermeyecek."

O kadar kötü bir TV kurdu ki, izlenmiyor

Devletin Kürtlere haklarını tanımak zorunda kaldığını hatırlatan Alpay, şöyle devam etti: "Hükümetin, devletin en büyük hatası; sonuçta hakları tanımak zorunda kalacağı çok açık olduğu halde yıllarca süründürüyor o hakkı. Sonunda da tanıyor. Mesela kendi eliyle televizyon kurmak zorunda kaldı. Ama o kadar gecikti ve o kadar kötü bir televizyon kurdu ki kimse seyretmiyor. Yalnızca Kürt siyasi hareketinden bahsetmiyorum. Onun dışındaki insanlar da seyretmiyor, belki bir iki kişi türkü dinliyordur hepsi o kadar. Dolayısıyla çok temelden ve hatalı bir politika söz konusu. Bunun Kürtlere yönelik olması da bir irade ortaya koymasıyla ilgili bana kalırsa.”

  İSTANBUL