
Bilim insanlarına göre, insanlar ortak atalarına göre oldukça büyük bir beyne sahip olmaları, dilin gelişimi ve komplike iletişim metotları geliştirmelerini sağladı. Dil üzerinde yapılan araştırmalar da dilin, dilin kullanımının insanların kişiliğini de etkilediğini ortaya koyuyor.
Farklı diller beyni farklı etkiliyor
Dilin beyne etkisi konusunda yapılan araştırmalar daha çok çokdilli insanları denek olarak kullandı. Yapılan araştırmalar çok dilli kişilerin farklı diller konuştuğunda beynin farklı bölgelerinin aktif hale geldiğini ancak, tek dilli kişilerin beyinlerinin sınırlı bölgelerinde aktifleşme görüldüğünü ortaya koydu.
Houston Üniversitesi’nden dilbilimci Arturo Hernandez’e göre tekdilli kişiler ile çokdilli kişiler arasında beynin işleyiş şeklindeki farklılıklar, dilin beyne, kişiliğimize etkisini ortaya çıkarabilecek kadar güçlü veriler içeriyor. Hernandez farklı diller konuşmanın beyindeki bağlantıları, algıyı uzun vadede değiştirecek kadar güçlü bir etkiye sahip olabileceğini vurguluyor.
Çok dilli insanlar daha geç bunuyor
Toronto’daki York Üniversitesi’nden Ellen Bialystok ise çokdilli insanlarda tekdilli insanlara göre 4.5 sene daha geç bunama görüldüğünü söyledi. Çokdilliliğin beyindeki gri madde oranını da koruduğunu anlatan Bialystok, birden fazla dil konuşmanın beyindeki bağlantıları daha güçlendirdiğini kaydetti.
Çokdilliliğin fiziksel etkileri konusunda İngiltere’deki Edinburgh Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma ise beyin kanaması geçirmiş 608 kişi üzerinde yaptığı araştırmada, çokdilli beyin kanaması geçiren kişilerin tekdillilere göre iki kat daha fazla iyileşme gösterdiği görüldü. Beynin farklı dillerle farklı bağlantılar geliştirdiğini ifade eden bilim insanları, çokdilliliği bir çeşit beyin jimnastiği olarak nitelendirdi ve bu şekilde beyinde oluşan yeni bağlantıların beyin kanamasının iyileşmesi sürecinde yardımcı olduğunu belirtiyor.
Dil dünyayı algılamayı da
değiştiriyor
Dilin dünyayı algılamamızı etkilediği yönündeki teoriler 1940’lara kadar dayanıyor. O dönemde yaşamış dilbilimci Benjamin Lee Whorf, eğer bir insanın konuştuğu dil bir konsepti ifade edecek kelime ya da deyimi kullanmıyorsa sadece bu dili konuşan kişinin sözkonusu konsepti de anlamayacağını ifade etmişti. Whorf’un bu teorisi 2000’li yılların ilk döneminden bugüne bilim insanlarının gündemini yeniden işgal etmeye başladı.
İngiltere’de yapılan bir araştırmada Yunanca konuşan kişilerin İngilizce konuşan kişilere göre mavi renginin tonlarını daha hızlı ayırt ettikleri görüldü. Bilim insanları bu farkı Yunancada mavinin koyu ve açık tonları için iki ayrı kelime kullanılmasına bağladı.
Buna benzer yapılan birçok araştırmada farklı dillerin sahip olduğu farklı kelimelerin dili konuşan kişilerin algısına etkide bulunduğu belirlendi.
Dilin kişiliğe etkisi
1960’lı yıllarda sosyo-dilbilimci Susan Ervin-Tripp tarafından gerçekleştiren bir deneyde ise hem İngilizce hem Japonca konuşan kişiler üzerinde belirsiz şekillerin bulunduğu resimler gösterilerek tanımlamaları istendi. Deney sonucunda tanımları Japonca yapan kişilerin daha sonra benzer şekilleri İngilizce tanımlayınca çok farklı benzetmeler yaptığı görüldü. Ervin-Tripp deneyle ilgili notlarına Japonca yapılan betimlemelerde daha fazla duygu ortaya çıktığını yazmıştı. Dil değiştiği zaman obje çok benzer ya da aynı olsa dahi, yarattığı duygu ve algı değiştiyordu.
Connecticut Üniversitesi’nden Nairan Ramirez-Esparza, hem İspanyolca ve hem İngilizce konuşan deneklere farklı dillerde kişilik testleri yaptı. Deneyin sonucunda İngilizce doldurulan kişilik testlerinde ağırlıklı olarak daha dışa açık sonuçlar ortaya çıkarken İspanyolca yapılan testlerde ise ağırlıklar içe kapanık ve mütevazi sonuçlar görüldü. Deneyi gerçekleştiren Esparza’ya göre dil insanın kendini farklı görmesine, farklı hissetmesine neden olarak kadar güçlü bir araç.
Yine Oslo Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde de görüldü ki çokdilli çocuklar, başkalarının perspektifinden farklı olayları algılama konusunda çok daha yetenekli.
Dilin gücü bilim dünyasında en çok merak uyandıran konulardan biri konumuna gelmiş durumda. Her geçen gün yapılan deneyler gösteriyor ki dil, biz konuştukça, öğrendikçe beynimizi, algımızı ve kişiliğimizi şekillendiriyor. Bazı bilim insanları bunun tad almamızı, alışkanlıklarımı ve değerlerimizi de etkilediğini öne sürüyor.
Doğan BARIŞ ABBASOÐLU