• AKP iktidarı, 2003’ten beri 6 kez tasarruf paketi ilan etti, ancak hepsi sonuçsuz kaldı. Erdoğan’dan en küçük birimine kadar israfta sınır tanımıyorlar. KESK Eşbaşkanı’a göre; savaş bütçesine rağmen tasarruf genelgeleri anlamsız.

 

AKP’nin iktidara geldiği 2002’de, Ecevit tarafından yürürlüğe konulan Tasarruf Tedbirlerine İlişkin Başbakanlık Genelgesi’ni aynen sahiplenmişti. 2003’te çıkarttıkları Başbakanlık genelgeleri ile kamuda tasarrufu öncelediklerini ilan ettiler. 2006’da, 2007’de, 2017’de kamuda tasarruf genelgeleri çıkartırken, 2018-2020 dönemini ‘kamuda üç yıllık tasarruf dönemi’ ve stratejik hedef ilan ettiler. 2018’de tek adam sistemine geçilirken Erdoğan, yeni tasarruf tedbirlerini yürürlüğe koydu. 30 Haziran’dan itibaren ise “Tasarruf Tedbirleri ile İlgili 2021/14 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi”ni yayımladılar. 

İktidarın ‘itibardan tasarruf olmaz’ diyerek, kendisini muteber, halkı tebaa gören zihniyetini açığa vurduğunu belirten CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, halka porsiyonları küçültmeyi tavsiye edip kendilerini muaf tuttuklarını söyledi. AKP hükümetlerinin 2003’ten bu yana 6 kez tasarruf paketi açıkladığını ve hepsinin sonuçsuz kaldığını belirten Toprak, şunları söyledi: “Yayınladıkları genelgelerin hepsi delindi, sonuçsuz kaldı. Kendi kararlarını önce kendileri çiğnerken, en başta da kararın altında imzası olan Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine imtiyaz ve ayrıcalık tanıyarak tasarruftan muaf tuttu. Bu tamamıyla halka kemer sıkmayı, yokluk içinde yaşamayı reva gören iktidarın, vatandaşa tepeden bakan, milyonları tebaası gibi gören zihniyetinin açığa vurulmasıdır. Millet kuru ekmeğe muhtaç diyenlere ‘kuru ekmek buluyorsa aç değildir’ diyenler, evine ekmek götürememekten yakınan yurttaşa ‘porsiyonları küçültün’ tavsiyesinde bulunanların halkın ödediği vergileri israf ve şatafata harcamayı kendilerine hak gören bu yaklaşımı, milletin sıkıntılarıyla alay etmekten öte bir şey değildir.”

Tasarruf savaş bütçesinde olmalı

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik de ANF’ye yaptığı açıklamada,  Türkiye’nin Ortadoğu, Afrika ve Kafkaslar’da yürüttüğü askeri, yayılmacı, emperyal politikalara dikkat çekerek, asıl tasarruf yapılması gereken yerin buralar olduğunu ifade etti. Bütçenin büyük oranda harcama kalemlerinin, giderlerinin örtülü ödeneklere, savunma kaynaklarına, silahlanmaya ayrıldığını söyleyen Bozgeyik, şöyle devam etti: “Gerçekten bir tasarruf yapılacaksa ülkenin kaynakları toplumdan, halktan, kamu emekçilerinden yana kullanılmak isteniyorsa tasarruf etmeleri gereken yer; S-400, F-35 veya Almanya ve İngiltere’den aldıkları askeri teçhizatlardır. Biz KESK olarak, kurulduğumuz günden bu yana bütçe kaynaklarının savaşa, ranta, talana ayrılması yerine emekçilere, toplum yararına kullanılmasını, kamusal hizmetlere ayrılmasını talep ediyoruz. Bu genelgeye baktığımızda askeri harcamalarla ilgili bir kısıtlamaya gidilmediğini görüyoruz. Bu politikalardan vazgeçilmezse ve buradan bir kısıtlama olmazsa bu tür tedbirlerin ülke ekonomisine, gayri safi milli hasılaya hiçbir olumlu katkısı olmayacak.”

Türkiye’de zaten uzun süredir bir ekonomik kriz olduğunu anımsatan Bozgeyik, şunları söyledi: ”10 milyonun üzerinde bir işsizlik rakamıyla karşı karşıyayız. Eğitimde, sağlıkta çok yoğun personel ihtiyacı olmasına rağmen atamalar yapılmıyor, genç işsiz sayısı her gün artıyor. 1 Temmuz’da sokağa çıkma yasağının kalkmasıyla beraber çok yoğun işten çıkarmalar yaşandı. Bu nedenle de kamu emekçileri, toplum, halk giderek yoksullaşıyor. Yoksulluk sınırı 9 bin TL’yi aşmış durumda. Kamu emekçilerinin aldığı ücret açlık sınırına yakın bir düzeyde.”

 

Rüşvet uyarısı

Türkiye, OECD’den Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi’nin uygulanması ve yurtdışı rüşvet suçlarının çok düşük düzeyde denetlenmesi konularında Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu’nun endişelerini gidermek için yeterli adımları atmadığı yolunda uyarıldı. Sözleşmenin maddelerine göre bundan sonra adımlar daha da gecikirse Türkiye’ye karşı yaptırımlar daha da sıkılaşacak.

TRC Danismanlik Kurucu Ortağı Bülent Hacıoğlu, “OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi’ne göre Türkiye’nin gerekli adımları atmaması durumunda Çalışma Grubu kamuoyuna yapacağı bir açıklamayla Türkiye’de bulunan şirketlerin ‘due diligence’ tabir ettiğimiz daha sıkı incelenmesi yönünde tavsiyede bulunabilecektir. Bu da Türk firmalarının diğer ülkelerdeki rakiplerine karşı dezavantajlı bir konuma gelmesine yol açabilecektir” dedi.

OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi temel olarak üye ülkelerde tüm firmaların eşit ve adil koşullarda rekabet etmesini ve vatandaşlara kaliteli, olması gereken maliyetlerde yapılmış ve tüm kesime ulaşan kamu hizmetleri verilmesini amaçlıyor. Türkiye, sözleşme şartlarına uyum göstermediği için OECD’den sert bir uyarı almış durumda.