Kitapta; 'Ermenistan Dağlarında', 'Kuşlar', 'Dağda Geçen Çocukluğum' ve 'Kampta Gece Ateşi' adlı dört bölüm altında, toplam otuz öykü yer alıyor. Öykülerin hemen hepsinde hakim coğrafya; Ağrı dağı etekleri, Sevan gölü çevresi ve Aras nehri kıyıları. Vakhtang Ananyan, okuyucunun hiç yabancılık çekmeyeceği bu coğrafyaya sadece diğer taraftan bakıyor ve belki de en önemlisi, bundan yüz sene önceki hümanizmi, insanın doğayla ve doğada yaşayan tüm hayvanlarla kurduğu yakın ilişkiyi, masalların içinden çekip çıkartarak okuyuculara sunuyor.
Dağlarda yaşayan ayılar, geyikler, yaban keçileri; göllerde, sazlıklarda yaşayan kuşlar, sadece yabanıl hayatın bir parçası olarak değil, aynı zamanda yazarın arkadaşlık ettiği, duyguları ve hatta düşünceleri olan hayvanlar. İlk birkaç öyküden sonra, çoğu özel bir isme sahip olan bu hayvan dostlar, giderek bize tanıdık gelen karakterlere dönüşüyorlar ve insanoğluyla uyum içinde devinen bir doğa algısı, bize bugün neler kaybettiğimizi, nelerden mahrum kaldığımızı bir kere daha hatırlatıyor.
KÜLTÜR SERVİSİ