Kime sorsanız anadil ile ilgili söyleyeceği bir sözü vardır mutlaka. Çünkü varolmanın temel kriteridir. Sadece yüreğin değil, birey olmanın, ulusallaşmanın da anahtarıdır anadil.  Dil’siz bir ulusun olamayacağı gerçeğini en çarpıcı adıge atasözü “Dilsiz Ulus Ölüdür“ tarif etmekte. Öyle ki sömürgecilik ayak bastığı her coğrafyada ilk olarak kültürel kırım uygulamaları ile, dil, kimlik, varlık inkarı, yani asimilasyon ile başlar soykırıma. Buna en çok da Kürdistan coğrafyası şahitlik etmiştir.

Kürtçe’nin bütün lehçeleri yakın tarihe kadar ağır bir inkar politikasına maruz kaldı. Öyle ki Kürtçe alfabesinde yer alan kimi harfler yasaklandı, ağır ceza gerekçesi yapıldı. Dünya anadilde eğitim ve öğrenimi tolere edip evrensel bir hak olarak kabul ederken, Türkiye ise tekçi devlet hukukundan, merkeziyetçi katı çehresinden en ufak taviz vermemekte. Vaziyet böyle olunca onlarca dil tek dile kurban edilmekte. 

Kirmanckî’nin direnişi

Asırlardır varoluş mücadelesi veren, kendi yağında kavrulan Kürtçe’nin en kadim ama en savunmasız lehçelerinden biri o. Mevzu bahis Kirmanckî. Günümüzde ise hatırı sayılır pozitif bir müdahale olmadığı takdirde yok olacağı söylentileri sır değil. Çünkü ne yazık ki günümüze kadar hiçbir zaman resmi öğrenim dili olmadı. Öyle ki günümüze kadar kendisini yaşatması bile büyük bir başarı. Bu başarıyı kültür ve edebiyata borçlu olsa da, siyaset, ekonomi, basın gibi kamusal alanlarda geri kalmışlık zaman içersinde yok oluşun da köşe taşlarını döşemekte. Daha köklü ve kapsamlı adımlar atılmadığı oranda kimi inisiyatif, kurum ve dilbilimcilerin çeşitli girişimleri de bu kötü gidişatın önünü alamayacak, birkaç kuşak ötesi bu kadim lehçe ciddi kan kaybedecek. Bu tehlikenin önünü alacak olan da toplumun kendisidir. Kirmanckî bilen Kürtlerin çocuklarına tarih ve kültürel değerlerini kendi anadilinde aktarması temel adımlardan biri. Çok zengin kelime yapısına sahip olan Kirmanckî’yi barajlanmış bir akarsuya benzetmek yanlış olmaz. Yapılması gereken o bendi kaldırıp  suyun akışını sağlamaktır.

Varlığını en çok da ‘estanik’, ‘klam‘, ‘mesele‘, ‘deyiş’lere borçlu olan Kirmanckî’yi  geliştirmeye dönük önemli girişim ve çabalardan söz etmek de mümkün. Newroz’da Kirmanckî yayına başlayan JIYAN TV bu girişimlerin sonuç ve pratik ifadesi belki de. Vate, Verroj, Newepel gibi yayınlar da lehçenin direnişinin temel destekçilerinden. Kirmanckî gün be gün Kürt basınında daha geniş yer bulmakla beraber, halen okur ve sahiplenici kitlesinin ilgisine muhtaç. 

Kirmanckî öğrenimi ve gelişimi ile ilgili çabanın en anlamlısı da bir çığlık gibi demir parmaklıklar ardından gelişmekte. Yaşam ve dil özgürlüğü uğruna bir ömürlük cezalara çarptırılan siyasi tutsaklar duygu ve düşünce yoğunluğunu, özlem ve umutlarını edebiyat ile dışarıya taşırmakta. Bu tutsaklardan biri de çeyrek asırdır cezaevlerinde bulunan Sînan Sutpak.


‘Biricik’ yakarış 

Şimdiye kadar özgür basının birçok yayınında hikaye, makale ve şiir türü çalışmaları yayınlanan ve Dimilkiye dair çabaları ile tanınan yazarın ilk şiir kitabı ‘Jûtenya’* Aram yayınevinden çıktı. Dimilkî ile yazılan dizelerde yazar anadiline dönük yasaklara isyanını, sevgi ve inadını dile getirmekte. Yarım asırdır arşınlayamadığı ülkesine dair dört duvar arasından biriktirdiği hasreti ve hayallerini dile getirmekte. Qerejdağ’dan Hewrenan’ın Çîyayê Şaxo’suna, Helepçe’den Kobanê’ye bir ülkenin çığlığıdır dile gelen. Diyar-ı Mezopotamya’ya dayatılan sömürge hukukuna karşı dövüşen bir halkın hikayesidir.

‘Jûtenya’nın dizelerinde Ahûramaz’da ile Ehrimen’in kavga çemberinden Derweşê Evdê’nin aşk yoluna, Kawayê Hesinkar’den Diyar-ı Bekir’in 35. koğuşuna, Mazlum’a yol alırsınız. Arin Mirkan’ın direniş mevzisinin, 74. Ferman feryadının yakın tanıklığını da yaparsınız.

1961 yılında Sêwereg’e bağlı Tilê köyünde dünyaya gelen Sutpak 1979 yılında evlenir.  3 çocuk babası olan Sutpak 1993 yılında PKK davasından yakalanarak müebbet cezaya çarptırılır. 26 yıldır birçok cezaevinde kalan yazar şu an Elbistan cezaevinde. Birçok dergi, gazete ve siteye Kurmancî ve Dimilkî makaleler yazan Sutpak aynı zamanda Azadiya Welat ve Verroj gazetelerinin de yazarı. 


Ülkem Zeremya


*’Biricik’, ‘birtane’