• HDP'nin düzenlediği "Hak Adalet ve Vicdan Bulaşması"nın Sonuç Bildirgesi’nde dinin araçsallaştırılmasına karşı mücadele gerekliliğin vurgulanırken, adalet paydasında bir arada mücadele çağrısı yapıldı.

Halklar ve İnançlar Komisyonu, geçen hafta yapılan “Hak, Adalet ve Vicdan Buluşması”nın Sonuç Bildirgesi’ni açıkladı. Ülkenin dört bir yanından 100’ün üzerinde din aliminin, kanaat önderinin katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada din-devlet ilişkisi, din-siyaset sınırları, din-iktidar uyuşmazlığı, iktidarların kendi beka ve çıkarları uğruna dini araçsallaştırmaları, demokratik İslam olgusu, kadına dönük baskı ve şiddetin din üzerinden meşrulaştırılması; hak, adalet ve vicdan çerçevesinde İslam’ın özü olan; tevhit, adalet ve barışa davetin önceliği, âlimlerinin bu konudaki rollerinin önemi gibi daha birçok konuda tartışmalar yürütüldü.

Sonuç Bildirgesi’nde yer alan tespit ve önerilerin bazıları şöyle:

*  Din insanları, hak, adalet, barış ve zulme karşı durmayı emreden İslam dininin iktidarlar tarafından kullanılmaması gerektiğini en yüksek sesle dile getirmeli ve zalime karşı zulme uğrayan mazlumun yanında yer almalıdır.

*  Dillerimiz, kimliklerimiz, kültürlerimiz, inanç özgürlüğümüz adaletsizlik kuşatması altındadır. Anadilinde inanç hizmeti alamayan halklarımız, eşitsizlikle ve adaletsizlikle karşı karşıyadır. Dini, dini kurumları siyasi çıkarlarının aracı haline getiren, İslam’ın özünü çarpıtan bir zihniyetin yönetimindeki tüm toplum, büyük bir adaletsizlikle karşı karşıyadır.

*  İktidarın, dine ilişkin yaşadığı gerçek, Muaviye çizgisidir. Çıkarlarını her şeyin üstünde görmekte ve bunun için Kur’an-ı Kerim’i dahi eline alıp seçim meydanlarında sallayarak hiçbir ahlaki ve dini kuralı tanımamaktadır. Din insanları bu araçsallaştırmaya, hiçbir kural ve kaide tanımamaya karşı mücadele etmelidir.

*  Özellikle İslam coğrafyasında sömürü, adaletsizlik ve her türlü vahşet yaşanıyor. Kadın ve çocuklara yönelik zulüm var. Hiç kimse suçu başkasına atarak bu sorumluluktan kaçamaz.

*  İnkâr, imha ve ayrımcılık her yere sirayet eden bir olgu olmuştur. Dünün mazlumları bugünün firavunları haline gelmiştir. Cezaevlerinde insanların çıplak bedenleri üzerinden politikalar yürütülüyor, çıplak arama yapılıyor. Kadınların hakları, yaşamları için var olan İstanbul Sözleşmesi bir gecede yok edilmek isteniyor. Sosyal bir çürüme ve yozlaşma yaşanan böylesi bir zamanda iktidarlar ne kadar suçlu ise görevini yapmayanlar da bundan bu kadar sorumludur.

*  Adalet herkes içinse adalettir. Coğrafyamızda yaşayan bütün halklar ve inançlar için adalet. Kadınların hakları ve eşitliği için adalet. Geleceksizleştirilen gençler için adalet. Bastığımız toprak, soluduğumuz hava, içtiğimiz su için adalet. İnsan hakkı için adalet. Açlar ve yoksullar için adalet.

*  Kapatılmak istenen HDP için adalet. Haksız ve hukuksuzca vekilliği düşürülen, Meclis'teki adalet nöbeti sırasında sabah namazı için abdest alırken gözaltına alınan Ömer Faruk Gergerlioğlu için adalet.

* Batılı ‘hak’ olarak lafzedenlere karşı en güçlü yanıtı hak, adalet ve vicdanda buluşanlar verebilir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin hukukunu korumak; coğrafyamızın zenginliği olan farklı renklerimizle Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Süryani, Laz, Çerkes, Pomak; Êzîdî, Müslüman, Sünni, Alevi, Hristiyan, Yahudi. ‘Adalet’ paydasında bir arada mücadele ederek mümkündür.   ANKARA