Devlet…! İnsanlığın baş belası! “Kendim ettim, kendim buldum!” misali. “Atsan atılmaz! Satsan satılmaz!”
Önce insanlık vardı. İnsanlık dini, sonra devlet ve iktidarı icat etti. Kendi icadının esiri olan insanlık devlet hastalığından ve iktidar paranoyasından nasıl kurtulacak? Devlet hastalığına demokrasi ilacı bir çözüm olabilir mi? Yoksa tedavi gerektiren devlet değil insanlık mı? Hadi devlet hastalığını bir nebze olsun demokrasi ilacıyla tedavi ettik, iktidar paranoyasını ne yapacağız? Bu amansız virüsler nasıl oldu da insanlığın psikolojik genetiğine nüfuz etti? Din, devlet, iktidar bir üçgende buluşunca insanlığın kurtuluşu mümkün mü? Bu hastalığın tedavisi var mı?
Din… İlahi din… Yetmedi “Tek din”…
Devlet… Ulus devlet… Yetmedi “Tek devlet”…
İktidar… Güçlü iktidar… Yetmedi “Tek iktidar”…
Başlangıçta iktidar “Devleti yönetmenin aracı” iken giderek devletin kendisi olmaya başladı. İktidar olan her güç “Devletin bekası” “Bölünmez bütünlük” ve “Din elden gidiyor” virüsüne kapılıp devletleşme hastalığından kurtulamadı. Bu hastalığın en tipik örneği AKP iktidarıdır. “Devleti tedavi etmek için iktidar olan” AKP amansız devlet hastalığının pençesinde kıvranıyor. AKP’nin tedavi için kullandığı “Din ilacı” hastalığı salgın haline getirdi. Türkiye’de geçmişten beri yüzde 50 bilmem kaç “Çoğunluk” din, devlet, iktidar üçgenine hapsolmuş durumda. AKP bu yüzde 5o bilmem kaç “Çoğunluğun” devlet hastalığını tedavi için tercih ettiği bir “İlaçtı.” yüzde 50 bilmem kaç “Çoğunluk” ilacın mutasyona uğrayıp virüse dönüştüğünden habersiz miydi? Yoksa din, devlet hastalığı ve iktidar paranoyası bu yüzde 50 bilmem kaç “Çoğunluktan” yayılan bir salgın hali midir? Sakın “Milli irade” denerek kutsanan “İrade” din, devlet hastalığı ve iktidar paranoyasının kaynağı olmasın? “Milli irade” derken bakın aklıma ne geldi? CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün PKK tarafından “Alıkonulmasına” “Milli iradeye saldırı” diyen AKP’liler tutuklu milletvekilleri için ne diyecekler? Hüseyin Aygün iki gün içinde salıverildi. Ama dokuz milletvekili kaç yıldır tutuklu, Hatip Dicle’nin milletvekilliği de AKP tarafından alenen gasp edildi. PKK yapınca “Milli iradeye saldırı” oluyor da AKP yapınca olmuyor mu?...
Neyse… Konumuz din, devlet, iktidar olunca geçerken “Milli iradeye” uğramış olduk!
Devleti kutsayan, “Baba” olarak gören ve “Toplumsal yaşam için vazgeçilmez denge unsuru” sayanlara hakikati bir matematik formülü ile ifşa edelim. Din, devlet, iktidar üçgeni eşkenar bir üçgen değildir. Dolayısıyla üçgenin kenarları ve açıları arasında bir orantı sorunu vardır. Eşkenar üçgende denge unsuru vardır. Din, devlet, iktidar üçgeninde denge unsuru yoktur. Trigonometri verileri ile bakıldığında din, devlet, iktidar üçgeni dik üçgendir ve devlet hipotenüstür. Ama dik üçgeni oluşturan asıl unsur yatay ve dikey kenardır. Pisagor teoremine göre “Dik üçgende hipotenüsün karesi dikey ve yatay kenarın karesine eşittir.” Din, devlet, iktidar üçgeninde devlet kurnazca hipotenüs olmayı seçmiştir.
Kendi çıkarları için insanlığı “Sağmal inek” yerine koyan hakim sınıf burjuvazi, insanlığın tarih boyunca oluşturduğu siyasal, sosyal ve kültürel birikimleri sağıp din ile mayaladı, devleti oluşturdu ve iktidar olup yoğurdun kaymağını yedi. Bırakın kaymağı, yoğurttan nasiplenmek isteyen insanlık ise “Anarşist, yıkıcı, bölücü, terörist” oldu!
Devlette iktidarı, üçgende hipotenüsü, yoğurtta kaymağı kapan burjuvazi saltanat sürerken, “Devleti koruma, bölünmez bütünlüğü sağlama, dine sahip çıkma ve laikliğin güvencesi olma” görevini yüzde 50 bilmem kaç “Çoğunluğa” verdi. Kendini “Ne oldum delisi” sanan yüzde 50 bilmem kaç “Çoğunluk” ise din, devlet hastalığı ve iktidar paranoyasının pembe hülyasında yakalandığı hastalığın farkında bile değil!
Din, devlet hastalığı ve iktidar paranoyasında sıkışan AKP için toplumun çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı Laik Demokratik Türkiye özlemi matador ve elindeki kırmızı bezi andırıyor!
Din, devlet hastalığı ve iktidar paranoyası