MSD Başkanlık Konseyi üyesi Hesen Mihemed Ali, bir çok devletin daha önce kendileriyle görüşmelerde gizliliği esas aldıklarını ancak şimdi açık görüşmeyi tercih ettiklerini söyledi. Ali “Gelişmeler, 21. yüzyılın Kürtlerin yüzyılı olabileceğinin delilidir. Bizim de özgürlüğün aşıkları gibi çalışmamız lazım” dedi.
YEKO ARDIL/BERLİN
Almanya’nın başkenti Berlin’de “Efrîn ve Suriye probleminin çözüm aşaması” konulu bir seminerde konuşan Suriye Demokratik Meclisi (MSD) Başkanlık Konseyi üyesi Hesen Mihemed Ali, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin önemli diplomasi faaliyetlerinde bulunduğuna işaret ederek şu ifadeyi kullandı: “Eskiden bizimle görüşen devletler gizliliği esas alırlardı şimdi ise kamuoyuna açık olmasını istiyorlar hatta basınını da yanlarında getiriyorlar.”
PYD Berlin’in organize ettiği panel, Rosa Luxemburg Vakfı’nda Pazartesi akşamı saat 18:00’de saygı duruşu ve PYD Berlin yöneticilerinden Deham İbrahim’in açılış konuşmasıyla başladı. Çok sayıda kurum temsilcisi, akademisyen ve aydının dinleyici olarak katılım sağladığı panelin moderatörlüğünü ise PYD Berlin Eşbaşkanı Sileman Hajî ve Berlin Kadın Meclisi’nden Diya Bêrîvan üstlendi.
‘Hesaplar akıllıca yapılmalı’
MSD Başkanlık Konseyi üyesi Hesen Mihemed Ali konuşmasına şu cümlelerle başladı: “Kuzey Suriye’de içinden geçtiğimiz süreç sıradan bir süreç değil. Bu aşamanın içinde dünyanın önde gelen devletleri yer alıyor. Bu süreçte iyi ve akıllı hesaplar yapılmazsa ve de bölge de bulunan devletlerle doğru ilişkiler kurulamazsa hesapların geri tepmesi de söz konusu olabilir. Böylesi aşamalar, çok sayıda gücü ve sistemi altüst eden süreçtir. 100 yıllık devletler bu süreçte yıkılabiliyor. 100 yıl önce dünya sistemi yapılandırıldığında biz halk olarak bu dizayn döneminde eli boş kalmıştık. 20’inci yüzyılda yapılan dünya savaşlarından sonra oluşturulan düzenlemelerde Kürt halkı olarak yer bulamadık. Araplar, Türkler ve İran daha sonra mücadele eden Kürtleri kanla bastırdı. Çünkü bir kere sen o sistem içinde başında yer bulamamışsın.”
Hesen Mihemed Ali, seminerde 20.yüzyıl boyunca Kuzey, Doğu, Güney ve Batı Kürdistan’da Kürtlerin mücadelesi ve dört devlet tarafından bu mücadelenin bastırılmasına dair tarihsel süreci ayrıntılarıyla anlattı.
Hesen Mihemed Ali devamla şunları söyledi: “20’inci yüzyılda her iki dünya savaşının ardından eli boş kalan Kürtler şu andaki 3. Dünya Savaşı’na iyi bir hazırlık yapmazsa ve akıllı politikaları devreye koymazsa yine aynı sonuçlarla karşılaşabilir. Şimdi Ortadoğu’da herkes korkuyor. İran bu savaşın ona da sıçramasından korkuyor. Türkiye kendinden korkuyor. Bu nedenle her yere müdahale ediyor. Kürt halkı olarak da ortaya çıkan fırsatları değerlendirmemiz gerekiyor. Ortadoğu’daki aktörler şu anda öyle sıradan devletler değil. ABD, Rusya, Avrupa ülkeleri, Türkiye ve İran, Suudi ve diğerleri hepsi olayın içinde. Türkiye ve İran bölgenin etkin gücü olmaya çalışıyor. Araplar da olayı farklı bir düzenlemeye çekmeye çalışıyor. Hatta Bir Arap NATO’su bile ortaya çıkabilir.”
‘Devletler artık açık görüşmeler yapıyor”
Devletler adına temsilcilerin daha önce Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi yöneticileriyle yaptıkları görüşmeleri gizli tutmayı yeğlediklerini ancak şu anda açık görüşmeleri tercih ettikleri belirten MSD Başkanlık Konseyi üyesi Ali “Eskiden bizimle görüşen devletler gizliliği esas alırlardı şimdi ise kamuoyuna açık olmasını istiyorlar hatta basınlarını da yanlarında getiriyorlar. Örneğin Britanyalı yetkililer geldiğinde yanlarında uluslararası basın mensupları da vardı. Süreç giderek Kobanê Direnişi’nde olduğu gibi etrafına diğer halkları ve demokratik güçleri de alarak Demokratik Suriye ve Özgür Kürdistan’a evriliyor. Gelişen durum tarihsel anlamda İkinci Med Hareketi’dir. Tarihte olduğu gibi halkların koalisyonu ve birliği ile ortak düşmana karşı savaşılıyor. Eskinin yerine çağdaş olan inşa ediliyor. Kürtler de buna öncülük ediyor. Tam da bu dönemde bizler ufak tefek sorunlarla uğraşmadan, ‘şu şunu yaptı’, ‘bu bunu yaptı’ya takılmadan önümüzdeki fırsatları ve geleceğimizi düşünmeliyiz” ifadelerini kullandı.
‘Gece gündüz çalışmalıyız’
Dünyanın Kürtleri tanıdığını belirten Hesen Mihemed Ali devamla şunları belirtti: “Şu an iyi bir aşamadayız. Artık dünyada tanınmış durumdayız. Amerika ‘çekilelim’ dediğinde Avrupa ülkeleri ‘Kürtler savunmasız kalmamalı’ diye itiraz etti. Trump, geçenlerde Erdoğan’ın yüzüne söyledi. Tüm bunlar 21. yüzyılın Kürtlerin yüzyılı olabileceğinin delilleridir. Bakur ve Rojhilat için de böyledir. Çünkü sistemde oluşacak değişim durmayacak, dalga dalga yayılacak. Bizim de sürecin ve özgürlüğün aşıkları gibi çalışmamız lazım. Gece gündüz ibadet aşkıyla mücadele etmeliyiz.”
‘Eksik kaldığımız mesele: Efrîn’
Suriye’de politikanın oldukça değişken olduğunu, başlangıçta ‘muhalefetin temel unsurları’ olarak kabul edilen güçlerin zamanın ruhunu doğru okuyamadıkları için çözüldüklerini belirten Ali, Efrîn’de Türk devleti ve çetelerinin işgalinin kendilerin açısından eksik kalınan bir sorun olduğunu vurguladı.
Ali anlatımları devamla şöyle: “Bizim de bu konu da eksik kaldığımız mesele Efrîn meselesidir. Biz hazırlıklarda eksik kaldık ve Türkiye- Rusya ilişkilerini iyi hesap edemedik. Hava unsuru yine öyle. Sürecin ciddiyeti ve tehlikesini iyi hesaplayıp tedbir alınmadı mı sonu kötü olur. Şimdi ise adım adım ve karış karış savunma sitemleri geliştirilmeye çalışılıyor. Kobanê’de olduğu gibi iyi hesaplar ve ittifaklar sonucunda tüm dünyanın Kürtlere bakışı değişti. Oysa Türkiye gibi güçler “DAİŞ i bize verin, biz çözeriz” ısrarındaydılar. Bazı çevreler “Niye Kürt bölgelerinin dışında savaştınız” dediler. Oysa bazı güçler bizim Minbic ve Reqa’ya gitmemizi engellemek için ellerinden geleni yapmışlardı. Arap aşiretlerini bile kışkırtmaya çalıştılar. Rusya da müdahale ediyordu. Bölge fiilen savaş alanı ve biz bu durumdan, kazanımlarla çıkmaya çalışıyoruz. Biz o alanları kurtarmasaydık Rojava’yı da savunamazdık. Türkiye o çeteleri her an örgütleyip üzerimize salardı. Biz bütün dünyaya, eğer ittifak halinde olursak çok büyük ve sonuç alıcı bir güç olduğumuzu ispatladık. Kimsenin inanmadığı sonuçlar aldık. Devletlerin önünde duramadığı teröristleri ortadan kaldırdık. Şimdi ise tüm bölgelerde süratle normalleşmeye gidiliyor. Kendi sistemimizi oluşturduk. Şimdi yerli ve yabancı, bölgede rol almak isteyen tüm kesimlere şunu söylüyoruz: “Gelin ortak olun, katkı yapın, biz bu binayı yaptık, siz de kapısını, penceresini yapın. Daha farklı neleri eklemek, güzelleştirmek istiyorsanız buyrun. Ama bu binaya zarar vermeyin, yıkmayın. Buna müsaade edilmez” diyoruz.
‘Etkili ve yoğun diplomasi yürütmeliyiz’
Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında daha önce halklar arasında var olan önyargıları ortadan kaldırdıklarını vurgulayan MSD Başkanlık Konseyi üyesi Hesen Mihemed Ali, “QSD bu şekilde resmi bir orduya dönüştü. Hepsi de uzun vadeli stratejilerle oluşturuldu. Biz Suriye ve Rojava’da bunu kazanmanın tedbirlerini çok yönlü olarak almış bulunuyoruz. Avrupa ülkelerinde de Kürtler, demokratlar ve siyasiler olarak bu kazamınları koruma ve geliştirme yönünde çalışmalar yürütmeliyiz. Kürtler olarak ekonomik alanda bir çok ilişki ve imkanı yaratabilecek durumdayız. Çok iyi bir hukuk diplomasisi yapabiliriz. Sadece DAİŞ’in yargılanma konusunu bile çok iyi bir diplomatik imkana dönüştürürebiliriz. Bazı güçler ‘DAİŞ Irak, Ürdün veya daha farklı bir ülkede yargılansın’ diyor oysa suç nerede işlenmişse yargılama da orada olmalı. Buna yanaşmayanlar, bölgenin resmi olarak tanınmasını istemedikleri için yapıyor. Efrîn işgali konusu ha keza öyle. Sivil toplum diplomasisi alanında ısrarlı olmalıyız. Şimdi Cenevre’de bir yanda rejim, bir yanda muhalefet ve diğer yanda da sivil toplum var.”
Son dönem diplomasi çalışmaları
MSD Başkanlık Konseyi üyesi Hesen Mihemed Ali, son dönemde Avrupa’daki bazı diplomasi çalışmaları hakkında şunları söyledi: “Oslo’da davetli olduğumuz bir foruma katıldık. Forumda Suriye ile ilgili gelişmeler konuşuldu. Sonrasında Paris’te ‘Baxoz sonrası Suriye’de ne tür tehlikeler var’ konulu çalıştaya katıldık. Orada da Britanyalı, Alman ve Fransız diplomatlar hazırdı. Paris toplantısına Alman temsilciler, Kuzey Suriye’deki mevcut yönetimin sürmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Diğer yandan halkımıza Suriye ve bölgedeki gelişmeler ile ilgili raporlar sunmak üzere halk toplantıları düzenliyoruz. Almanya’ya ağırlık verdik Hollanda’da var sırada. Temsilcilikler konusunda istedimiz düzeyde değiliz ama adımlar atıyoruz.
Ekinleri yakarak ekonomik kriz yaratmak istediler
Bu yıl hasat zamanında Kuzey Suriye'nin çok sayıda kentinde Türk devleti ve DAİŞ bir çok tarlayı ateşe verdi. Suriye Demokratik Meclisi (MSD) Başkanlık Konseyi üyesi Hesen Mihemed Ali söz konusu sabotajın amacını gazetemize şöyle anlattı: "Ekinlerin yakılması bir ekonomik savaş biçiminde geliştirildi. Özellikle bu yıl oldukça yağmurlu ve verimli bir mevsimdi. Bazıları kaza ile olsa da önemli bir bölümü sabotajdı. Yakalanlar var, soruşturmaları devam ediyor. Hem ekonomik kriz çıkarmak ve de "Bakın topraklarını savunamıyorlar" imajını yaymak için yapılıyor. Savaş askeri, medya, diplomasi ve ekonomik olarak da devam ediyor. Önce ambargo uyguladılar sonra kendi kendisine yeten ve yöneten bir yapıyı görünce bu yollara başvurdular. Savaş şartlarında bunlara acil müdahale de zorluklar yaşanıyor. Ama tedbir ve çalışmalar devam ediyor. Özellikle Avrupa’da olan halkımız, üzerimizdeki tehlikeleri görmeli ve Kürdistan diğer parçalarındaki tehlike ve saldırılara da tavır koymalı. Bu anlamda da sivil toplum ve halk diplomasisi önemli. Burada yapılan diplomasi faaliyetlerinde DAİŞ'in Rojava'da yargılanması istenmeli ve Türk devletinin savaş ve insanlığa karşı suçları gündeme alınmalı.