Soykırımın eşiğinden ÖZERKLİÐE  bir özgürlük serüveni - 4

Binxetê’de bulunan Dirbesiyê Serxetê’nin Kızıltepe İlçesi’ne bağlı Şenyurt Beldesi ile neredeyse iç içe. Kürtler bu kentin hemen girişinde bulunan küçük bir tepeye kesk û sor û zer olan TEV-DEM bayrağını astıklarında bütün Türk basını “Suriye’de PKK bayrakları dalgalanıyor” yaygarası koparmıştı. O flama hala dalgalanıyor ve Kürtler o kentin bütün yönetimini elinde bulunduruyor.
Doğusunda Amûdê batısında Serêkaniyê kuzeyinde Qoser (Kızıltepe) güneyinde Hasekî bulunan Dirbesiyê, yönetimin tamamen Kürtlerin eline geçtiği bir kent. Qoser’e 15 kilometre, Şenyurt (Dirbesiyê) Beldesi’ne ise 100 metre uzaklıkta bulunan Dirbesiyê’yi Şenyurt’tan ayıran sadece bir demir yolu. Demir rayları esas alınarak Serxetê ve Binxetê diye ayrılan her iki tarafın ziraat mahsulleri depolarına bakınca iki tarafı birbirinden ayırmak mümkün değil. Dirbesiyê de 1980’li yıllara kadar Suriye ve Türkiye arasındaki bir sınır kapısı bulunuyormuş; ancak 80’lerde bu sınır kapısı kapatılmış. Merkez’de 40 bin yurttaşın yaşadığı Dirbesiyê’nin köylerle birlikte nüfusunun ise 50 bin civarında olduğu belirtiliyor. Dirbesiyê bölgesindeki kimi köy isimleri hala Qoser’e bağlı kimi köylerle aynı adları taşıyor. Heramreş ve Dikûk bu köylerden sadece ikisi. Hem Serxetê hem de Binxetê’de bulunan aynı isimli bu köylerde yaşayanlar da akraba.

Meyve ağaçları bile yasaklıydı
Dirbesiyê’de Kürtlerin dışında Hıristiyanlar da yaşıyor. Kent merkezinde Araplar ise neredeyse yok gibi. Meyve ağaçlarının bulunmadığı Dirbesiyê’de tıpkı diğer Kürt yerleşim yerleri gibi yasaklamalardan nasibini almış. Burada sadece açılan su kuyularının etrafında birkaç ağaç dikimine izin vardı. Bunların da meyve ağaçları olmaması gerekiyordu. Bu yüzden bu bölge meyve bakımından da Arap bölgelerine bağımlı halde bugüne kadar yaşamış.
Aynı topraklar olmasına rağmen Arap bölgesi olan Dêrezor’da zeytin ağaçları dikiliyor ve şeker pancarı ekiliyor ama Dirbesiyê başta olmak üzere diğer Kürt bölgelerinde bunlar yasaklı ürünler içinde yer alıyordu. Böylece Kürtlerin bu ihtiyaçları Arap bölgelerinden kendilerinin belirlediği fiyatlarla sağlanıyordu.
Neredeyse 100 yılı bulan zulümden azade olan buranın halkı bugünlerde geleceğini kurmanın heyecanı içinde çalışmalara sarılıyor. Zaten örgütlenme çalışmalarından hiçbir dönem geri adım atmayan Dirbesiyêliler herhangi bir eksikliğin yaşanmaması ve eskiye dönüşün olmaması için 7’den 70’e herkes komiteler içinde yer alarak çalışmalar yürütüyor ve kenti yeniden yaratmanın gayreti içine giriyor
Bir zamanlar Esad güçlerinin saldığı korkudan halkın Kürt olduğunu söylemeye korktuğu Dirbesiyê’de şimdilerde Esad’a bağlı sadece 60 asker bulunuyor. Bunlar da bulundukları yerleri kum torbaları ile sararak dışarı dahi çıkamıyor. Halk temsilcilerinin kendilerine verdiği güvenceden olsa gerek can korkusu yaşamadıklarını söylüyorlar.

Çözümün adresi Mala Gel

Hasekî yolu üzerinde elektrik dağıtım binasının hemen arkasında eskiden Ziraat Dairesi olan 2 katlı bina Halk Evi’ne çevrilmiş. Halk Evi’nin hemen giriş holünde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğrafı, Mazlum Doğan’ın üzerinde “Berxwedan jiyane” yazılı posteri, Kürt mücadelesinde yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ile Kürt kültürünü yansıtan portreler bulunuyor. Mala Gel’in tabelasındaki simgeler ise dikkat çekiyor. Bütün din ve milletleri temsil etmek için tabelaya cami, Êzîdilerin kutlas mekanı Laleş ve kilisenin yanı sıra kültürleri yansıtan kimi objeler de yerleştirilmiş. Halk Evi’nde toplantı, mahkeme, iletişim, danışma, halk meclisi gibi odalar bulunuyor.  1 Haziran’dan beri halkın yaşadığı bütün sorunlar bu evde çözüme kavuşturuluyor.
Halk Evi’nde otururken sonradan Sağlık Kurulu Üyesi olduğunu öğrendiğim Abdulkadîr Şêxmûs, kendi durumlarını “Bizler gizlice ellerimizi tabaklarımıza uzatıyoruz. Bizim topraklarımıza el koyanlar sahip, bizler ise hırsız duruma düşmüştük” diyerek bunun bugün değiştiğini belirtiyor.

Kürtçe okul ve halklar için kültür merkezi

10 Temmuz 2012’de Arap Kültür Merkezi adıyla bilinen binanın tabelasını indirmişler ve burayı bütün halklar için Kültür Sanat Merkezi’ne dönüştürmüşler. 8 Eylül’de Kadın Bilim ve Eğitim Merkezi açıldı. Yine devlete ait tek katlı bir yapı asayiş için düzenleniyor. Temmuz ayında bir devlet okuluna da el konulmuş ve burada sadece Kürtçe eğitim verileceği duyurulmuş. Daha önce halkın kendi imkanları ile açtığı Dibistana Mela Abdullahê Timoqî’nin adı Kürtçe okula çevrilen bu binaya verilecek. Henüz tabelası asılmış değil; ancak eğitim başlamış. Bu okulda 100 çocuğa temel Kürtçe eğitim, 100 çocuğa da lise düzeyinde eğitim verilecek. 4’ü kadın 6’sı erkek 10 öğretmen tarafından dersler veriliyor. 17 Ağustos’ta Kürt Dil Kurumu öncülüğünde bu kentin öğretmenleri bir konferans gerçekleştirmiş ve Dirbêsiyê Öğretmenler Birliği’ni kurmuş.

Devlet kurumları Halk Meclisi’ne bağlı çalışıyor

Dirbesiyê ve civar köylerin 220 Meclis üyesi bulunuyor. Bunlardan 1’i Hıristiyan 5’i de Êzîdilerden oluşuyor. Devlet kurumlarının tamamı bütün görevlerini Halk Meclisi’ne bağlı yerine getiriyor. Halk Meclisi’nde diğer illerde olduğu gibi 17 komite bulunuyor. Bu komiteler tıpkı Dêrika Hemko, Efrîn ve Kobanî’deki gibi diğer bölgelere oranla daha sağlıklı işliyor. Bunlar arasında kadın, gençlik, ekoloji, ekonomi, eğitim, siyaset, dil, sağlık, şehit aileleri ve sulh (barış) gibi komiteler bulunuyor. Her bir komite görev alanına göre 9 ila 20 kişiden oluşuyor.
Ekoloji Komitesi daha önce çöpleri toplamayan belediye ile görüşmeler gerçekleştirerek çöplerin temizlenmesini ve var olan ağaçların sulanmasını sağlamış. İlk başlarda da gençler ve kent sakinleri ile birlikte bir temizlik kampanyası başlatılmış.
Kentin 3 giriş çıkış noktasında silahlı sivil asayiş güçleri geceli gündüzlü arama noktaları ile kenti korurken, yine Amûdê ve Serêkaniyê’ye kadarki sınır bölgelerinde gece gündüz Yekîneyên Parastina Gel (YPG) güçleri, geceleri de sivil asayiş güçleri motosikletlerle sınır boyunca devriye görevi yapıyor. Kent içindeki devriyeler ise akşam saat 20.00’dan sabaha kadar kent içi denetimi sağlıyor.

Dirbesiyê Katliamı

Dirbesiyê de tıpkı diğer kentler gibi Qamişlo Katliamı döneminde ayaklanmış ve günlerce serhildanlara sahne olmuş bir kent. Serhildanlarda bir kişi yaralanmış ve çok sayıda kişi tutuklanmış; ancak bir sene sonra tutuklananların hepsi serbest bırakılmış.
1993 yılında Hesê Meşkînê ailesi ile bir Hıristiyan aile arasında kavga çıkıyor ve bu kavga sonucu bir Hıristiyan yaşamını yitiriyor. Bunun üzerine Hesê Meşkînî ailesinden Bilind, Mistefa, Kemal, Ebdi ve Ferad Heso tutuklanarak Hasekî Cezaevi’ne götürülüyor. Kısa bir süre sonra bu cezaevinde bulunan ve çoğunluğu fikirleri yüzünden tutuklanmış Kürt siyasetçilerden oluşan 60 kişiyi de Heso ailesine mensup 5 kişinin kaldığı odaya alıyorlar ve üzerlerine kapılar kilitleniyor. 23-24 Mart 1993 tarihinde Kürt kentlerinde Newroz kutlamalarının yapıldığı günlerde, cezaevi ateşe veriliyor ve 65 Kürt cayır cayır yakılıyor. Yananlar arasında Cemîl Cewzatî, Abdurrahman Dêrikî, Remedan Remo, Ebdulbarî Mele Mehmûd gibi Kürt siyasetçiler de bulunuyordu.
Yarın: Cizîr bölgesinin batı noktası Serêkaniyê.

Şimdi bütün halkların kültür merkezi

Çevre köyleriyle birlikte nüfusu 200 bini bulan Amûdê’de, halk ihtiyaçlarını karşılamak için birçok kurum oluşturuyor. Amûdê’de benzin, mazot ve gaz dağıtımını meclisin oluşturduğu komisyonlar sağlıyor. Yine halkın güvenliğini sağlamak için kentin giriş ve çıkışları gece gündüz silahlı sivil asayiş güçleri tarafından sağlanıyor. İlk başlarda bu güvenlik noktaları sadece gece kuruluyordu; ancak şimdi halkın emniyeti için kontroller gece de yapılıyor.
Halk Evi, Kadın Evi, Mala Reşîdê Kurd Dil Merkezi, Şehîd Cihan Dil Merkezi, Kültür Sanat Merkezi ve gençlik evi kurulurken, Nahiye Müdürü’nün evi de halk mahkemesine çevrilmiş durumda. Arap Kültür Merkezi de 2004 yılındaki serhildanlar döneminde yakıldığı için rejim tarafından yeniden inşa edilmiş. Ancak Kürtlerin Amûdê’de yönetimi ellerine alması ardından buranın isminden Arap sözcüğü çıkarılarak kültür merkezinin bütün halklara ait olduğunu göstermek için Kültür Sanat Merkezi’ne çevrilmiş.
Uzun süre Amûdê’de yürütülen çalışmalar sonucu 11 Mayıs’ta mahallelerde halk toplantıları gerçekleştirilmiş ve bu toplantılar sonucunda sandıklar kurulmuş. Yine Kürtlerin yanı sıra Arap ve Ermeniler de halk meclisine seçilmiş. 940 delegenin katıldığı toplantıda meclis üyeleri seçildikten sonra bir konferans yapılmış ve yürütme kurulu oluşturulmuş. 

Xalya Qasim: Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekiyor

Amûdê Halk Meclisi Başkan Yardımcısı Xalya Salih Heci Qasim, halka layık olmak için gecelerini gündüzlerine kattıklarını belirtiyor. “Eksiklik yaşanmaması için sürekli çalışıyoruz ve dönüp çalışmalarımızı gözden geçiriyoruz” diyen Qasim, “Kürt halkının eline büyük bir fırsat geçmiş ve bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekiyor. 30 senedir burada ciddi bir çalışma yürütülüyor. Halk öyle bir noktaya gelmiş ki artık akşamları çocuklar bile sokak aralarında kontrol noktaları oluşturuyor” dedi.
Halkın kendilerine verdiği destekten çalışmalarını onayladıklarını anladıklarını kaydeden Qasim, “Bizler arkamıza dönüp baktığımızda halkı arkamızda görüyoruz, bu da halkın çalışmalardan memnun olduğunu gösteriyor. Burada kırmızı çizgimiz şehitlerimizdir. O yüzden kentin ana caddesi ve sokaklarına şehitlerimizin fotoğraflarını astık. Çünkü bu halk bu günlere şehitler sayesinde gelmiştir” diyor.

Mihemed Seîd Axa minnetle anılıyor

Amûdê Halk Evi’nin oturma salonunda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Sanatçı Ahmet Kaya, Amûdê Sîneması‘nda çocukları kurtarırken kendisi can veren Mihemed Seîd Axa ve Kürt mücadelesinde yaşamını yitiren çok sayıda Amûdêli gencin fotoğrafları bulunuyor.
Amûdê Sîneması’nda yangın çıktığında Mihemed Seîd Axa’nın çarşıda yangın haberi aldığı belirtiliyor. Sinemaya doğru koşarken, bir kişinin Seîd Axa’ya oğlunu kastederek, “Fehed sinemada değil telaşlanma” dediği bunun üzerine Seîd Axa’nın da “Amûdê’nin bütün çocukları benim çocuklarımdır” diyerek kendisini yangının içine attığı belirtiliyor. Seîd Axa çok sayıda çocuğu koltuklarının altına alarak yangından kurtarıyor; ancak 2 çocuğu daha koltuklarının altına alıp çıkacağı esnada demirlerin üzerine eridiği ve koltuklarının altındaki 2 çocukla can verdiği belirtiliyor. İşte bu yüzden Seîd Axa da Amûdêlilerin gönlünde taht kurmuş olacak ki Mala Gel açılır açılmaz, fotoğrafı da duvara asılmış.

Kadın Merkezi eğitime ağırlık veriyor

Amûdê’deki Kadın Bilim ve Eğitim Merkezi’ne ise her gün onlarca kadın başvuruyor. Kadın sorunlarının çözüldüğü merkezde ayrıca periyodik olarak eğitimler veriliyor. Kadın Merkezi’nin yöneticilerinden Evin Xalid, 3 Temmuz 2012’de merkezi açtıklarını belirterek, önce Amûdê’de kadın konferansı gerçekleştirdiklerini ve karar sonrası merkezi açtıklarını belirtiyor. Kadın meclisinde 66 üyenin bulunduğunu belirten Xalid, kadın bilincinin oluşması temelinde çalışmalar yürüttüklerini belirtti.
Merkezin bir diğer yöneticisi Ezime ise, kadın eğitimine öncelik tanıdıklarını kaydederek, “Çünkü bizler sistemin kadına biçtiği rolü reddediyoruz. Bugüne kadar da kadın bu sistemin içinde bir eğitimden geçirildiği için özünden uzaklaştırılmıştır. Biz tekrar kadının özü ile buluşması için yeni bir eğitim sistemi inşa etmeye çalışıyoruz” dedi.
Kadın merkezinde Victoria, Leyla Qasim, Ekin Ceren, Zilan ve Amûdêli kadınların fotoğraflarının bulunması da kadın mücadelesinde enternasyonal bir bakış açısının benimsendiğini gösteriyor.

Êzîdîler Desteya Bilind’ı iradeleri olarak görüyor

Amûdê’nin kuzeyinde bulunan Merkebê ve civarındaki birçok köyde Êzîdîler yaşıyor. Êzîdîler Amûdê’nin Merkebê Köyü’nün yanı sıra, Digurê, Qelaçix, Xirbê xwê, Çetelê, Kuliyê, Xirbexezal, Gorseîd, Xirbedilan, Mîk, Hêşerî, Tolko, Tolko, Berzan, Morîka, Enteriyê, Mehmûdiyê û Kerengo köylerinde ikamet ediyor. Halk meclisleri içinde de yerlerini alıyorlar. 30 haneli Merkebê Köyü’nde yaşayan Amûdê Halk Meclisi üyesi Emin Bidanş Eblo, genellikle Amûdê ve Afrin’de Êzîdilerin yaşadığını belirtiyor.
Suriye’de yaklaşık 15 bin Êzîdînin yaşadığını belirten Eblo, bunların tamamının Kürt Yüksek Konseyi’ni iradeleri olarak gördüğünü kaydediyor. 30 sene önce Müslüman Kürtler arasında Êzîdî olduklarını dillendirmeye bile korktuklarını kaydeden Eblo, “Amûdê’ye bile gidemiyorduk. Apocuların çıkışı bizler için bir doğuş oldu. Büyük bir şanstı. Bu hareketin içinde her dinden, renkten ve halktan insanlar yer aldı” dedi. Kardeşinin de üniversite okurken, talebelerle tanıştığını ifade eden Eblo, “Tabi kardeşim evde bunlardan söz edince bizimkiler ve komşularımız çok korkuyordu ve temkinli yaklaşıyorlardı. 90 öncesi bizlerin de bağlılığı oldu. Bizler de artık güvenle sırtımızı bu harekete dayadık. Kimse Êzîdîlerin varlığından haberdar değildi; ancak bugün herkes bizleri tanıyor” dedi. Eblo, kardeşi Ehmed’in 1993’te PKK saflarında diğer kardeşi Fewet’in de Almanya’da çalışmalarda iken yaşamını yitirdiğini kaydetti. Eblo, Rojava’da Kürtlerin başarıya ulaşacağından da emin olduğunu kaydetti.

Berkevir Rustem Cûdi’ye ev sahipliği yapıyor


Serêkaniyê’ye giderken solda Dirbesiyê’ye bağlı bir köy Berkevir. 95-100 evin bulunduğu bu köyde köyün giriş ve çıkışlarında gençler nöbet tutuyor. Ayrıca her gün bir konu üzerinde topluca tartışmalar yürütülüyor. Bu köyün önemli özelliklerinden biri 1992 yılında yaşamını yitiren Batman’ın Timoq Köyü’nden Mela Abdullahê Timoqî ile 2011 yılında yaşamını yitiren Rüstem Cûdî’ye ev sahipliği yapması. Kürt mücadelesinde yaşamını yitirenlerin mezarlarının bulunduğu bu köydeki mezarlığa ise Şehîd Rüstem Cûdî ismi verilmiş. Mezarlığın etrafının ağaçlandırılması için çalışmalar da başlatılmış durumda.
Kent hakkında etraflıca bilgi veren Dirbesiyê Halk Meclisi Başkanı Nûman Erebo, halkın çalışmalardan memnun olduğunu bu memnuniyeti gördükçe de daha çok çalıştıklarını belirtiyor.

ABDURRAHMAN GÖK