- Ferman'ın 12. yıl dönümünde, Êzîdî Soykırımı’nın izlerinin silinmediği bir dönemde, tarihi sorumluluğun iri bir parçası Barzanîlerin hanesine düşüyor.
SELİM FERAT
"İnsanlık ağacının kırılmış dalı" Êzîdîler.
12 yıl önce 74. Ferman'a tanık oldular.
O büyük trajedinin detaylarına, insanlık dışı resim kareleri yüklü. Sadece basına yansıyan bir Êzîdî kadından:
Olay yeri Şehabi köyü.
Ferman'ın başlatıldığı o gün, biri üç yaşında, diğeri henüz 7 aylık.
Evi basan DAİŞ'liler, kadın ile eşini birbirinden ayırıyor.
Êzîdî erkeklerin DAİŞ’in savaş pazarında "sıfır" değerinde olduğu, erkeğin kafasının hemen kesildiğini duyan Êzîdî kadının ifadesinden anlaşılıyor.
Çocuklarından ayırıyorlar anneyi.
Êzîdî kadın, üç yaşındaki kız çocuklara tecavüz edildiğini görerek, "delirecek gibi" oluyor.
Çocuklarının akibetini düşünerek, ağlayarak, feryatla örtülü bir dünyada, kırılmış bir dal gibi yaşamaya devam ediyor…
Êzîdîler dünyadan nefret etmeyi beceremiyorlar;
Ortadoğu coğrafyasının müslümanlarının, Kürt müslümanlarının büyük bir bölümü dışındakiler Êzîdîlerden nefret ediyorlar, hipotezi pek yanlış olmayabilir.
Merak ediyorum:
"Êzîdî kardeşlerimizin Çile Havînê Bayramı dolayısıyla dini liderlere ve Kürdistan ile dünyanın dört bir yanındaki tüm Êzîdîlere en içten tebriklerimi iletiyorum" diyen Mesûd Barzanî, 3 Ağustos günü 74. Ferman'ın 12. yıl dönümünde, sadece o gün 5 bini aşkın Êzîdî’nin katledilmesinden ve o gün ve öncesi katliamı durdurmak için harekete geçmediğinden dolayı Êzîdî halkının, Şengal’in affına sığınacak mı?
Êzîdîlere göre, topraklarında önce kadınlar uyanır;
12 yıl önce, özellikle genç kadınlar ve kızlar kaçırılıp köle pazarlarında satılmasına rağmen 12 yıl boyunca direnenler, bedel ödeyenler, özellikle kadınlar ve gençler oldular.
Yine Êzîdîler güneşin doğduğuna da şahit olurlar…
O karartılan günde, Irak’a ve böylece Musul’a egemen olan güç, Maliki hükümetiydi. Ordusunu harekete geçirmedi ve Şengal’in DAİŞ tarafından yağmalanmasına sessiz kaldı.
Şengal Halk Belediyeleri Komünleri Eşbaşkanı Xwedêda Îlyas’a göre; aynı dönemde "Barzanîlerin çok sayıda tankı vardı, tek bir kurşunla bile karşılık vermediler".
Güneş’in doğduğu anı, "YPG-YPJ savaşçıları ile gerillaların açtığı insani koridor" olarak tarif ediyor Komün Eşbaşkanı Êzîdî Îlyas.
Çile Havînê Bayramı'nı kutlayan Barzanîlerin Şengal’e özel ve bağımsız bir statünün tanınmasından mükellef olduğu kaçınılmaz tarihi bir sorumluluktur.
Barzanîlerden özür dilemeyen Êzîdîler katliamı hak eder!
Bu mu kanıksatılmak istenen?
Bana göre Êzîdîlerden özür dilemeyen Barzanîler Ferman’ı azmettirmeyi hak eder, tezi daha gerçekçi.
"Keşke bu taşların dili olsaydı da bize konuşabilseydi” cümlesini, Ferman'ın 12. yıl dönümüne nakşeden Rîham Hesen, "Bu komploda NATO da vardı, ABD de vardı ve her şekilde bu güçlere destek veriliyordu. Bu yüzden çetelere karşı tek bir kurşun bile sıkılmadı” diyor. Bu cümleleri Mesûd Barzanî okusun diye yazmıyorum...
Rîham tarihi anlatıyor ve devam ediyor: "Üstelik o gün bizim bayramımızdı. DAİŞ bunu bilerek tam o gün saldırdı. Çünkü bu Ferman, Êzîdî inancına ve Êzîdî kültürüne karşı yapıldı”.
2 Ağustos’ta Çile Havînê Bayramı'nı kutlayan Mesûd ve Nêçîrvan Barzanî’nin Êzîdîlere borcu var diye yazıyorum:
74. Ferman’ı neden kınamıyorlar?
Tarihi tanık aktarıyor: "Biz Şengal'den çıkmaya çalışırken, pêşmergeler adeta kaçmak için birbirleriyle yarışıyordu. Şengalli Êzîdî pêşmergeler yerlerini terk etmedi. Ama Şengal dışından gelen pêşmergelerin tamamı Zaxo'ya, Başûr’a kaçtı. Onlar kaçtı; geride ise yalnızca halk kaldı ve kendi imkânlarıyla direnmek zorunda kaldı.”
Ferman'ın 12. yıl dönümünde, Êzîdî Soykırımı’nın izlerinin silinmediği bir dönemde, tarihi sorumluluğun iri bir parçası Barzanîlerin hanesine düşüyor.
Bu da onların yükü olsun!