
Dil anadır, kucağında çocuk
Ülke baba, içinde egemenlik
İnsan yetimdir ülkesiz
Anamdır güzel dil
Kibar methiye hep güzel
Gam ve keder yaşadın sen hep
Feqiye Teyran
İnsan bir ses evreninin içinde doğar. Bu sesle yaşar, onunla büyür. Müzik, bu sesin kullanımının sanatsal ifadesinden başka bir şey değil ki zaten! Aslında içerik ve biçimsel bakımdan ait olduğu zamanın ruhunu ve hakikatini anlatır.
Ses ve biçim…
Hakikatin özü, Kürt kültürünün kökleri… Dengbêjler… Karşılaştığımız gerçeklik o kadar derin ki, insan o gerçekliğe, o sese ulaşmak ister. Sese kavuşmak bir özlemdir, toprağı sevmek gibi. Dengbêjlik, Kürt kültürünün en eski sözlü edebiyatı. Elbette tarihimizde bundan başka bir şeyimiz yok ki!
Kökler…
Kelime anlamına baktığımızda asıl öz kendini daha belirgin ortaya koyuyor. Deng: Ses. Bêj: Sese biçim veren, söyleyen. Biz buna sese yaşam, nefes olan da diyebiliriz.
Tanrının nefesi gibi…
Dengbêj, dil ile kelamı, tarihi, sosyal ve kültürel gerçekliği ifade edendir. Tarihi bildirendir, haber verendir aslında.
Bir dengbêjin sesini dinlediğimizde derin bir sıcaklık hissederiz. Bu öyle bir sıcaklık ki, Sahra Çölü gibidir…
Yaralı sesler…
Neden diye sorduğumda bu işi bilenler, “sesi tanı” dediler. Çünkü o ses yaralı. Peki yara bağlamışsa bir ses, tarih nasıl anlatılır? Yasaklanan bir sesin acısı mıdır bu yara? Yoksa o tarihi taşımanın ağırlığı mı?
Düşünsenize, koca bir zamanı, bir tarihi, kanlı geçen Kürt zamanlarını anlatabilmek zordur, ağırdır. Ama buna rağmen onlar, Kürt kültürünü sözle anlatmış, müziğin ahengiyle birleştirmişlerdir.
İtalyan dengbêj...
“Acı ne kadar derin ise yaşama şevki de o kadar derin olur” der, İtalyan şair (dangbêj) Pavese. Kürdün Pavese’ye cevabı ise şöyledir: “Kürdün sesinde inceden bir sızının, derin bir acının olduğunu hep biliyoruz. Ama umut da var…”
Bağdat valisi...
Yazılı bir tarihimiz yok; çünkü tarihimizi yazanlar katledilmiş, işkenceden geçirilmiş. Tıpkı iki yüz yıl önce Bağdat valisinin, Kürt edebiyatını geliştirmeye çalışanların derilerini yüzüp gerdirmesi gibi. Bunun için dengbêjler kıymetlimizdir.
Kadının sesi…
Yerleşik bir yaşamları yoktur dengbêjlerin. Kah bu köy, kah bu “kom” dolaşırlar. Onlar dervişlerdir. Bir de gittikleri yerde kadınların söylediklerini, kadınların hikayelerini taşımışlardır. Çünkü o zamanlar, kadınların dengbêj olması, kilam söylemesi günah sayılmıştır, köyleri dışına çıkmalarına izin verilmemiştir.
Zaten bazı hikayeler tamamıyla kadın dengbêjlere aittir, kadın hikayeleridir. İşte şimdi bunları layıkıyla icra etmek gerekir. Kadının söylediklerini yeniden kadınların anlatmasının zamanı geldi ve geçti bile…
İlginç bir özellikleri daha var dengbêjlerin: Düşman aşiretleri arasında, yine kavga ve savaşlarda rahat hareket etmişlerdir. Dokunulmaz, günahsız, kutsal insanlar olarak bilinip korunmuşlardır.
Bütün hikayeler trajediyle biter
Sevdayı iki türlü dile getirirler. Birebir kendisi anlatan… Evdalê Zeynikê bu tarzın ustasıdır. Diğer türü ise başkasının yaşadığını aktarandır. Kimi zaman gerçeği ya da hayalleri, kimi zaman abartıyla bezenen efsaneleşmiş hikayeleri dillendirirler. Mem û Zîn ve Dewrêşê Evdî buna en güzel örnektir. Ancak hangisi olursa olsun tüm hikayelerin sonu trajediyle biter. Çünkü kavuşamayan sevdayı anlatmışlardır. Kavuşsa da sonunda kül olan aşkları… Çünkü trajedinin sebebi hep özgür olamayan topraklarda özgür bir ilişkinin imkansızlığıdır.
Kahramanları anlatırlar… O kahramanlar, toplumun dili olur; kültürü, direnişçiliği, yiğitliği olur. İnsan dinlerken o direnişin ruhu yüreğine sızıp canlanmaya başlar. Öyle bir muhteşemlik ki!
Yine doğa ile mükemmel bir ilişkileri vardır. Coğrafyanın bereketi dile gelir. Yurtseverlik en önemli ayrıntıyla her ezgide varlığını korur. Feqiyê Teyran anlatır mesela:
Dil anadır, kucağında çocuk
Ülke baba, içinde egemenlik
İnsan yetimdir ülkesiz
Anamdır güzel dil
Kibar methiye hep güzel
Gam ve keder yaşadın sen hep
Ehmedê Xanî, Memê Alan, aşkın kutsallığını anlatan Evdalê Zeynikê, Karapetê Xaço, feodaliteyi zorlayan kadın dengbêj Meryem Xan, kavalın ustası Egîdê Cimo, kemanın aşığı Mehmet Baran, 38 Dersim Katliamı’nda Mahmut Baran ve diğerleri…
Onlara yönümüzü çevirir ve anlattıklarını dinlersek kadim bir halkın tarihini öğreneceğiz. Dinledikçe yüreğimize acının gerçeğini haykıracaklar. Her anladıkça yurtseverlikle, bağlılıkla, sevgiyle, dilin anlamıyla, doğanın güzelliğiyle buluşacağız.
Gelin hep birlikte yeniden dengbêjlerle buluşalım. Hiç unutmayalım ki, onlar asla susmazlar.