Türkiye’ye gelince:
Seçim’de geleneksel kemalist kanat kazanmadı.
Batı dünyası ve özellikle de Almanya’daki basın ve resmi kaynaklar, sosyal medya ile ilgili yasakları eleştirdiler.
Ama Erdoğan’ı "diktatör" gibi göstermediler.
Erdoğan rejimi, Türk halkını "lanetli" ve "aptal" durumuna getirdi.
Bu tarihi momentte, Erdoğan’a küllahı tersden giydirecek bir "Türk" karşıt yokdu.
Kılıçdaroğlu, itibarı yitik adam.
Bahçeli Mehter marşıyla gelecekti.
Türk halkını geçici olsa da "lanetli" ve "aptal" yerine koyacak tarihi mekanizma, Türkiye’de alternatifsiz bir Erdoğan’ın olmasıydı.
ABD ve başta Almanya, Erdoğan’dan "rahatsız" olsalar da, Türkiye’nin derin bir kaosa sürüklenmesini istemediler.
Böylece, kötülerden en iyisi, Erdoğan oldu.
Erdoğan’a uluslararası düzeyde "hayır" demek için, Erdoğan’a rakip ve stabilizasyonu sağlayacak bir güç gerekiyordu.
Yoktu.
Bundan dolayı da, Ortadoğu’ya en yakın NATO ülkesi Türkiye’de derin bir kaosa karşın "Erdoğan" opsiyonuna "evet" dendi.
Erdoğan ise kendi deyimiyle "40 çürük yumurta"ya karşı mevcut durumda tek "sağlam yumurta" (???) oluyordu.
Başına bela olacak filmler yayınlanmadı.
Seçimden bir hafta önce, "büyük abi" şarteli çekti ve "Erdoğan"ı durduracak mekanizmaya "dur" dendi.
Kürdistan direnmeye ve askeri işgale son vermek için bir adım daha attı.
Bundan dolayı da Kuzey Kürdistan seçimleri, Türkiye coğrafyası dışında tahlil edilmelidir.
Ne oldu?
Çewlîg’de ve Urfa’da tarihi bir sürpriz bekleniyordu. Olmadı. Urfa’da Kürdistan’ın oyları ikiye katlandı. Kolonyalistler kaybetseydi, lokal "devrim" sayılırdı.
Çewlîg’de, Zazalar’ın merkezinde, kazanılmayanı "serhişk" Zazalar daha iyi bilrler. Bunu idrak ettikerinde, Ankara’nın sözü biter.
Diyarbekir (Şeyh Said’in asıldığı, Kürdistan direnişinin merkezileştiği kadim kent);
Dersim (Kürdistan’ın direniş merkezlerinden, Kemalizmin Kürdistan’a yerleşmesine ve işgale karşı direnen, Seyid Riza diyarı);
Batman (Agit’den sonra direnişe odaklandı ve Hizbullah’ın hedefi haline geldi, boyun eğmedi);
Şırnak (80’lerden sonra Kürdistan direnişinin merkezi haline geldi. İşgal ordusunun alanen katliam provaları uyguladığı Kürdistan vilayeti);
Siirt (Ankara’nın karmaşa merkezi haline getiremediği kent, uslanmadı, direnişe katıldı);
Hakkari (Mele Mustafa Barzani’den bugüne direnen tüm güçlere ev sahipliği etti; bükülmesi mümkün olmayan Kürdistan diyarı);
Mardin (Ağalar diyarı olarak görüldü, kolonyalizmin oy deposu olarak bilinirdi, son yıllarda Ankara’nın yanıldığını ispatladı);
Ağrı (Ermenistan’a komşu o dünyada, Ankara’nın Kürt ve Ermeni halklarının dostluğu için çıkılmaz olduğunu ilan etti);
Iğdır (Kurtlar’ın egemen olması istendi, Kürt ve Azeri halklarının kardeşliği kazandığı); Bitlis eklendi (Bitlis kaynağına döndü, Kürt Medreseleri ve böylece Kürdistan’daki ulusal bilince kaynaklık eden bu kent, linç edilmekten kurtarıldı);
Van (Yıkıldı, bükülmedi. Ermeni halkının eski yerleşim merkezi, tarihini AKP boldozerlerine ve rüşvetine karşı korudu. Van’da sömürgeciliğe geçit yok!"…
Kürdistan direniyor.
Eruh ve Şemdinli bayrağı hiç düşürmediler.
Ve Ankara’nın direnen Kürdistan’la anlaşma dışında bir seçeneği kalmadı.
Direnen Kürdistan
Kürdistan direnmeye devam ediyor. Ankara’ya Erdoğan’a, işgal ordularına rağmen, Kürdistan’da kolonyalist partiler kaybetti.