16 Nisan için geri sayım başladı. Türkiye halkları referandumla geleceğini oylayacak. Ya kendisini tanrının yeryüzündeki gölgesi olarak ilan eden bir adamın gölgesinde yaşamaya mahkum olacak ya da demokratik, eşit ve özgür bir yaşama doğru vermiş olduğu mücadelesini sürdürecek. Evet ve hayır’ın Türkiye halkları açısından böyle bir önemi var.
Tabii bu sürece doğru gidilirken, evet ve hayır cephesinin referandum propagandasını yaparken aynı fırsat eşitliğinden yararlandığını söylemek mümkün değil. Sol, sosyalist, demokrat çevreler ve Kürtler neden ‘hayır’ dediklerini söyleme olanağı bulamazken, Türk devletinin bütün imkanları AKP-MHP faşist cephesinin ‘evet’i için devreye konuldu. Türkiye’de hayır diyen; milliyetçisinden, ulusalcısına, demokratından, sosyalistine, solcusuna, Kürt’üne, Laz’ına, Çerkez’ine, Pomak’ına, Gürcü’süne ve toplumun diğer farklılıkları ve renklerine kadar herkes, hayır dedikleri için terörist, bölücü, Türkiye düşmanı olarak ilan edildi. AKP-MHP faşist evet cephesinin referandum propagandasına başlamadan önce kendilerine belirlemiş olduğu ilk strateji bu oldu. Türkiye’de kim hayır diyorsa terörizm ile suçlandı ve neden hayır dediklerini bile özgürce ifade etmelerine izin verilmedi. Türkiye’deki tüm propaganda araçları, basının tümü AKP-MHP faşist evet cephesi için çalıştı. AKP’nin faşist kurmayları ve kendisini Türkiye’nin ilelebet sultanı ilan etmeye çalışan cumhurbaşkanı, her gün ayar vermiş olduğu bir başka televizyon kanalında Türkiye toplumunun algısını evet’e yoğunlaştırmak ve uyuşturmak için çalıştı. 15 Temmuz darbe oyunuyla kendisini kahraman ve Türkiye’nin tek kurtarıcısı ilan eden Erdoğan, vatan, millet, bayrak edebiyatıyla sahte destanlar yazdı. Bunları utanmadan toplumun karşısına geçerek, yüzü kızarmadan okudu da okudu. Yenikapı’da yapmış olduğu İstanbul mitingi için yüzün üzerinde deniz otobüsü, binlerce araç devreye koydu. Bir de Yenikapı’da toplamış olduğu kitlenin 5 bini polisti. Bunu da hatırlatmadan geçmek istemedim. Geri kalanı da Erdoğan’ın Türkiye’nin beka sorunu yalanına, vatan, millet, bayrak destanına aldananlar.
Türkiye’nin farklılıkları, renkleri neden hayır dediklerini haykırmasın diye de her türlü insanlık dışı muamele devreye konuldu. HDP’nin hayır şarkısı içişleri bakanı Süleyman’ın talimatıyla yasaklandı. Süleyman ordu mensuplarıyla Kürdistan’ı il il dolaşıp Kürt halkına yönelik fiziki ve siyasi soykırım planlarını Kürt halkına tehditler savurarak anlattı. Hayır şarkılarından bile korkan bu faşist güruh, anlayacağınız Türkiye’nin değil, kendi geleceğini garantiye almaya çalışıyor. Hayır çıkarsa Erdoğan Kürdistan’da soykırım suçu işlemekten, Türkiye’de yolsuzluk yapmaktan ve kendi iktidarı için Türkiye’yi kontrollü bir darbeye maruz bırakmakla suçlanıp yargılanacak. Meydanlarda “idam idam” diyen kitlenin, idam ilmiğini herkesten önce onun boynuna geçirmek isteyeceğini çok iyi biliyor. Bütün telaşı da bundan olsa gerek. Türkiye cumhuriyetinin gelmiş geçmiş en büyük ihanetçisi Erdoğan olduğu halde, Türkiye’nin birlik ve beraberlik harcının demokrasi, kardeşlik, eşitlik, barış ve özgürlükle olacağını savunanları vatana ihanetle suçlaması da bundandır.
AKP-MHP faşist cephesinin tüm baskılarına rağmen Türkiye’nin farklılıkları ve renkleri neden hayır dediklerini büyük bir cesaretle haykırıyor, hayır’ı bayrak bayarak dalgalandırıyor. Bence referandum sürecinin en önemli sonucu budur. Erdoğan faşizminin yıldıramadıkları, evet çıksa bile hayır demeye ve AKP-MHP faşizmine karşı direnmeye devam edeceğini söylüyor. Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye’nin tüm farklılıkları bu referandum sürecine böyle bir espriyle yaklaşıyor. Kürtler referandum öncesi içinde bulunmuş olduğu soykırım cenderesinin referandum sürecinden sonra hayır ya da evetin çıkmasıyla, Erdoğan iktidarda olduğu sürece devam edeceğini biliyor. Bu yüzden Erdoğan faşizmine karşı bundan sonraki tüm yaşamını 2017 Newroz’unda Amed ve Cizre’de vermiş olduğu mesajla direnerek geçireceğini haykırdı. “Erdoğan’ın zulmüne, faşizmine diz çökmedik, çökmeyeceğiz ve Mutlaka Kazanacağız” dedi. İşte Türkiye’nin özgür, demokratik, eşit ve barışçıl geleceğini belirleyecek olan asıl tutum budur. Dolayısıyla hayır demek bu direnişin bir parçasıdır. Evet de çıksa Hayır da çıksa Erdoğan faşizmine karşı mücadele ve direniş devam edecektir. Kürt halkı ve Türkiyeli sol, sosyalist, demokrat ve aydın çevreler, Türkiye’nin mazlum halkları kendisini tanrının yeryüzündeki gölgesi olarak ilan eden bir adamın gölgesi altında yaşamayı kabul etmeyeceğini söylüyor. Erdoğan’a boyun eğmeyeceğini ve yaratmış olduğu itaatkar toplumun bir ferdi olmayacağını haykırıyor. Dolayısıyla bu gerçek, 16 Nisan referandumunda Erdoğan diktatörlüğünü yasallaştıracak sonucun evet çıkması durumunda da, Erdoğan’ın kabusu olmaya devam edecek ve mutlaka kazanacak olan Kürt ve Türkiyeli halkların demokratik, özgür ve eşit yaşam tercihi olacaktır.
