Türkiye’de kritik bir dönemeç olan 24 Haziran seçimleri gerçekleştirildi. Seçimin hemen ertesinde yazdığım için açıklanan sonuçların detaylarına hâkim değiliz. Fakat bu seçim sonuçlarının anlattığı esas noktaları anlamak için bu bilgiler bile yeterlidir. Öncellikle bariz olan ne kadar zafer naraları atarsa atsın AKP-MHP faşist blokunun bu seçimden yenilgiyle ayrıldığıdır. Bu ittifak yapılan onca hile, baskı ve manipülasyonlarla Erdoğan’ı cumhurbaşkanı yapmış olabilir. Faşist iki parti mecliste 300’ün üstünde vekil kazanmış olabilir. Bu sonuçların nasıl alındığı ya da halkın sandığa yansıyan gerçek iradesini gösterip göstermediği konusuna bu yazıda girmeyeceğiz. Çünkü daha önemli bir sonuç var; çok açık bir şekilde kaybettiler. Faşist Erdoğan balkonundan yeni tehditlerde bulunabilir ama o da çok iyi biliyor ki halkların gerçek demokrasi alternatifi olan HDP’ye karşı kaybetti.
Kaybetti çünkü seçim kararının açıklanmasından hemen sonra AKP milletvekilleri ve kendi il başkanlarından farkı kalmayan valilere verdiği “HDP’yi sandığa gömün” talimatına rağmen gömülen onun Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin iradelerini kırma girişimi oldu. Hayalini kurduğu “bedava” vekilliklerin hilelerle ancak bazısını alabildi. Çünkü Türk devlet sisteminin Kürt düşmanı yüzünü çok güzel gösteren ve Erdoğan’ın titizlikle korumaya çalıştığı yüzde 10 barajını HDP bir kez daha aştı. Üç seçim üst üste aşılan baraj artık anlamsız hale geldi. Bakalım faşist Erdoğan özelde Kürt halkını genelde ise sosyalistler ve gerçek demokratları meclis dışında tutabilmek için yeni ne keşfedecek? Keza baraj, dokunulmazlığın kaldırılması ve vekilliklerin düşürülmesi ne halkların demokratik direncini kırabiliyor ne de bir direniş mevzisi olarak ele alınabilecek Meclis’te bulunma görevini halkın vekillerinin tüm baskılara karşın bayrak yarışı olarak birbirlerine devretmesine engel olabiliyor. Halk seçmekten, halkın vekilleri de tüm tehditlere rağmen bu görevi üstlenmekten bıkmıyor.
HDP kazandı çünkü üç yıldır tüm illerde partinin en alt organlarından eşbaşkanlarına kadar tüm çalışanlarının tutuklanmasına rağmen dimdik ayakta duruyor. Devletin bekçisinden, YSK’sine kadar oylarını gaspla görevlendirdiği kişilere karşı sadece inançla direnen görevlileri sayesinde oylarının önemli bir kısmını koruyabiliyor ve bu sayede sadece varlığını korumakla kalmıyor, en çok oyu alan 3. parti oluyor. HDP’nin her çalışması illegalize edilip, soruşturmaya tabi tutulmasına rağmen Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Arapların, Türkmenlerin, ezilenlerin, kadınların, gençlerin ve emekçilerin gerçek alternatifi olma özelliğini yitirmiyor, tersine Türkiye’nin her yerinden destek bulduğunu aldığı oylarla herkese gösteriyor. HDP kazandı çünkü sistemin görmezden geldiği, hiçe saydığı her kesimden temsilcileri Meclis’e taşımayı başardı. Faşizmin her yere hakim kılmaya çalıştığı tek renk tonuna karşı halkların çok renkliliğini gözler önüne serdi. Demokratik Ulusun faşizme karşı her koşulda direneceğini gösterdi.
Faşizm kaybetti çünkü taş üstünde taş bırakmadığı Cizre, Nusaybin, Sur, Şırnak, Gever, Hezex gibi sadece Kürt halkının değil, insanlığın onur abidelerinde eğilen bir baş bulamadı. Bu direniş merkezlerinde çeteleri dışında herkes taşınan sandıklara, panzerlere, akreplere, rangerlere rağmen onlara inat, sokaklarında direniş efsanesi yazan gençleri unutmayarak oyunu HDP’ye verdi. Kürt’e dair her şeye düşman bir ittifakın tüm ceberutluğuna karşı Efrîn’den Lêlikan’a Dersim’den Tendürek’e “Sonuç Muhteşem Olacak” şiarına olan inancını dosta düşmana gösterdi Kürt halkı. Bakurê Kurdistan’da halkın devletin resmi çetelerine rağmen sokaklara çıkarak kutladığı, bu zafere olan bağlılıktı. Faşizm kaybetti çünkü bir kez daha düşüncelere kurşun işlemez gerçeği ile yüzleşmek durumunda kaldı.
Halkların antifaşist mücadelesi 24 Haziran’da kazandı. Çünkü HDP tüm baskılara rağmen ilkelerinden taviz vermedi. HDP bütünsel antifaşist mücadelenin kendisini beslediğini ve onun başarısının her alana güç vereceğini bildi. Kendi gerçekliğinde ısrar etmek kısa vade de zorluklar getirse bile bu ısrarın özgür geleceği garantiye alacağı açıklıkla göründü. HDP, bu başarısı ile faşizme karşı umudu büyütmenin önemli bir zemini olduğu kanıtladı. Faşizme karşı mücadelenin tek kanaldan olmayacağı gerçeği daha net görüldüğü gibi yaşamın, faşist şeflerin kararları doğrultusunda akmadığı açığa çıktı.
Faşist Erdoğan kazandığı Pirus zaferinin kutlamalarında Kürtlere ve demokrasi güçlerine saldırılarını arttıracağını ilan etti. Bu tam da kaybetmenin psikolojisinin nasıl olduğunu gösteriyordu. Önümüzdeki dönem baskı, zor ve ali cengiz oyunlarıyla elde ettiğini sandığı güçle daha çok saldıracaktır. Ama bu onun daha büyük kaybetmesini de sağlayacaktır. Keza direnen halk gerçeği karşında hiçbir faşist diktatör tutunamaz. 24 Haziran sonuçları bunun işaretlerini bir kez daha göstermiştir.