Newroz bu yıl Kürdistan’da ve Türkiye metropollerinde bir başka coşku, bir başka kitlesel olarak kutlandı. Binler, onbinler, yüzbinler, milyonlar bu çoşkulu kutlamalara katılım sağlamak için alanlara koştu.

Sayın Öcalan’ın Newroz mesajı geçen yılda olduğu gibi bu yılda sayın Pervin Buldan ve Sayın Sırrı Süreyya Önder tarafından Kürtçe ve Türkçe olarak okundu. Öcalan’ın Newroz mesajı geçen yıla nazaran daha kısa idi. Anlayanlar için içeriği daha güçlü bir mesajdı.
“Tarih bize göstermiştir ki eğer kararlı bir barış önderliği sergilenmezse tarihsel sorunlar bildiğini okur ve genellikle çok kayıplı dönüşümlerle cevaplarını üretirler” diyor Öcalan.
Bu ne demektir? Kürt tarafı geçen bir yıl içerisinde kararlı bir barış önderliği sergilemiştir.
Şimdi kararlı bir barış önderliğini sergilemek AKP Hükümetine ve onun başındaki kişiye düşmektedir.
Gelinen aşamada diyalog sürecinin bittiği, tarafların birbirlerini artık daha iyi tanıdığı, test ettiği, müzakkerelerin yasal bir dayanağa kavuşturulması gerektiği belirtiliyordu.
Çeşitli çevrelerden aldığım duyumlara göre AKP Hükümeti seçimlerden sonrası için yeni bir demokratikleşme paketini hazırlıyor. Ancak bu ikinci aşama için yetmiyecektir. Yapılacak müzakkerelerin yasal bir çerçevesinin olmasıda ikinci aşamanın olmazsa olmazıdır.
Bir yol ayrımına gelinmiştir. Önümüzdeki süreçte cevap bekleyen soruyu ise Öcalan, “Birbirini bekleyen darbeler mi yoksa tam ve radikal bir demokrasi ile mi yola devam edilecek” şeklinde sormaktadır. Kürt tarafının cevabı açıktır yola radikal bir demokrasi ile devam etmek gerekiyor. Aksi takdirde pusuda bekleyen uluslararası çıkar çevrelerinin, paralel devletin boy hedefi olursunuz. Ola ki bu sefer sizi kurtlar sofrasında  yenilmekten kurtaracak kimseleri de bulamıyabilirsiniz.
Newroz mesajının altı kalın çizgilerle çizilerek okunacak cümlesi ise şüphesiz ki “barış savaştan daha zordu ama her savaşın bir barışı vardır. Biz direnirken kormadık, barışırken de korkmayacağız” sözleridir.
Kürtler tarih boyunca direnmekten korkmadılar. Sağlam bir direnişin temelinde korkmamanın olduğunu pratik gösterdi. Direnmekten korkmayanlar, barışırken de korkmazlar. Bilirler ki her türlü hileye karşı direnmenin de panzehiri korkmamaktır. Direnmekten korkmayan Kürt, barışmaktanda korkmaz. Barışmaktan korkanlar ise direnmekten korkanlardır. Onun içindir ki direnmeyenler barış sürecine hep kuşkulu bakmışlardır. Direnenler ise barışmanın zor olduğunu bilince çıkararak, barışmaktan korkmadıklarını her seferinde tekrar etmişlerdir.
Barışmanın, yeni bir toplumsal sözleşme yapmanın zamanı olduğunu bilince çıkararak bunun için mahalli seçimlerden zaferle çıkmanın da elimizi güçlendireceğini unutmamalıyız.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 24 Mart 1994 tarihinde KUM üyesi, Nizip DEP Yöneticisi Mehmet Şen işlettiği kahveden alınarak işkence edilerek katledildi. Cenazesi doğduğu yer olan Birecik’in Ayran köyünde toprağa verildi.
* 28 Mart 1980 tarihinde Derik’in Şikestun köyünde TSK ile PKK’li militanlar arasında çıkan çatışmada bir yüzbaşı, iki asker yaşamını yitirirken Ahmet Kurt, Mehmet Kurt ve Salman Doğru isimli militanlarda yaşamlarını yitirdiler.
* 28 Mart1986 tarihinde HRK Komutanı, Eruh baskını komutanı Mahsun Korkmaz (Egit) Gabar dağında şehit düştü.
* 28 Mart 2006 tarihinde Muş/Şenyayla’da 14 HPG gerillasının kimyasal silahlarla yaşamlarını yitirmeleri üzerine Diyarbekir’de çıkan serhildan üç gün devam etti.
* 30 Mart 1992 tarihinde Kürt Yurtseveri, Kürt Dindarlar Birliği kurucusu ve din alimi Melê Evdırahmanê Tımoki Kürdistan’ın G.Batısında yaşamını yitirdi.