Rojava, Kobanê, Kader Ortakaya, Suphi Nejat Ağırnaslı, Şehit Gelhat, Arin Mirxan çadır kentleri ve şehit aileleri için açılan baraka evlerde çalışan gönüllüler, dağıtımdan, eğitime, sağlıktan, yemeğe kadar bir çok yaşamsal ihtiyacın yerine getirilmesinde görev alıyor. Rojava çadır kentinde yaklaşık 40 gündür gönüllü olarak çalışan Işıl Ateş, 2 günlük izninde geldiği Suruç’tan bir türlü kopamadığını  ve işinden istifa ederek yardım çalışmalarını sürdürmeye karar verdiğini anlattı. 
İlk geldiğinde Bethê köyünde tutulan sınır nöbetine katıldığını ve orada Kobanêli çocuklar ile tanıştığını söyleyen Ateş, “Resim öğretmeni olan bir arkadaşımla çocuklarla çalışmak için gelmiştik. Arkadan bomba sesleri geliyordu bombalar düşüyordu ve biz resim yapıyorduk. Bu beni çok etkiledi. Ben ne yapıyorum? Neredeyim? diye düşünmeye başladım” sözleriyle ilk gözlemlerini paylaştı.




İşinden istifa etti

İki gün sonra İstanbul’a döndüğünü ama eski yaşamına kaldığı yerden devam edemediğini söyleyen Ateş, “İstanbul’a döndüğümde huzurlu uyuyamadım. Başımı yastığa koyduğumda buradaki görüntüler, buradaki yaşadıklarım aklımdan çıkmıyordu. İki günde olsa o yaşadıklarım beni etkilemişti. Dayanamayıp Suruç’a geri geldim” diye konuştu. Suruç’a gelmek için işinden istifa ettiğini söyleyen Ateş, 40 gündür çadır kentlerde çalışıyor. 

Kobanê’nin taşıdığı anlamın, bir şeyler yapmadan oturarak anlaşılamayacağının altını çizen Ateş, “Buralara gelmek, ucundan tutmak lazım. Burada Hollandalı bir arkadaş var. Sadece İngilizce ve çok az Türkçe biliyor ama bir şeyler yapabilmek adına yerinde duramayıp buraya gelmiş. Dil bilmemek ve nereden geldiğin çok önemli değil, ne niyetle geldiğin ve neler yapabileceğin çok önemli” şeklinde konuştu. 





Sen dermansın Kobanê 


Bir oğlunu DAİŞ’le savaşta kaybeden diğer oğlu da YPG saflarında olan 70 yaşındaki Kobanêli Edûla Beko Etto, “Kobanê gözlerin ilacı, yüreklerin baharıdır, yaraların dermanıdır” sözüyle sevgisini ifade ediyor. 

Kobanê’nin Gırıkê köyünden Edûla Beko Etto (70), “Kobanê genç yiğitlerin kanlarıyla yıkandı ve beni onların yanına götürün” diyerek Kobanê’ye götürülmeyi istedi. 

DAİŞ saldırıları ardından Suruç’a göç edenlerden biri olan Etto’nun toprak özlemi orada kaybettiği oğluyla birlikte daha da artmış. 
“Çetelerin, barbarların yüzünden göç etmek zorunda kaldık. O altın gibi sarı yaşamdan koptuk, göç ettik. Ax Kobanê, sen yaraların dermanısın Kobanê. Kobanê şehitlerin kanıyla yıkandı“ diyen yaşlı kadın, cebinden çıkardığı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğrafını göstererek şunları söylüyor: “7 yıldır Önder Apo’nun fotoğrafını cebimde taşıyorum. Kobanê’ye döndüğümde o güzelim toprağımın üzerine uzanıp Allah canımı alsın diye dualar edeceğim ki sonra beni oğlumun hemen yanına gömsünler istiyorum. Kobanê gözlerin ilacıdır, yüreklerin baharıdır ve yüreğimizde yeşeren Muhammedi bir güldür.  O güzelim genç kızlar ve uzun boylu delikanlılar Kobanê’nin toprakları üzerine kanlarını döktüler. Bu az bir şey değil yavrum az bir şey değil. Kobanê o genç yiğitlerin kanlarıyla yıkandı ve beni onların yanına Kobanême götürün.”