BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecride karşı Leyla Güven öncülüğünde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi Strasbourg’da 74. gününde devam ediyor. Açlık grevleri etrafında dayanışma ve eylemler her geçen gün artarak devam ediyor.

PYD, 10 kişilik bir grupla Avrupa Konseyi (AK) ve CPT’nin bulunduğu kampüs önünde süresiz-dönüşümlü açlık grevine başladı. Beş günlük dönüşümlü eylemin ilk grubu süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerini ziyaret ederek, tecridin kırılması için sürekli eylemde olacaklarını dile getirdiler. Açlık grevi direnişine güç vermek, direniş etrafında kenetlenmek adına başlattıkları süresiz-dönüşümlü eyleme ilişkin eylemciler gazetemize şu açıklamalarda bulundu.

Arife Tori:

 

Almanya’dan geldim, eyleme katıldım. Leyla Güven’in başlattığı eylem, biz Kürt kadınlarının mücadeledeki yerini de ortaya koymuştur. Bizler Kürt Halk Önderi üzerindeki tecridin kırılması için başlayan eylemlere destek vermek amacıyla bu eyleme giriyoruz. Tecrit insanlık suçudur ve CPT’nin acilen görevlerini yerine getirmesi çağrısında bulunuyoruz. Tecrit kırılıncaya ve Önderliğimiz özgürleşinceye kadar biz Önderliğimizin yanındayız.

Xelil Reşkelo:

   

Biz Önderliğimiz için buradayız. Kaç yıldır sağlığının, durumunun nasıl olduğunu bilmiyoruz. Eylemimizle, Önderliğimizin yanında olduğumuzu bildirmek istiyoruz. Ayrıca eylemimizle Avrupa devletlerini Önderliğimizin durumu ile ilgili uyarmak istiyoruz. Avrupa devletlerinin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini Türkiye’ye hatırlatmasını, baskı kurmasını istiyoruz. Halkımıza çağrımız şudur; Avrupa’dayız ve bir çok şey yapmanın koşullarına sahibiz. Avrupa devletlerinin, insanlığın sesimizi duyması için çok daha fazla baskı yapmamız gerekiyor. Sürekli eylemler düzenlememiz ve açlık grevlerinin taleplerini gündemde tutarak, Avrupa kurumlarının devreye girmesini sağlamalıyız.

Semira Abdullah:

   

Biz, devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylem taleplerinin talebimiz olduğunu dile getirmek ve Önderliğimiz üzerindeki tecridin kırılması için bu eylemimizi AK önünde başlattık. İnsanlığın vicdanını kaybettiğini düşünsek de, bu vicdanı uyandıracağımızı umuyor, bu eylemlerle sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Onların Türk devleti ile olan ortaklığını bilsek de, kanunlarını uygulamaları için sesimizle, demokratik eylemlerimizle taleplerimizi dillendirmeye devam edeceğiz. Canımızla, yüreğimizle sonuna kadar o ve diğer yoldaşlarımızla beraber mücadele edeceğiz. Halkımızın da bu direnişi sahipleneceğine olan inancım tamdır.

 
 

Yolunda yürümek onurdur

   

Kardeşi ve oğlu şehit olan Efrînli Zarife Misto da eylemde yer alanlar arasındaydı. “En büyük yaram Efrîn’dir” diyen Zarife, şunları kaydetti: “Ben buraya arkadaşlarımızın eylemini desteklediğimizi ve Önderliğimiz üzerinde ki tecridin kırılması için ses vermeye geldim. Ben Leyla Güven’in, Önderliğimizin yanında sonuna kadar mücadele edeceğimi söylemek için burdayım. Halkımız ayağa kalkmalıdır.

Leyla Güven başta olmak üzere bu eylemleri sahiplenerek, Önderliğimizin özgürlüğünü sağlamak zorundayız. Ben 19 yaşındayken Önderliği Efrîn’de gördüm. Zeytin ağacına çıkmıştım. Zeytin toplarken birileri “Mamostemiz geliyor” demişti. Ben acilen ağaçtan inmeye çalışırken, düştüm, ayağımı kırdım. Ama doktora gitmedim. Mamoste kimdir diye merak ettim. Gidip baktım ki, Önderliktir. Önderlik zeytin ağaçları altında halkımıza şunu demişti: ‘Silahlanın, Efrîn 30 yıl sonra kan gölüne dönecek’ demişti. Önderliğimizin öngörüleri çok sağlamdı. Onun çizdiği yolda yürümek onurdur. Kürt halkı Önderliğine sahip çıkmalıdır.”