Sema Yüce, 1971 yılında Agirî’nin Tutax ilçesine bağlı Aşağı Kargalık Köyü’nde dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve lise eğitiminin ardından üniversiteyi okumak için Ankara’ya gitti. Ankara Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde okurken, 1988 yılında PKK ile tanıştı. Bu süreçten sonra yaşamı, toplumu ve en önemlisi de kendisini sorgulamaya başladı. Mêrdîn’de 1991 yılında PKK saflarına katılan Sema Yüce, PKK saflarına katıldıktan bir buçuk sene sonra Agirî’de ihbar üzerine yakalandı ve işkencelere maruz kaldı. Sorgulama sürecinin ardından çıkarıldığı mahkemede 22 yıl ceza aldı. Önce Nevşehir, ardından Çanakkale Cezaevi’ne sürgün edildi. Çanakkale Cezaevi’nde 21 Mart 1998 yılında gerçekleştirdiği eylem ile ağır yaralı halde hastaneye kaldırılan Sema Yüce, 17 Haziran 1998’de ardında Semalaşan kadınlar bırakarak hayata gözlerini yumdu.
Eşitlikçiydi
Kürt kadın mücadele tarihine adını kazıyan Sema Yüce’yi annesi Zennure Yüce anlattı. Sema’nın, çevresindeki kadınlardan farklı olduğunu belirten anne Yüce, Sema’nın kendisini her an geliştirdiğini, fakat bu özelliğini hiçbir zaman diğer insanlara karşı kullanmadığını ifade etti. Yüce, kızı Sema Yüce’nin aile ortamındaki yaşamını; “Biz şeyh ailesine mensuptuk, bu nedenle çok fazla misafirimiz oluyordu. Evin çalışanları yoruluyordu tabii. Sema, bu duruma çok kızıyordu. ‘Sen neden kendi işini başkalarına yaptırıyorsun? Sen de çalış’ diyordu. Çoğu zaman çalışanlara ve bana yardım ediyordu. Hiçbir zaman ‘Ben öğrenciyim, şehirde büyüdüm ya da bu işi yapmam’ demiyordu” diye anlattı.
Sürekli okuyordu
Kızının üniversite yılları ve gerillaya katılımından söz eden Yüce, “Üniversitenin üçüncü senesinde Sema’nın derslere girmediğini fark ettim. Neden derslere girmediğini sorduğumda, okuduğu bölümü sevmediğini ve başka bir bölüme yerleşmek için yeniden sınava hazırlanacağını söyledi. Ben de üstüne gitmedim. Sema’da farklı bir şeyler vardı, hissediyordum. Fakat bir türlü anlamlandıramıyordum. Çoğu zaman eve geç geliyordu. Sürekli bir şeyler okuyordu. Okulu bıraktıktan sonra Özgür Ülke gazetesinde çalıştı. 7 Nisan günü de Mardin’de saflara katıldığını öğrendik” dedi.
Her gün eve baskın yapılıyordu
Sema’nın PKK’ye katılmasının ardından sürekli baskı altında tutulduklarını anlatan Yüce, kızının o dönemde Agirî çevresinden gerillaya katılan birkaç kişiden biri olduğunu söyledi. “Sema PKK’ye katıldıktan sonra ortada bir gerekçe yokken bile çevremizdeki insanlar tarafından ihbar ediliyorduk” diyen Yüce, askerler tarafından hemen hemen her gün eve baskın yapıldığını ve baskınlar sırasında karakole götürülen Sema’nın babasının her gün işkencelerden geçirildiğini söyledi. Yüce, gördükleri onca baskıya rağmen kimsenin kendilerine yardım etmediğini belirtti.
İşkenceye rağmen konuşmadı
Sema’nın, PKK’ye katıldıktan sonra görev için Agirî’ye gönderildiğini ve burada ihbar üzerine yakalandığını belirten Yüce, o dönemi şöyle anlattı:
“Sema Ağrı’da doğdu, büyüdü ve burada okul okudu. Ağrı’daki insanların çoğu tarafından tanınıyor ve PKK saflarına katıldığı biliniyordu. Sema’yı tanıyanlardan biri onu ihbar etti ve yakalandı. 18 gün gözaltında kaldı. Sonrasında babası onu ziyarete gitti. Gözaltında kaldığı süre boyunca sürekli işkenceye maruz kalmıştı. Ayakları şişmiş, su toplamış ve yürüyemeyecek duruma gelmişti. Fakat onca işkenceye rağmen konuşmamıştı. Sorgulanma sürecinin ardından mahkemesi görülen Sema, PKK’yi ve Kürt ulusal mücadelesinin haklılığını savunmuştu. Mahkeme sonucunda Sema’ya 22 yıl ağır hapis cezası verildi ve Nevşehir Cezaevi’ne nakledildi. Nevşehir Cezaevi’nde belli bir süre kaldıktan sonra ise Çanakkale Cezaevi’ne sürgün edildi.
Newrozlaşmak istiyorum’
Sürgün edildiği Çanakkale Cezaevi’nde 21 Mart 1998’de bedenini ateşe vermeden önce yazdığı mektupta eyleminin gerekçesini açıklayan ve kadın özgürlük mücadelesinin önemine değinen Sema, PKK’ye bağlılığını ve gerekçesini şu sözlerle anlatmıştı.
“Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum. Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın ve diğer tüm şehitlerimizin iyi bir öğrencisi olabilmek için, Zekiye gibi yanmak, Rahşan gibi Newrozlaşmak istiyorum. Diğer Newrozlaşan Berivan, Ronahi, Mirza Mehmet ve Eser yoldaşların izinde kararlıca yürümek istiyorum. Kadının yaşam gücünün, zafer gücünün olduğunu, kadının da yoldaş olabileceğine olan inancımı soylu bir eylemle taçlandırmak isteğimin nedeni, soyluluğu bilinen tüm tanımlarından arındırarak, kendisi basit düşleri büyük insanın erdemi olduğunu haykırmak isteyişimdir. Kadınlar, küllenen Kürt ateşinin kıvılcımlarıdırlar. Küllerinden yeniden doğmayı başaran bunun kıvılcımı olan her kadın, özgür Kürdistan’ın dokuyucusu olacaktır” diye belirtmişti.
MELEK YÜKSEL/JINHA/AGIRÎ