Haftalardır Lice’de ve Meskan dağında karakol yapımına karşı halkın direnişi sürmektedir. Karakol yapımı, askeri amaçlı yol ve baraj yapımı Türk devletinin kültürel soykırımcı sömürgecilikte ısrar ettiğinin kanıtıdır. Bu karakolların çatışmasızlığın sürdüğü dönemde yapılması, Türk devletinin, zihniyetinin ve  politikasının değişmediğini ortaya koymaktadır. Yapılanlar sıradan karakollar değildir. Bunların tümü savaş üssü niteliğindeki yapılardır. Kürdistan’daki işgalini bu yapılarla sağlamlaştırmayı amaçlamaktadır.

Türk devletinin bu savaş politikası karşısında Kürt gençleri gerillaya her ay yüzlerce sayıda katılmaktadır. İşte AKP’nin “Çocukları kaçırıyorlar” yaygarası bu nedenle ortaya çıkmıştır. Kültürel soykırımcı sömürgecilik Kürdistan’daki işgalini sağlamlaştırma ve savaş üsleri kurma çabası içindeyken, tabii ki buna Kürt gençlerinin ve halkın bir cevabı olacaktı. Gerillaya katılanlar çocuk değil, gençlerdir. HPG 16 yaşından küçükleri gerillaya almamaktadır. 16 ve 17 yaşında katılanlar ise savaşın dışında tutulmaktadır. HPG bu konuda uluslararası kurumlarla anlaşma imzalamıştır.
AKP’nin bu kara propagandasına cevap verildiği için biz kısaca değerlendireceğiz. Bugün Kürdistan’da halkın, gençlerin ve çocukların savunucusu ve koruyucusu Kürt Özgürlük Hareketi ve gerilladır. Türk devleti Kürtlüğü yok etmek isterken, Kürt Özgürlük Hareketi ise Kürt’ü var etme savaşı vermektedir. Kendi kimliği, dili, kültürü ve özyönetimiyle yaşamayan Kürt, yok edilme sürecindeki Kürt’tür. Kürt Özgürlük Hareketi, yok edilmek istenen bir halkı ve gençliği kendi kimliğiyle var etme ve yaşatma mücadelesi vermektedir. Kürt halkını ve gençlerini soykırımcıların ağzından çıkarmaya çalışmaktadır. Genç, yaşlı, çocuk, kadın ve Kürtler için hala sömürgeciliğin ağzında bir yaşamdan söz edilebilir. Bu gerçek ortadayken kim gençlerin ve çocukların sahiplenicisi ve savunucusudur; kim çocukları ve gençleri yok eden canavarın ağzında tutmaktadır? Bu soruların cevabı, Kürdistan’da yürütülen kırk yıllık Özgürlük Mücadelesiyle netleşmiştir. Hiç kimsenin gerillaya katılmış gençleri çağırmaya hakkı yoktur. Gerillaya katılanlar geri gönderilsin demek, Türk devletinin otuz yıldır söylediğini tekrarlamaktan başka anlam taşımaz.
Şu anda gündem yapılması gereken tek konu vardır, karakol, askeri amaçlı baraj ve yol yapımıdır. Dil, kimlik, kültür özgürlüğü ve özyönetim hakkı tanınmayan  Kürt kimliğinin en doğal hakları için mücadele etmektir. Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamı güvenceye alınmadan gerillaya katılımların sürmesi kadar doğal bir şey olamaz. Herhalde kırk yıldır mücadele verilmesinin bir amacı vardı. Yaşamını verenlerin ve ağır bedel verenlerin bir amacı vardı. Gençler de kendinden önce özgür ve demokratik yaşam için mücadele edenlerin izinde dağlara koşmaktadırlar. Onlarca yıldır on binlerce genç gerillaya katılmaya koşuyorsa herkes bunu doğru anlamalıdır. Kürt halkı bunu iyi anlıyor. Bu nedenle gerilla Kürt halkının beyni ve yüreğidir. Kürt’ün yüreğinin ve beyninin yarısı gerilladadır. Çocukların ve gençlerin rüyası bir gün gerilla olmaktır. Eğer Türk devleti ve polisi yolları tutmazsa Kürt gençlerinin çoğunluğu dağlara koşar. Geçmişte katılanlardan daha fazlasının yollarda yakalandığını biliyoruz.
Kürt halkının dağa giden çocuklarına nasıl baktığı bellidir. Başı en fazla dik ve onurlu insanlar şehit ve gerilla aileleridir. Şehit ailelerinin çocuklarını kına tepsileriyle karşılamaları, şehitlere verilen değer ve anlamla ilgilidir. Kürdistan’da şehitler gerçek anlamda yaşıyorlar. Gerillalar bu halkın gerçek evlatlarıdır. Bu açıdan AKP’nin istihbarat örgütüyle birkaç aileyi harekete geçirmesi ve tüm basınıyla gündemleştirmesi Kürt halkı için hiçbir anlam taşımamaktadır. Aksine Kürt halkı AKP’nin ve MİT’in oyununa gelen bu aileleri ayıplamaktadır. Çünkü bu aileler Kürt düşmanlarının oyunlarına gelmişlerdir. Nitekim bazı ailelerin bu tutumlarından dolayı özür dilemesi bu gerçekliği görmeleri nedeniyledir.
Kültürel soykırımcı sömürgeciliğin Kürt gençlerine ve çocuklarına neyi reva gördüğünü herkes biliyor. Kürt çocuklarının geleceği nedir, hangi yaşam içindeler bunu herkes görüyor. Kürt gençleri için en tortu işlerde çalışmak ve kültürel soykırım sistemi içinde kendi kimliğini kaybetmekten başka bir gelecek var mı? Türkiye metropollerinde en tortu işlerde ve en ucuz biçimde çalıştırılıp emeği sömürülen kimdir? Uyuşturucuya bağlı hale getirilenler, fuhuşa sürüklenenler kimdir? Zindanlara doldurulanlar kimdir? Çocuk yaşta gelin edilenler kimdir? Çocuklara tecavüz haberlerini bu halk unutmadı! Evlendirmek için yaşları büyük gösterilirken, gerillaya gidenlerin ise yaşını küçük göstermektedirler.
Kürt halkı AKP Hükümeti zamanında gençlere ve çocuklara neler yapıldığını biliyor. Erdoğan’ın hiçbir faşist liderin bile söylemediği “Kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yapacağız” demesi ve sonrasında yirmiye yakın çocuk ve gencin öldürülmesini bu halk unutmadı. Mitinglere, toplantılara saldıran polisin çocuklara nasıl muamele yaptığına her gün televizyonlarda bu halk şahit olmuştur. Televizyon ekranlarına ve gazetelere yansıyanlar ise Kürt çocuklarına ve gençlerine yapılan işkence ve zulmün binde biridir.
Karakol, barajlar ve yol yapımına karşı direnen binlerce, on binlerce insan görülmüyor, ama üç-dört aile günlerdir televizyonlara veriliyor. Türk basını Kürt analarının feryadını bir gün olsun bile vermemiştir, ama talimatla MİT’in örgütlediği üç-dört aile her gün televizyonlarda boy boy gösterilmektedir.
Türkiye’nin sorunu gençlerin gerillaya katılması değildir. Karakol yaparak, yeni askeri amaçlı yollar kurarak, sınırlara dünyanın parası yatırılarak savaşa hazırlanma Türkiye’nin temel sorunudur. Türkiye’ye siyasi, ekonomik ve sosyal sıkıntılar ve çürümeler getiren çatışmasızlık ortamında karakol yapan zihniyettir. AKP’nin çatışmasızlık ortamını heba eden ve Kürt sorununun çözümünde ortaya çıkan olumlu zemini çürüten zihniyetidir. Türkiye kamuoyu bunun üzerinde durursa hayırlı bir iş üzerinde durmuş olur. Gençlerin gerillaya katılması bu çürütme ve Türkiye’yi çıkmazlara sokma politikasına son vermek içindir. Bilindiği gibi bu zihniyete karşı gerilla direnince de kaba politikaları bırakıp daha ince politikalara yönelmişlerdir.
Gerillanın varlığı Türkiye’nin hayrınadır. Kürt Özgürlük Hareketi’nin Türkiye’ye karşı mücadelesi Türkiye’nin hayrınadır. Türkiye’nin hayrına olmayan, Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek isteyen politikalara destek vermek ya da bu politikalara meşruiyet kazandırmaktır.
Çocuklara, gençlere sahiplenmek Türk devletinin ve AKP Hükümetinin politikalarına karşı çıkmakla olur. Kültürel soykırımcı sömürgeciliğe tutum takınmadan kimse kendi çocuğuna sahip çıkmış olamaz. Kendi çocuğuna sahip çıkmak Türk devletinin kültürel soykırımcı politikasını seyretmek midir? Gençleri ve çocukları bu sistemin parçası yapmak mıdır? Bu, kültürel soykırımcı sistemin işçisi ya da memuru yapmak çocuklara nasıl sahip çıkmak oluyor? Ya da Kürtler üzerinde kültürel soykırımcı sömürgecilik uygulayan Türk ordusuna asker göndermek mi çocuğa sahiplenmektir? Bir Kürt genci için doğru olan tutum nedir? Ya da dünyada durumu Kürtler gibi olan bir toplumun gençleri nasıl davranmalıdır?
Karakol yapımına karşı çıkıp şehit düşen Medeni Yıldırım kadar onurlu bir duruş kime nasip olur? Karakol yapımını engellemek için göğsünü siper eden gençler ve çocuklar bu halkın evlatları değil midir? Çocukları ve gençleri korumak, karakol yapımını engellemek ve Kürt sorununun çözümü için mücadele etmekle olur. Bu açıdan MİT’in kandırdığı üç-dört aile onurlu bir iş yapmak istiyorsa karakol yapımına karşı direnenlerin yanında yer almalıdırlar.
Karakol, baraj ve yol yapımına karşı çıkmak temel bir insanlık ve yurtseverlik görevidir. Kürt halkı yeni karakol yapımlarına izin vermemelidir. Hatta Kürdistan’dan karakolların tümden çıkarılması mücadelesi yürütülmelidir. Ege’de ve Karadeniz’de askeri üs olarak kullanılan karakollar yoktur. Karakol ve askeri amaçlı baraj ve yol yapımına karşı sadece birkaç yerde değil, Kürdistan’ın her yerinde eylem geliştirilmelidir. Bir BDP milletvekilinin söylediği gibi eylem amacına ulaştı demek de doğru değildir. Daha önce de Rojava sınırına örülen duvara yönelik halkın eylemleri amacına ulaştı, bu nedenle bırakılmalı denilmiş, böylece konunun gündemleşmesinin önüne geçilmiştir. Eylemlerin geliştiği durumda bu tür söylemler doğru değildir. Dolayısıyla tüm karakol, baraj ve yol yapımları durdurulana kadar eylemler devam etmelidir. Tüm Kürt halkı da bu eylemlerin içine girmelidir. Ancak böyle bir direniş çizgisi sürdürülürse Türkiye demokratikleşir ve Kürt sorunu çözülür.
Karakol yapımlarını, askeri amaçlı baraj ve yol yapımlarını seyretmek, kültürel soykırımcı sömürgeciliği seyretmek ve kültürel soykırıma kafayı uzatmaktır. Bu açıdan gün, karakol yapımına karşı direnme ve bu topraklarda sömürgeciliğin ve işgalciliğin olmadığı ortamda özgür ve demokratik yaşam mücadelesi verme ve bu yaşamı şimdiden inşa etme ve savunma günüdür.