Kürdistan’a yönelik işgal, katliam ve imha saldırılarını sürdüren Türk devleti Kürdistan’ın tarihine ve direniş ruhuna yönelik saldırılarına hız vererek devam ettirmektedir.

Geçtiğimiz günlerde Amed kentinde; Vatan Partisi gençlik örgütlenmesinden Öncü Gençlik Genel Başkanı Özgür Bursalı, Öncü Kadın Genel Başkanı Meltem Ayvalı ve Diyarbakır İl Başkanı Haluk Mıhalioğlu’dan oluşan bir heyet, Diyarbakır Valiliğine başvuruda bulunarak “Şeyh Said 1925 yılında Cumhuriyete karşı silahla isyan etmiş bölücü ve gerici bir elebaşıdır. Silahla Diyarbakır’a saldırmış bir isyanın elebaşıdır. Bu bölücü ve gerici kişinin isminin Diyarbakır meydanlarında anılmasına göz yumulmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu talebimizi Diyarbakır Valiliğimize iletiyoruz” demişti...

Kısa bir süre sonrada AKP-MHP Faşist güruh ittifakı Vatan Partisi bünyesindeki, Kardeşlik Bürosu Başkanı Arif Doğan tarafından bir dilekçede “Tunceli Valiliği” ve Dersim Belediyesi’ne teslim edildi, Vatan Partisi’nin Genel Sekreteri Utku Reyhan’ın imzasıyla yapılan başvuruda gerekçe olarak ise, Seyid Rıza’nın “vatana ihanet” suçundan ceza alması gerekçe gösterildi. Başvuruda, “Seyid Rıza’nın, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren devletin otoritesini tanımadığı bütün ikaz ve ikna çabalarına karşı feodal beyliğini sürdürmek kararından vazgeçmediği için Mustafa Kemal Atatürk’ün kararlı önderliğinde Dersim Harekatı ile isyanın ezildiği” ifadelerini kullanıldı..Ergenekon paçavrası Vatan Partisi üzerinden başlatılan bu saldırılar, faşist diktatör Erdoğan’ın istemi dışında gelişmediği su götürmez bir gerçektir.

HDP’li Belediyelere kayyumlar ve polis-asker zoru ile el koyarak, belediyelerde ilk iş olarak Kürtçe (çok dilli) tabela ve hizmetleri kaldırdığı Türk bayrağı asarak “işgali” ilan ettiği biliniyor, Rojava’da işgal ettiği yerlere Türk okulu açıp Türkçe isimler takan, Kürt düşmanı faşist AKP’nin Kürt’e ait ne varsa hedefine koyduğu bilinen bir gerçektir, işine geldiği zaman taktiksel olarak AKP seçim mitinglerinde Şeyh Said’i ismini kullanıp bazı yakınlarını AKP adayı olarak tanıtarak taban yaratma ve oy kapma peşinde koşarken. Aynı AKP, Şeyh Said’in torunu olan Erzurum’un Tekman ilçesinin DBP’li Belediye Başkanı Ali Sait Fırat’ı görevden alıp yerine kayyum atamıştı.

Şeyh Said ve 46 arkadaşı 28 Haziran 1925 yılında idam edilerek katledildi ve 15 Kasım 1937’de de Seyid Rıza ve oğlu ile beraber 7 kişi idam edilerek katledildiler.

1937-1938 yıllarında Dersim’de binlerce kişi katledilmiş, sağ kalan binlerce kişi de sürgüne gönderilmişti. Faşist Erdoğan 2011 yılında, “Eğer devlet adına özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum” demişti. Harekatın isyana karşı başlatıldığı yönündeki resmi söyleme karşın, katliamdan çok önce kapsamlı bir plan yapıldığını gösteren belgeler ortaya çıkmıştı. 1938’deki askeri harekattan tam 5 yıl önce Jandarma Umum Komutanlığı tarafından hazırlanan eylem planı, askerin her halükârda Dersim’in üzerine yürüyeceğini ve aşiretlerin sürgün edileceğini gösteriyordu. 15 Kasım 1937’de Mustafa Kemal’in talimatı ile Seyid Rıza oğlu ile beraber 7 kişi birlikte idam edilerek katledildiler.

Tarihte Türk devletinin katliamlarına direnen ve öncülük yapan Şeyh Said ve Seyid Rıza ve onlarca lideri katlederek ederek yok edeceğini unutturacağını sanıyordu, fakat 1978 yılında Ortadoğu’da Abdullah Öcalan öncülüğünde PKK ile yeni bir direniş ve diriliş destan ile PKK ile geçmişin örgütsüzlüğünü örgüte bilince çeviren yeni bir sayfa açıldı. Yeni dönemin önderliği sadece Kürdistan ve Ortadoğu değil tüm dünyada ezilen uluslar ve sınıflar tarafından karşılığı olan ve değer gören bir konuma gelmeyi başardı. Direniş tarihinin Önderi Abdullah Öcalan Suriye’de suikastlerle katledilmeye çalışıldı, başarısız olunuca bu güçler tarafından NATO öncülüğünde 9 Ekim komplosuyla Kenya’dan kaçırılarak İmralı zindanlarına götürüldü.

Tarih boyunca Kürt önderlerine suikast, idam ve komployu reva gören Türkiye, Irak, İran ve Suriye sömürgecileri Kürtleri tarih sayfasından silmek istediler fakat başarılı olamadılar, tamamlamak istedikleri soykırıma PKK’nin çıkışı darbe vurdu tabi ki bu başarısızlıklarının sebebi tarihe yön veren halkların Önderi Öcalan’a sahip olmasıdır.

Kurucusu olduğu PKK’nin Kürt halkı tarafından kabul görerek 4 parçada örgütlü olması ve kendi özgücü ile direniş bütünlüğünü esas alarak demokratik ulus ve sınıfsal özelliğe sahip olmasıdır bu mücadele karşısında da onlarca entrika çeviren soykırımcılar, geçmişte olduğu gibi katliam planlarını yapan Türk devleti günümüzde de hazırladığı Çöktürme planını devreye koydu. Ve planın uygulayıcısı AKP-MHP-Ergenekon faşizmi dünyanın gözü önünde Kuzey Kürdistan’da, Rojava’da ve Güney Kürdistanda Kürt kentlerine ve köylerine saldırarak katliamlar ve yıkımlar gerçekleştirmektedir. Aynı zamanda Güney Kürdistan’da iş birlikçilerden de yardım alarak PKK’nin önder kadrolarına her fırsatta suikast saldırıları gerçekleştirmektedir. Bu suikastlerle amaçlanan “vücudu başsız” bırakarak direnişi kırıp halkı sindirmek. Kürtlere ve Kürtlüğe ait ne varsa soykırıma tabi tutarak “tarihsel hafıza” silinmek isteniyor.

İşte “tehlikeli oyun” burda başlıyor, bu saldırı ile AKP-MHP-Ergenekon faşizminin yapmak istediği Kürtleri soykırıma tabi tutarken Önderliksiz bırakmaktır, Şeyh Said ve Seyid Rıza Şahsında tarihe ve direnişe yapılan saldırı sistematiktir ve Serok Öcalan hedef alınmaktadır. Rojava’da ABD’nin, Kürt’ü ideolojik olarak Öcalansız ve PKK’siz hale getirmek istemesi ve Avrupa’da bazı devletlerin Önderliğe ait ne varsa yasaklaması tesadüf değildir. Kürtler uyanık ve bilinçli olmak zorundadır. Halkların Önderi Öcalan etrafında daha güçlü kenetlenip paradigmayı yaşamsallaştırıp Önderlikle daha güçlü bütünleşmenin zamanıdır...