Ülkesinde ‘My Stealthy Freedom’ hareketini başlatarak İranlı kadınların sesi olan gazeteci ve hak savunucusu Masih Alinejad, benzer coğrafyalardaki kadınların dayanışmasının önemine işaret etti ve İranlı kadınlardan öğrenilebilecek bir şey var ise bunun ‘direnişi asla bırakmamak’ olduğunu kaydetti.

Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Gözde Çağrı Özköse’nin sorularını yanıtlayan Masih Alinejad, #MyStealthyFreedom (BenimGizliÖzgürlüğüm) ve onu takiben #MyForbiddenSong (BenimYasaklıŞarkım) ve #Whitewednesdays (BeyazÇarşamba) kampanyalarının nasıl başladığını şöyle aktardı:

Kadınlar kendileri için özgürlük alanı yaratabilir

“#MyStealthyFreedom kampanyası, 2014 yılında saçlarımda rüzgarın tadını çıkarırken Facebook’a koyduğum örtüsüz bir fotoğrafla başladı. Fotoğrafın altına İranlı kadınlar batının özgürlüklerinin keyfini çıkarıyor olmama ne kadar özendiklerini yazdılar. Ben de onlara, aslında kendilerinin de meraklı gözlerden uzak aynı özgürlük alanını yaratabileceklerini yazdım ve daha önceleri İran’da araba kullanırken örtüyü çıkardığım bir fotoğrafı paylaştım. Kısa bir süre içinde Facebook sayfam aynı şeyi yapan, kamusal alanlarda saçlarını özgür bırakan kadınların fotoğraflarıyla doldu. O çığır açan kampanya işte böyle ortaya çıktı. Daha sonra o kampanya #MyForbiddenSong gibi başka inisiyatifler doğurdu. O kampanyada da İran İslam Devleti’nde halen yasak olan kadınların toplum içinde şarkı söylemesi üzerine kadınların şarkı söyleyen videolarından oluşuyordu. Daha sonra, örtünmek isteyen ama bunu devletin zorlamasıyla yapmak istemeyen kadınlar için #WhiteWednesday kampanyasını başlattık. Bu kadınlara Çarşamba günleri, zorunlu olarak başörtüsü takmayı protesto etmek için beyaz örtü kullanmaları çağrısı yaptım.”

Dört yıl süren kampanyanın kontrolünü aşacak şekilde büyüdüğünü ifade eden Alinejad, şu anda kadınların İran sokaklarında başörtüsüz gezebildiğini kaydetti.

İslam’ın uygulanış şekli kadınlara karşı

Kendisini laik bir insan olarak tanımlayan Alinejad, dine karşı olmadığını, annesi ve kız kardeşi de dahil pek çok kişinin dindar olduğunu, insanların birbirlerinin haklarına saygılı, uyum içinde yaşayabilmesi gerektiğini ifade etti.

Masih Alinejad, İslam devletinde kadın olmaktan bahsederken, ‘Biz İslam’a karşı değiliz, İslam bize karşı’ şeklinde sarfettiği sözlere karşılık şöyle konuştu: “Demek istediğim şu ki, İran’da İslam’ın uygulanış şekli kadına karşıdır. Dini esas alan her türlü yönetim de kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapacaktır. İslami rejim güç kazandığından beri kadınlar ne giyeceğini seçmek, şarkı söylemek hatta İslami olmayan giyim gerektiren spor aktivitelerinde yer almak gibi pek çok haktan mahrum bırakıldı. Mesela İran’da bir kadının boşanması hiç kolay değildir. Çünkü bir kadının beyanı, bir erkeğin beyanının yarısı kadar bile değer taşımaz.”

Sadece 2014’de 3.6 milyon kadının uygunsuz giyindiği, şarkı söylediği gerekçesiyle gözaltı, kırbaç, para cezası hatta hapisle cezalandırıldığını hatırlatan hak savunucusu, bu cezaların kendi anayasasına bile aykırı olduğunu söyledi.

Kadınlar İran’da değişimin mimarı olabilir

İranlı kadınların son on yıldır baskıcı rejime karşı cesurca mücadele ettiklerinin altını çizen Alinejad, “2014 ‘ten itibaren çok yol kat ettik. Şu anda İran’da pek çok kadın, yurt dışı medyasına seslerini duyurmak konusunda bana güveniyor. İran’daki bu durum ebediyen sürmeyecek elbette. Her gün çeşitli spontane protestolar ve muhalif gösteriler oluyor. Son kampanyamız #MyCameraIsMyWeapon, İranlı kadınlara kendi değişimlerinin mimarı olabileceğini gösterdi. İran hükümeti de bu konudan son derece huzursuz olduklarını dile getirdi. Demek ki işe yarıyor.”

Sürgünde olmak acı

Alinejad İran’da olmamanın düşüncesini özgürce ifade edebilmeyi kazandırdığını, ülkesinde sesi kesilmeye çalışanların sesi olabildiğini söylese de “Sürgünde olmak çok acı bir deneyim. İnsanı yavaş yavaş öldürüyor” dedi.

Baskıya asla yenik düşmeyin

Türkiyeli kadınların İranlı kadınların yürüttükleri kampanyaya verdikleri desteğin kendilerini çok duygulandığını dile getiren Alinejad, benzer coğrafyalarda gösterilen dayanışmanın hayati önem taşıdığını söyledi ve şunları ekledi: “Türkiye’de bir İslamileşme atmosferi olduğunun farkındayız. Zor zamanlar yaşıyor olduğunuzu biliyoruz. Eğer Türkiyeli kadınların şu an yaşadıklarını zaten yaşamış olan İranlı kadınlardan alacağı bir ders varsa, o da direnişi asla bırakmamaktır. Zalimlerin sizi bölmesine asla izin vermeyin. Baskıya asla yenik düşmeyin. Kadın düşmanlığı ve faşizm karşısında birlik olun!

 

HABER MERKEZİ

 
 

Masih Alinejad kimdir?

 

Genç yaşlarda İran’ın kadınlar üzerindeki baskılarıyla mücadeleye başladı. 1994 yılında dağıttığı bildiri nedeniyle kısa süre tutuklu kaldı. 2001 yılında gazeteciliğe başladı ve kendi değimiyle “İran devletine diken” oldu. Alinejad, bu süreçte, İran devlet televizyonunda bir haber sunucusunun kadın gazetecilere yönelik tacizini ifşa etti. Yeşil Hareket sürecinde öldürülen 57 kişinin anneleriyle tek tek röportaj yaptı. İran’da yaşam alanı sürekli daraltılan Alinejad, “Biz bir parça kumaşa savaş açmadık, onurumuz ve kimliğimiz için savaşıyoruz” diyerek, 2009 yılında yurtdışına gitmek zorunda kalarak İranlı kadınların sesi olmayı üstlendi.

Sürgündeyken, sosyal medyada, Alinejad’ın saçları açık bir fotoğrafı yayınlaması, Benim Gizli Özgürlüğüm Hareketi’nin başlamasını tetikledi. “Saçlarım uzun yıllar boyunca İran rejiminin elinde rehin kaldı” diyen Alinejad, bu yıl içinde, “The Wind in My Hair/ Saçlarımın Arasındaki Rüzgar” adlı kitabıyla yaşadıklarını anlattı.