Herkes aynı şeyleri söylüyor, aynı duyguları paylaşıyordu. Festival sırasında da ve sonrasında: "Çok güzel bir festival…" Gerçekten çok güzel bir festival oldu Dortmund'da.

Dortmund'a baharı getirdi Kürtler, Kürt baharını...Bir kere ortada polis de yoktu, provake edici herhangi başka şey de yoktu. Kimsenin burnu bile kanamadı. Yüzbine yakın insan, o uzun ve meşakkatli yolculuğa rağmen yüzlerindeki içten gülüşü akşama kadar esirgemedi. Her yıl sözü edilen teknik gibi sorunlar bu defa yaşanmadı. Aylar öncesinden başlatılan ve son iki günde arı gibi çalışan festival emekçileri, bu güzel ve coşkulu festivaldeki en büyük pay sahipleriydi.
Akın akın geldi insanlar. Danimarka'dan, İsveç'ten en uzak köşelerden.
Bir Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu mozaiği oluştu festival alanında.
Dillerdeki direnişin adı, Rojava devrimiydi. Ve bu devrimin mimarları, ak saçlı bilge ile Qandîl'den özgürlüğü, ülke kokusunu, umudu taşıdı Dortmund'da toplanan onbinlere ve ekranı başındaki milyonlara.

Getirilen bir selam yetti...
Yine yurtseverlerin ve ezilenlerin güzel yüzlü temsilcileri oradaydı.Getirdikleri bir selam yetti Dortmund'u coşturmaya.
O selam yüzbinlerce selamla kucaklaşıp tek yürek halinde geri döndü Güneş'e…
Kürt devrimi artık bir umut olmaktan çıkmış, bölgedeki halklar için bir mevzi, bir model, bir cesaret olmuştu.
O gün sadece Kürtler yoktu alanda. Başta Türkiyeli devrimciler olmak üzere, Alman ve diğer halklardan dostlar hepsi biraradaydı. Devrim ateşini harlayan yüzbinlerin önüne çıktıklarında istisnasız hepsinin heyecandan sesleri titriyordu.
MLPD'nin Başkanı gibi coşa gelip sözünün sonunu bir türlü getiremeyenler oldu sahnede. Katılamayanlar, çok şeyler kaçırdı inanın o gün.
Bu yıl ki festivale damga vuranların başında kuşkusuz gençler ve her zaman ki gibi kadınlar vardı yine.
Şehit kızının resmini arkasındaki ağaca asan bir ana el emeği göz nuru işlerini Rojava için sundu insanlara. Kadınlar el işlemesi ürünlerini Rojava için sattı standlarda.

'Cebimde ne varsa Rojava'ya'

"Rojava kampanyasında durumum iyi değildi bir şey yapamadım ama şimdi cebimde ne varsa hepsini Rojava'daki halkımız içinn vereceğim" diyen bir Kürdistanlı, 250 Eurosu'nu Kürt Kızılayı Heyva Sor a Kurdistanê görevlilerine teslim etti.
Festivalin dikkat çeken noktalarından birisi de, İslami motifli standların yoğunluğuydu. Özellikle gençlerin sordukları sorular ve İslami kitaplara gösterdikleri ilgi oldukça fazlaydı. Sözde İslam adına Rojava'da halkımızı katleden vahşi çetelere karşı İslam'ın özünü ve temsilini anlatıyorlardı insanlara...
Kandil'den tüm Ortadoğu'ya bir güneş gibi açılan Kürt devrimi düne kadar kıyısında köşesinde göçmen yaşamı içinde kaybolmaya başlayan bir çok kesimi de etkilemişti. Rojava ve diğer parçalardan festivale olan yoğun katılım bunun bir örneğiydi. Yine standlardaki Kürtçe kitaplara olan ilgi de bunun göstergesiydi. Bunlar arasında Kürt Halk Önderi'nin kitaplarıda yoğunlukla satılanlar arasındaydı.

Ne yoktu ki o gün ?

Elmacısından, tatlıcısına, tef, zurna satanından, dondurmacısına, herkes ve her renk alandaydı o gün. Gençlerin günboyu hiç ara vermedikleri govendleri… Onların enerjiisine ayak uydurmak kolay değildi elbette. Yorucu yolculuk ve coşkunun getirdiği ağırlığa dayanamayarak gözleri kapananların alanın kenarlarındaki çimlerin üzerinde battaniyelerini serip tatlı bir uykuya yatmaları ayrı bir görüntüydü.  
Büyük bedeller ödeyen Kürtler, o gün üç maymunu oynayan Avrupa'ya da Dortmund'dan güçlü bir mesaj verdiler aynı zamanda.
Ah bir de giderken arkalarında bu kadar çöp dağları bırakmasalar…
Biraz duyarlı davranılsa zaten kaç gündür doğru dürüst uyku yüzü görmemiş görevliler de, sabahlara kadar o çöplerleri toplamakla uğraşmazlardı.
Yine de herkes mutlu bir  yorgunlukla ayrıldı Dortmund'dan.
'Yorgunluğun tadı'nda bile özgürlüğe olan umutları artmış olarak...



MURAT ALPAVUT