
‘Demokratik özerk alanlarda özgürlük mücadelesini yükseltelim’ şiarıyla bu yıl 12'ncisi düzenlenen Zilan Kadın Festivali'nde öz yönetim direnişleri selamlandı. Festival, Almanya'nın Dortmund kentinde Almanya Kürt Kadınlar Birliği (YJK-E), Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), Kadın Barış Bürosu'nun (CENİ) organizesiyle büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi.
Festivalin yapıldığı Revierpark, sabahın erken saatlerinden itibaren bayraklar, flamalar ve özgürlük mücadelesinde şehit düşen özgürlük savaşçılarının posterleriyle donatıldı. Yağışlı havaya rağmen festivalin bitimine kadar alandan ayrılmayan kadınlar, festivalin önemine denk düşen bir duruş sergiledi. Festivalin uluslararası rengi farklı halklardan sanatçı ve dans gruplarının katılmasıyla yansıdı.
'Kırıma karşı öz savunmayı örgütleyelim'
Festival, Saarbrücken Çocuk Korosu’nun söylediği "Ey Reqîp" marşı eşliğinde saygı duruşuyla start aldı.
Açılışta Kadın Barış Bürosu (CENİ) üyesi Susanne Rössling ve YJK-E Sözcüsü Münevver Azizoğlu, katılımcıları selamlayan birer konuşma yaptı. Festivalin ana temasının Kürdistan'da hayat bulan öz yönetim direnişleri olduğunu ifade eden Azizoğlu, "Çünkü Kürt kadının perspektifi, özgürlük perspektifi olarak dünyanın bütün kadınları için büyük bir umut haline geldi. Artık iyi görülüyor ki kadın kıyımı Ortadoğu’nun bir sorunu değildir. Daha dün İngiltere’de, ataerkil medeniyetin merkezinde milliyetçi katil yüzünü gösterdi ve barışsever milletvekili Jo Cox'u bizden ayırdı. Bu münasebetle bu anlayışları bir kez daha lanetliyor ve herkesi alternatif sisteme davet ediyoruz. Diyoruz ki, kırıma karşı öz savunma şemsiyesi altında örgütlenelim" diye konuştu.
Açılış konuşması ardından DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, KCD-E Eşbaşkanı Dilşah Osman, Dersim Belediyesi Eşbaşkanı Nurhayat Altun ve CİK Eşbaşkanı Hatice Turhallı birer konuşma yaptı.
'Kadınlarımız örnek olmaya devam ediyor'
Leyla Güven, festivaldeki kadın coşkusuna atfen "Zorlu bir süreçten geçsek de zaferin eninde sonunda direnen halkımızın olacağından kimsenin kuşkusu olmasın" diyerek konuşmasına başladı.
Paris'in orta yerinde MİT eliyle katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'i anan DTK Eşbaşkanı, “Bunları nasıl unutmadıysak, şehit olacaklarını bile bile düşmanın önünde diz çökmeyen Sêvêleri, Pakize Nayırları, Mehmet Tunçları da unutmayacağız. 100 yıl önce ülkemize sınır çeken emperyalistler belki ülkemizi dörde böldüler ama ruhumuza asla sınır çekemediler. Bizim için Kürdistan birdir. Dün Kobanê’de vahşi barbar sürülerine nasıl direndiysek, bugün de aynı inanç ve kararlılıkla direnmeye devam ediyoruz. Bizi sadece köle olarak kabul etmek istiyorlar. Demokratik Özerklik anamızın ak sütü kadar bize helaldir. Bunu hazmedemeyen AKP hükümeti şehirlerimizi, tarihi yerlerimizi ve tüm kazanımlarımızı tankla topla yıkarak bizden intikam almak istiyor. Onların tankına topuna karşın bizim sarsılmaz inancımız ve irademiz var. Savaşı bizler çıkarmadık. Savaş sarayın çıkarı için başlatıldı. Kadınlarımız devrimin her alanında öncülük yapmaya devam ettikleri için bu kadar saldırıya maruz kalıyor. 'En iyi kadın, hizmet eden ve çocuk yapan kadındır' söylemini kabul etmediğimiz için ölü bedenlerimiz teşhir ediliyor. Kadınlarımız hayatın her alanında olduğu gibi devrim sürecinde de dünya kadınlarına örnek olmaya devam ediyor" dedi.
'Tarihi onurlu kişilikler yazıyor'
Dilşah Osman ise "direniş mayasını Mazlumlardan ve Zilanlardan alan kadınlar olarak bir dahaki festivali Önderliğimizle kutlamak istiyoruz" diyerek, bunun için daha fazla çalışmak ve örgütlenmek gerektiğini vurguladı.
Festivalde hazır bulunan HDP Dersim Eşbaşkanı Nurhayat Altun da kısa bir konuşma yaptı. Tarihin onurlu kişilikler sayesinde yazıldığını ifade eden Altun, adını 1996'da Dêrsim'de fedai eylemi yapan Zîlan (Zeynep Kınacı) şahsında özgürlük uğruna bedel veren tüm kadınları andı.
CİK adına konuşan Kadın Şûra Sözcüsü Hatice Turhallı da İslamiyet'te kadın ve erkeğin eşit bir şekilde yaratıldığına dikkat çekerek, İslam'da asla tek dil ya da düşüncenin olmadığını ifade etti.
Sahne performansları
Sahnede yerini alan Hindistan'dan Kürdistan'a, İtalya'dan Latin Amerika'ya kadar birçok sanatçı sahnede yerini alarak, bu yılki festivale uluslararası rengini verdi. Kürdistan'dan Rojda, Jala ve Ayfer Düzdaş ve Êzîdî Kadın Grubu, Saarbrücken Çocuk Korosu, Latin Amerika'dan Gaby Baca, Macaristan'dan Petra Gesti, İtalya'dan Los3saltos müzik grubu, Hindistan Halk Dansları ekibi ve TEV-ÇAND folklor grupları sahnede yerini aldı. TEV-ÇAND’ın folklor grupları ve Hindistan Dans Grubu en ilgi çeken performansı sergiledi.
Kadınlar şiddetli yağan yağmura aldırmaksızın, gün boyunca sanatçıların şarkıları eşliğinde halay çekip dans etti.
Festivalde Kürt kadın direnişini yansıtan bir de sinevizyon gösterimi yapıldı. 'Jin Jiyan Azadî, 'Bijî Serok Apo', Bijî Berxwedana Bakurê' sloganları ise gün boyunca kadınların dilinden düşmedi.
Üç ayrı çadır, üç ayrı panel
Festivalin program akışı öncesi kurulan 3 farklı panel çadırında sunum ve tartışmalar yapıldı.
Jineloji bilimi paneline konuşmacı olarak kadın aktivisti Zîlan Diyar ve Berlin Destan Kadın Derneği temsilcisi birer sunum yaptı. Jineolojinin sistemi kritize eden, feminizm esasına dayanan ve din, mitoloji ve diğer bilimlerden faydalanan bir bilim olduğunu, esas bilgi havuzunun ise kadın devrimi olduğunu ifade eden Diyar, “Jineoloji bilim olarak toplumda yerini bulduğunda inşası mümkündür' dedi.
Berlin Destan Kadın Kurumu Temsilcisi ise Avrupa kadın mücadelesi ve feminizm üzerine yaptığı konuşmasında Kürt kadın mücadelesinin Ortadoğu gibi bir geçeklikten çıkarak her alanda bu kadar gelişim göstermesi ve jineoloji bilimi biçiminde bir düzey yakalamasının çok önemli olduğunu vurguladı.
Avrupa'da gençlik
İkinci platformda da toplumsal cinsiyetçilik ve Avrupa’daki genç kadın çalışmaları ve gençlik sorunları masaya yatırıldı. Ciwanên Azad ve JXK temsilcilerinin moderatörlüğünü yaptığı panelde, Avrupa ve Ortadoğu'daki kadın mücadeleleri karşılaştırıldı. Avrupa’daki 'özgürlükler'in anlamı, Kürt kadın direnişinin Avrupa'da güçlü temsili ve pratiklerinin gerçekleştirilmesi zorunluluğu üzerine tartışmalar yürütüldü.
Kurumsal çalışmalar
Üçüncü bir platformda ise Uluslararası Özgür Kadın Vakfı ve UTAMARA Kadın Buluşma Merkezi’nin kurumsal çalışmaları, program ve projeleri hakkında bilgi verildi. Vakıf temsilcisi Gönül Kaya, Avrupa’da kadın öz savunma aygıtının işlevsel kırılması ve hayata geçirilmesi üzerine bir sunum yaptı.
Sanki Kürdistan'da bir panayır!
Festival alanı adeta Kürdistan'da bir panayır havasını andırdı. Alana kurulu standlar, kadınların düşünsel, manevi ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikteydi. Kitap, CD ve yemek standlarının yanı sıra ulusal elbise sergileyen standlar en çok rağbet gören standlar oldu. Yemek ve el işi standlarının tamamı da kadın rengi ve emeğini yansıtacak şekildeydi.
Hamburg'da Kardeş Aile Kampanyası kapsamında yaptığı bileklikleri satarak şimdiye kadar 5 ailenin bakımını üstlenen Elif Ülger adındaki genç kadın, festival standları arasında da yer aldı.
Kürt kültürünün sembollerinden olan kıl çadır da, kadınların en uğrak yerlerinden birisiydi. Kıl çadırın içinde toplanan Kürdistanlı anneler geçmişi yad ederek bir yandan sohbet ederken, diğer yandan kapıda yayık yaydı. Avrupa'da doğup büyüyen gençler ise buralarda hatıra fotoğrafları çektirdi.
Çocukların da festivaliydi
Festival'de ayrıca çocuklara özel olarak düzenlenen Solîna Zarokan Parkı'nda birbirinden renkli oyunlar, yarışmalar, yüz boyama gibi etkinlikler gerçekleştirildi. Palyaçolar da gün boyu çocuklarla birlikte oldu.
Parkın çevresine dikkat çekmek amacıyla Kürdistan’da devlet kurşunlarıyla can veren çocukların resimleri asıldı. Çocuklar bahçede gönüllerince bir gün geçirmenin keyfini yaşadı.
M. ZAHİT EKİNCİ/RAMAZAN MARANKOZ/DORTMUND