DAİŞ çetesinin hedef aldığı hastahane ve sağlık ocaklarını terk etmeyerek yaralı direnişçileri tedavi eden sağlık çalışanları, dünya sağlık tarihine not düştü. Yaşamını yitiren, yaralanan arkadaşlarına rağmen mevzilerini terk etmeyen sağlıkçılardan Fatma Cîndo, “Tek bir yaralıyı buranın dışına göndermeyecek koşullara ulaşmak istiyoruz” dedi. 

DAİŞ işgaline karşı 134 günlük direnişle karşılık verip zaferle çıkan YPG/YPJ öncülüğündeki Kobanê’deki sağlıkçılar, adeta zafer içinde zafer yazdı. Kobanêli sağlıkçıların bir kısmı Suruç’a geçerek, yaralı direnişçilerin tedavisine katılırken, bir kısmı da ilk müdahale için kentte kalarak canlarını siper edip çalışmalarına devam etti. 

Kentteki tek hastane saldırılardan dolayı kullanılmaz hale gelince bir kaç defa seyyar hastanede yaralılara müdahalede bulunan sağlıkçılar, her defasında kullandıkları bu binaları DAİŞ’in saldırılarından dolayı terk etmek zorunda kaldı. 

29 Kasım günü çetelerin Türkiye sınırını kullanarak sınır kapısında gerçekleştirdikleri saldırıda da hedef alınan yerlerden birisi yine yaralılara ilk müdahalenin yapıldığı binaydı. Saldırı sonucu bu bina kullanılamaz hale gelirken, buradaki ilaç ve tedavi malzemelerinin büyük bir bölümü de atık duruma geldi.


En ön mevzilere kadar

Savaş boyunca birçok kez ölümle burun buruna gelen sağlıkçılar, mevzilerini terk etmeyerek “Hipokrat yeminine” nasıl bağlı kalınacağını herkese gösterdi. Savaş döneminde gönüllü olarak kentte gelen birçok sağlık çalışanı da bu dönemde direnişin bir parçası oldu. 

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Esra Yakar, bu dönem kamuoyu tarafından tanınan sağlıkçılardan biri olarak öne çıktı. O dönem gönüllü olarak sağlık hizmeti veren Yakar, yaralandıktan sonra Türkiye’ye getirilmiş, ancak tedavi gördüğü hastanede gözaltına alınarak çıkartıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Yakar, bir süre sonra tahliye edilmiş, ancak hakkında 15 yılı aşkın hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Savaş boyunca çatışmaların en yoğun yaşandığı mevzilere kadar giderek, yaralılara müdahale eden ve görevlerini olması gerektiği şekilde yerine getiren sağlıkçılar, çatışmaların kent dışına kaydığı bu günlerde dahi halen en ön mevzilere kadar giderek, görevlerini yerine getirmeye çalışıyor. 


Mevzisini hiç terk etmeyen Zozan

Kobanê’de verdiği sağlık mücadelesiyle adeta efsaneleşen bu isimlerden biri Heyva Sor üyesi Zozan Gêlo. “Tek bir kişi bile kalırsa görevimi sürdürmeye devam edeceğim” diyerek görev yapan Zozan Gêlo’nun arkadaşları, savaş boyunca kenti terk etmeyerek nerede bir yaralı olursa oraya koşturan birkaç sağlıkçıdan biri olduğunu aktardı. 134 gün süren kent savaşında belki de yüzlerce kişiyi yaşama kavuşturan Gêlo, yine görevi başında olduğu sırada şehit düştü. 

Gêlo ve Menan Al Çolbeg, Girê Spî’de sivil halktan yaralıları hastaneye taşıdıkları sırada içinde bulundukları ambulansa DAIŞ çetesinin düzenlediği bombalı saldırıda şehit düştü. Saldırıda 4 sağlık emekçisi de yaralandı.


2 ambulans tüm cephelere

Birkaç gün önce yine kentin güneybatısında bulunan Sirrîn kasabasında yaralanan savaşçıları getirmek için giden sağlık çalışanları ve ambulans, DAİŞ çetesinin hedefi oldu. Camları kırık bir şekilde cepheden cepheye nerede bir yaralı varsa oraya yetişmeye çalışan ambulansların sayısının az olması da sağlık emekçilerinin en çok üzüldüğü noktalardan birisi. Çünkü aynı anda birçok yere gitmesi gereken sağlık ekipleri, ambulans yokluğundan dolayı kimi zaman yaralılara zamanında müdahale edemiyor. Savaş döneminde 3 ambulans, DAİŞ tarafından atılan bombaların hedefi olduğu için kullanılamaz duruma gelirken, kentte şu anda sadece 2 ambulans bulunuyor.


Son saldırıda da hastahane hedefti

Yine sağlık hizmetinin sunulduğu biri askeri, diğeri sivil hastane olmak üzere iki bina bulunurken, bu iki bina da tam teşekküllü birer hastane olmadıkları için yaralılara çoğu zaman sadece ilk müdahale yapılıp, sınır kapısından Kuzey’e gönderiliyor. Halen kentte zor koşullar ve imkansızlıklara rağmen sağlık hizmeti sunmaya devam eden sağlık emekçileri, DİHA’ya yaptıkları açıklamada, duyarlı tüm kesimleri destek sunmaya çağırdı.


Pes etmediler

Kobanê’deki hastanelerden sorumlu Dr. Hikmet Ahmed, savaşın kentte taşmasıyla birlikte hastaneyi boşalttıklarını ve sağlık odası diye tabir etmeye başladıkları kimi evlerde sağlık hizmetini ellerindeki imkanlarla sunmaya çalıştıklarını söyledi. Ahmed, sağlık çalışmasının da Kobanê direnişinin bir parçasına dönüştüğünü vurgularken, kentin özgürleştirilmesinin ardından önceki dönemlerde okul olarak kullanılan bir binayı Miştenûr Hastanesi’ne çevirdiklerini ve buranın yapımının devam ettiğini, ancak son saldırılarla birlikte bunun da kullanılmaz duruma geldiğini belirtti.


Doktor ve ekipman ihtiyacı 

Kente daimi olarak kalan 15 sağlık çalışanın olduğunu aktaran Ahmed, gönüllü sağlık çalışanlarının da belirli sürelerde kentte geldiğini, tomografi ve radyoloji gibi hizmeti sunmak için gerekli alt yapının olmadığını söyledi.

Ahmed, çok sayıda diyaliz hastasının olduğunu, ortopedi ve beyin cerrahi doktorlarına ihtiyaç duyduklarını; Kobanê’nin yeniden inşası için gerçekleşen konferansla birlikte hastane yapımın kararlaştırıldığını bunun çalışmalarının da bir an önce başlayacağını aktardı. Hastanelerin tam teşekküllü olmadığını dile getiren Ahmed, ilaç ve sağlık ekipmanları noktasında ciddi sıkıntılar yaşandığını söyleyerek, duyarlı kesimlere bu konuda destek sunmaya çağırdı.


İmkansızlıkları anlatmaya dil yetmez

Hastane çalışanlarından Fatma Cîndo da uzun süre savaş döneminde kenti terk etmeyen sağlık emekçilerinden bir diğeri. İmkansızlıklar içinde çalıştıklarını söyleyip birçok kez havan toplarından dolayı yerlerini değiştirmek zorunda kaldıklarını anlatan Cîndo, ilacın ve doktorun yeterli düzeyde olmadığı dönemki çalışmalarını “İmkansızlıkların en üst düzeyindeydik. Hiçbir dil o imkansızlıkları anlatmaya yetmez” şeklinde özetleyerek, o dönem sadece 10-12 kişi kaldıklarını ifade etti.


Birbirimizden güç aldık

Cîndo, kurşunların altında yaralılara ulaşmaya çalıştıklarını hatırlatarak, şunları söyledi: “Bizler bu koşullara rağmen cephelere ulaştığımızda, savaşçılar moral alıyordu. Onlar bizlerden, biz onlardan güç alıyorduk. Onlar, ‘bizi kurtaracak yoldaşlarımız var’ diyerek güç alıyorlardı. Yoldaşlık ve direniş ruhu tüm imkansızlıkların üstünü örtüyordu. İmkansızlıklar halen var ve tek bir yaralıyı buranın dışına göndermeyecek koşullara ulaşmak istiyoruz. Bunu hayal ediyoruz. Bunu yaratmak istiyoruz. Hiçbir yer burası gibi yıkılmadı. Vicdanı olan herkes elinden geleni sağlık alanında da yapmalıdır.”


MEHMET SIDDIK DAMAR / HAYRİ DEMİR/DİHA/KOBANÊ