
Eylem Şen’in yeni belgeseli ‘Portakalın Uykusu’ Ermenilerin Musa Dağı direnişini, kökleri Vakıflar köyüne dayanan genç Hasmik’in geri dönüş hikayesi üzerinden anlatıyor. Portakalın Uykusu’nun çıkış noktası ise, yönetmen Eylem Şen’in önceki belgeseli Asfur’a dayanıyor. Arap, Kürt, Bedevi, Ermeni, Êzîdî halkların yaşamlarını anlatan Asfur’un çekimleri sırasında Vakıflı Köyü’nü tanıyan ve geçmişte yaşanan Musa Dağı direnişinin izlerinin günümüzdeki canlılığıyla karşılaşan Şen, bu direnişin köklerini belgeselle sinemaya taşıyor.
Vakıflı köyü
Vakıflı köyü günümüzde, resmi kayıtlardaki ayakta kalmış tek Ermeni köyü. Oysaki, yirminci yüzyılın başlarında Anadolu’nun tamamında bine yakın Ermeni köyü bulunmaktadır. Şen Vakıflı köyüne ilişkin “Bu özelliğiyle modern Türkiye’nin çok kültürlülüğünü yaşatan bir kültür hazinesi. Daha da önemlisi kırsal Anadolu Ermeni kültürünün son kalesi. Sadece tarihiyle değil, mevcut tek başınalığıyla da kültürel direnişin önemli bir sembolü” diyor. Ardından Hrant Dink Vakfı ve Eurasia Partnership Foundation desteğiyle Portakalın Uykusu isimli belgesele imza atıyor. Çekimleri yaklaşık 6 ay kadar süren belgeselin bir kısmı Erivan’da bir kısmı ise Vakıflı’da çekiliyor. Ermenilerin direniş tarihine inmek istediğini söyleyen Şen, resmi ideoloji yüzünden soykırımların tarihleri unutulduğu gibi, direnişlerin ise gündeme gelmemesinden yakınıyor. Bu yakınma Şen’i Portakalın Uykusu’nu çekmeye iten sebeplerden. Bir yandan direniş, bir yandan yalnız ve tek başına kalmış bir köyün hikayesini direnenler ve sağ kalanların izleri üzerinden kuşaktan kuşağa geçen bir memleket hasretiyle harmanlayan Şen, “Geçmişte ataları, babaları, dedeleri orada yaşamış gençlerin üzerinden bu hikayeyi anlatmak istedim. Dedesi daha önce bu köyde yaşamış, memleketinden koparılmış Hasmik Martinyan’ın yanına Erivan’a gittik” diyor.
‘Portakal ağaçları özlemi’
Yönetmen Şen belgeselinin, soykırıma direnenlerin tarihini ve onların genç kuşaklara bıraktığı hasretliği anlattığını belirterek, Gezi direnişiyle filmi arasında da bağ kurarak “Bu coğrafya onların kök saldığı bir coğrafya. Nasıl ki Gezi sürecinde ağacına sahip çıkan milyonların sokağa döküldüğü bir süreç yaşadıysak, onlar da memleketinde kök salan portakal ağaçlarına olan özlemle yaşamlarına devam ediyorlar. Dolayısıyla bunu göstermek istedik” dedi.
‘Aslanlar kendi tarihlerini anlatmalı’
Belgesele konu olan hikayenin kahramanı Hasmik, ilkin Erivan’da memleketinin ve tarihinin köklerine dokunuyor ardından Vakıflı‘ya gelerek hikayeye bir de asıl yerinden bakıyor. Hikayeye bakarken direniş tekrar gün yüzüne çıkıyor. Yönetmen Şen, bu direnişi büyütmenin bir yolunun tarihsel bağlardan geçtiğini dile getirerek, “Direnenlerin tarihlerini anlamak önemli. Aslanlar kendi tarihlerini anlatmadıkça biz avcıların hurafeleriyle yetiniyoruz. Burada tarihsel bir trajedi de var. Bu direniş olmasaydı biz Hasmik’i ya da başkalarını tanımıyor olabilirdik. ” diyor. Belgeselin adı da yine Hasmik’in bir öyküsüne dayanıyor. Hasmik’in dedesi yaşadığı köye ve memleketine duyduğu özlemi torunu Hasmik’e sıkça anlatıyor ve rüyalarında bile artık köyünde ki portakal ağaçlarını gördüğünü söylüyor. Bunun üzerine Hasmik bir öykü kaleme alıyor ve adını “Portakalın Uykusuzluğu” koyuyor. Portakalın Uykusuzluğu 6 aylık çekimlerin ardından Portakalın Uykusu ismi ile beyaz perdeye taşınıyor.