
Kürtler için yeni bir sürecin miladı olan Newroz ateşi, bu yıl 2 bin 623. kez yanacak.
Milattan önce 612 yılında Demirci Kawa'nın zalim Dehak'a başkaldırısı ile başlayan ve Diyarbakır Cezaevi'nden İzmir Kalesi'ne, Şırnak ve Cizre sokaklarından Nusaybin'e yüzyıllardır yanan Newroz ateşi, bu yıl "Êdî bes e, an azadî an azadî (Artık yeter, ya özgürlük ya özgürlük)" şiarıyla tutuşturulacak. UNESCO tarafından da "İnsanlığın bozulmamış kültürel mirası ve sözel başyapıtı" olarak ilan edilen Newroz, bu yıl 2 bin 623'üncü kez kutlanacak. Her adımda tüm toplumu derinden sarıp ve daha da kitleselleşerek büyüyen Newroz, Kürtler için yeni bir sürecin başlangıcı oldu. Kürtler için zulümden kurtularak, özgürlüğe kavuşma günü olan Newroz, günümüzde milyonlarca insanın katılımıyla, Ortadoğu'nun en büyük organizasyonu. Kürtçe "Nû roj (Yeni gün)" anlamına gelen ve Kürtler için direnişin, özgürlüğün ve yeni başlangıçların sembolü olan Newroz'u kutladıkları için Türkiye'de binlerce insan baskıya ve işkenceye maruz kaldı, yüzlercesi de bu uğurda yaşamını yitirdi.
Baskılar Newroz ateşini harlandırdı
Devlet tarafından her şekilde yasaklanmasına rağmen Newroz, 1980'li yılların sonlarında Cizre ve Nusaybin'de onbinlerce insanın katıldığı kitlesel gösterilerle kutlandı. Devlet yetkilileri ise 1991 yılında kabullendikleri Newroz'u, "Bahar Bayramı", "Türklerin Ergenekon'dan çıktıkları gün" gibi isimlerle nitelendirerek, resmi olarak kutlamak istese de bu kutlama şekli halk içinde rağbet görmedi. Sokaklar yine Newroz'u tarihi ve kültürel içeriğine göre kutlamak isteyen kitleler ile doldu. Baskılar artıp Kürtler yerlerinden edilerek, göçe zorlandıkça Newroz, Kürtlerin gittiği her yerde daha güçlü organizasyonlarla kutlandı.
Mazlum Mazlum'un direnişi
1970'li yıllarda Kürt bölgelerinde en yüksek dağların yamaçlarında lastikler yakılarak kutlanan Newroz, 12 Eylül askeri darbesinin ardından 1980'li yılların başlarında Türkiye'nin hiçbir yerinde kutlanmadı. Korkunun hakim olduğu bu yıllarda Kürtlerin direniş ve özgürlük günü Newroz tamamen unutulmakla yüz yüzeyken, Diyarbakır Hapishanesi'nde, Kürtlerin "Çağdaş Kawa" olarak andığı PKK'nin öncü kadrolarından Mazlum Doğan'ın, 20 Mart 1982'de Newroz gecesi gerçekleştirdiği eylem, sarsıcı oldu. Mazlum Doğan'ın eyleminin ardından tekrar gürleşen Newroz ateşi, Kürt illerinde "direniş ruhu"yla kutlanmaya başlandı.
Amed'den İzmir'e ve Avrupa ülkelerine…
1990'lı yıllarda kitleselleşen Newroz kutlamaları, Kürtlerin yaşadığı bütün alanlara taştı. Her yerde güvenlik güçleri ile halk arasında çatışmalar yaşandı. Her türlü baskı ve şiddet uygulamalarına rağmen Kürtler Newroz'u sahiplenmeye ve bu uğurda bedeller ödemeye devam etti. Tam da böylesi bir süreçte Amed surlarında Zekiye Alkan ve İzmir Kadifekale'de Rahşan Demirel, Newroz ateşini bedenlerinde tutuşturdu. 1990'lı yıllar boyunca yaygınlaşan Newroz kutlamaları, 1994 yılında Ronahi ve Berivan isminde iki genç Kürt kadınının Almanya'da kendilerini yakmalarıyla Avrupa geneline de kitlesel gösterilere dönüşmeye ve yaygınlaşmaya başladı. 1994 yılı Newroz'u, tüm Avrupa'da, özellikle de Almanya'da hem eylemsellik hem de kitlesellik düzeyiyle büyük bir başkaldırıya dönüştü.
Hafızalara kazınan 92 Cizre Newroz'u
1991 yılında, Nusaybin'den İstanbul, Adana, Cizre, Kulp, Hani, Amed'e kadar binlerce kişi Newroz kutlamalarına katıldı. Asker ve polislerin gösteri yapanların üzerine açtığı ateş sonucu 31 kişi yaşamını yitirdi. 20 Mart 1992 akşamı karanlığın çökmesiyle Cizre'nin her yerinden kulakları sağır edercesine silah sesleri yükseliyordu. 21 Mart günü ise Newroz'u kutlamak isteyen Cizreliler ile polis karşı karşıya gelmişti. Saatlerce süren sokak çatışmalarının ardından sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Cizre'de polis araçlarının dört lastiğini alan yurttaşlar, polisin öfkesini daha da büyütmüştü. Aynı gün ise Nusaybin ve Şırnak'tan da ölüm haberleri geliyordu. Cizre'de 23 Mart'a kadar süren çatışmalarda resmi açıklamalara göre biri gazeteci olmak üzere toplam 57 kişi taranarak, öldürüldü.
Şırnak'ta 100 kişi yaşamını yitirdi
Şırnak merkezde ise 3 gün süren olaylar sonrası 100'ü aşkın kişi yaşamını yitirdi. Yetkililere göre, ölenlerin çoğu PKK'li idi. Ancak, yaşamını yitirenler, 5 yaşındaki Hatice Katar, 9 yaşındaki Mehdi Güngen, 70 yaşındaki Ramazan Bayer ve Halil Babek, 65 yaşındaki Nebahat Kakuç gibi sivil yurttaşlardı.
Ölümlerin yanı sıra 1990'lı yıllardan bu yana Newroz'u kutlayan binlerce kişi tutuklandı, onbinlercesi gözaltına alındı ve haklarında soruşturma açıldı.
Sokaklardan dev alanlara
Tüm yasaklamalara rağmen her şekilde kutlanan Newroz, sokaklardan dev miting alanlarına taştı. 2000 yılındaki Newroz, Kürtler için yeni bir sayfa oldu. Özellikle de Amed Newrozu tüm dünyada yankı buldu. Saldırısız, müdahalesiz, korkusuzca yaşanan tarihi buluşmaların ilkiydi. Bu Newroz yüzbinlerce kişinin ilk defa Newroz'u yasaksız kutlayacağı tarihi bir buluşmaydı. Her yaştan insanlar alışık olmadığı bir havada, alışkın olduğu şarkıları ve sözleri haykırmaya doğru yol alıyordu. Amedliler, sabahın erken saatlerden itibaren Newroz alanına akmaya başladı. Coşkunun yanında kaygılar da vardı. Çünkü daha önceki Newroz'lar gergin geçmişti. Yüzbinlerce kişi tarafından kutlanan Newroz, halkın barış taleplerini haykırdığı bir Newroz olarak tarihteki yerini aldı.
2011 Newroz'u Özerklik referandumu oldu
2011 yılı Newroz kutlamaları öncesi KCK Önderi Abdullah Öcalan'ın "Newroz'a kadar gözleyeceğiz" açıklamasının ardından, gözler Newroz kutlamalarında milyonlarca Kürt'ün seçilmişleri ile vereceği mesaj ve devletin bu mesaja vereceği yanıta çevrilmişti. Türkiye'nin dört bir tarafından Demokratik Çözüm Çadırları kuran Kürtler, taleplerini Newroz alanında daha gür bir şekilde ortaya koydu. Yıllarca çözümsüz bırakılan Kürt sorununda, 2011 Newroz'u ile birlikte çözüm için inisiyatif aldıklarını deklare eden Kürtler, çözüm modelini de Demokratik Özerklik olarak ortaya koydu. Kürt muhalefeti, Newroz alanından çıkan mesajlar doğrultusunda DTK öncülüğünde Demokratik Özerklik'i ilan etti.
2012 Newroz'una girerken
Siyasi statülerini Demokratik Özerklik ile ortaya koymasının ardından bir taraftan askeri operasyonlara hız verilirken, diğer taraftan da "KCK" adı altında binlerce Kürt siyasetçi tutuklanarak cezaevine konuldu. Hedef, Kürtlerin siyasal statü olarak ilan ettiği Demokratik Özerklik oldu. Model kapsamında oluşturulan tüm köy komünleri, mahalle ve ilçe meclisleri, kent meclisleri ile yerel yönetimlere yönelik operasyonlarda binlerce kişi gözaltına alınırken, binlercesi de tutuklandı. Aynı süreçte Kürtlerin muhatap olarak gördüğü Abdullah Öcalan ile 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana hiçbir gerekçe gösterilmeden görüşmeler engellendi.
Bu yılın ana teması: Ya özgürlük ya özgürlük
Yaşanan tüm gelişmeler karşısında "Kimliğin tanınması", "anadilde eğitim hakkı", "siyasi statü" ve "Kürtlerin örgütlenme hakkının sağlanması" gibi 4 temel talep etrafında bir araya gelen tüm Kürt çevreleri, baskılar karşısında ulusal birliği inşa çalışmalarına hız verdi. Ulusal birlik ile 2012 Newroz'una hazırlanan Kürt siyaseti, 2012 Newroz'unu yeni bir çıkışın ve umudun başlangıcı olarak gördüğünü deklare etti. Öcalan'ın özgürlüğü, diyalog ve müzakerelerin tekrar başlaması ve 4 temel talep bu yılki kutlamalara damgasını vuracak. Kürt siyaseti, Newroz alanlarında 4 temel talep için imza kampanyası başlatarak, "Êdî bes e, an azadî an azadî" diyecek.
SERTAÇ KAYAR - DİHA/HABER MERKEZİ