Duymak’ın hayat hikayesi aynı zamanda Türk sömürgeciliğinin Kürdistan’da özeti gibi. 1965 yılında Kürdistan’ın direniş kalesi Cizîra Botan’ın Deştelelan köyünde gözlerini hayata açar Duymak. Ailenin maddi durumu nedeniyle daha küçük yaşlarda çalışmaya başlar. 6 çocuk babası olan Duymak, bir çok işte çalışarak ailesinin geçimini sağlar. Bundandır çevresinin emekçi ve mütevazısı olarak anılması. 


Devletin zulmüne aşina insan

Kürt özgürlük mücadelesinin önemli merkezlerinde olan Cizîra Botan’da başlayan özgürlük isyanına dahil olmaktan gecikmez Duymak. Gönlü Kürdistan’a sevdalıdır. Mücadeleyi tanıdıkça daha fazla siyasete meyleder. Ancak Kürt özgürlük mücadelesi büyüdükçe devletin saldırısı da yoğunlaşır. Kürdistan’ı insansızlaştırma konsepti kapsamında Deştelelan köyü de 1990 yılında devlet tarafından yakılıp yıkılarak boşaltılır. Devletin zulmüne aşina olan Duymak, ailesiyle birlikte göç yollarına düşer. 


Cizre hasretiyle yaşar

Ailesiyle birlikte göç ettiği Mersin’de de mücadeleden kopmaz. Kürdistan’ın dört bir yanında aynı zulmün mağduru olarak gelenlerle çalışmalarını sürdürürken, Kürt demokratik siyasetinde bir çok sorumluluk üstlenir. Yıllarca Çukurova’nın tarım topraklarında yaşam mücadelesi veren Duymak’ın gözü hep geride, Deştelelan’da, Cizîra Botan’dadır. İlk fırsatta yıllarca süren toprak özlemini giderecektir. Nitekim devlet saldırılarının hafiflediği 2001 yılında göç etmek zorunda kaldığı Mersin’in Tarsus ilçesinden çok sevdiği Cizîra Botan topraklarına geri döner. 


Mahallede kalarak direnişi seçer 

Döndükten sonra şehir içi nakliye işlerinin yanısıra günübirlik işlerde çalışarak geçimini sağlamaya devam eder. Emekçi ve mütevazi kişiliği Duymak’ı çevresinin sevilen insanı yapar. Cizre’nin Cudi Mahallesi’nde yaşayan Duymak, Mahalle Halk Meclisi üyesi olarak, Kürdistan halkının öz yönetim taleplerinin inşa çalışmalarındaki yerini alır. Türk devlet güçlerinin saldırılarının başladığı ilk günden itibaren mahallede kalmayı seçip sevdalısı olduğu Kürdistan’ın özgürlüğü için canını feda eden gençlere yardımcı olmaya ve direnişlerine omuz veririr. 


Hep en öndeydi

Saldırılar boyunca bir an bile durmaz Duymak. Sürekli bir koşuşturmadır onun hayatı. Her işe yetiştirmeye, herkese yardımcı olmaya çalışır. Cizre’de 20 Ocak tarihinde cenazeleri almak için HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız ile birlikte beyaz bayraklarla yola çıkan ve 3 kişinin kameralar önünde katledildiği, 9 kişinin yaralandığı grup içinde en önde yürürken kamera kaydına geçer Mahmut Duymak. Saldırıda yara almadan kurtulan Duymak, direnmeye devam eder. 


Bedeni ateşe verilerek katledildi

Duymak arkadaşı Ahmet Tunç ile Cudi Mahallesi’ne giderken taranır ve arkadaşı yanı başında hayatını kaybeder. Duymak da Cudi Mahallesi’ndeki 23 numaralı binadaki genç yoldaşlarının yanına sığınır Günlerce süren devletin yoğun saldırıları sonucu Duymak bu binada ateşere verilerek katledildi. Öyle ki eşi Lütfiye Duymak, cenazesini teslim almak için gittiği Habur Sınır Kapısı’nda “5 kilo kömürleşmiş kemik verdiler, al bu senin eşin dediler” sözleri ile vahşeti dile getirmişti.


Duymak: Öz yönetim haktır

Kürdistan halkının öz yönetimini bir gazeteciye değerlendiren 
Duymak, öz yönetimi şöyle anlatıyor: “İnsanların yerelden hatta sokaklarının bir komün birim olarak kendisini yönetmesidir öz yönetim. Nasıl mı? Mesela A sokaktaki yurttaşlar o sokakta yapılacak olan her türlü çalışma konusunda fikir birliğine ulaşarak, sorunlarını çözmesidir. Sokağa bir ağaç dahi ekilecekse o sokakta yaşayanların bu kararın alınmasında etkilerinin olmasıdır. Her sokağın her insanın temsiliyetidir. Artık insanların kendi kendini yönetmesidir. Bizim amacımız öz yönetimin sokaktan başlayarak, şehre, ülkeye hatta tüm dünyaya yayılmasıdır.” 


Babasının vasiyeti gazeteci olmasıydı

Duymak’ın 17 yaşındaki oğlu Fırat Duymak, babasının kendisinin gazeteci olmasını istediğini ve gazetecilik eğitimi alması için İstanbul’a gönderdiğini söylüyor. Oğul Duymak, devletin soykırım saldırıları üzerine Cizre’ye döndüğünü ancak şehre giremediğini belirtti. Şimdilerde DİHA ile birlikte çalışmalara katılmaya başlayan Duymak, hem babasının isteğini yerine getirmek hem de Kürdistan’da ve dünyanın birçok yerinde gerçekleri olduğu gibi yazarak baba vasiyetini yerine getirmek istiyor. 
Duymak’ın eşi Lütfiye Duymak ise, gurur duyduğu eşinin cenazesini aldığı günü unutamayacağını vurguluyor.