Türk cezaevlerinde süresiz-dönüşümüz açlık grevi eylemini sürdüren tutsakların aileleri, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebini sahiplenerek, çocuklarına destek veriyor.

Cizre ve Silopi’de açıklama yapan tutsak yakınları, “Bu insani direnişi destekliyoruz, talepleri talebimizdir” dedi.

Şırnak’ın Silopi ve Cizre ilçelerinde yakınları cezaevinde bulunan aileler, açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla eylem yaptı. Silopi’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) İlçe Örgütü binasında bir araya gelen ailelere, HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir de destek verdi. Toplantıda konuşan HDP Silopi İlçe Eşbaşkanı Fatma Gündüz, Silopili tutsaklar Ömer Kabul, Hakan Kutluk, Salih Kutluk ve Hamza Arzuman’ın da eylemde olduğunu aktararak, “Arkadaşlarımızın başlattığı bu insani direnişi destekliyor ve talepleri taleplerimizdir diyoruz” dedi.

CPT’nin sorumluluğu var

 Gündüz, “Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’ne (CPT) bir an önce başta Sayın Leyla Güven ve arkadaşlarımızın başlatmış olduğu bu insani direnişi dikkate alarak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için Türk devletine baskı yapıp, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir” çağrısında bulundu. Gündüz, son olarak cezaevlerinde ölümlerin yaşanmaması için insani ve vicdani taleplerin önce yerine getirilmesini istedi.

Çocuklarımızın yanındayız

 Ardından konuşan açlık grevindeki tutsaklardan Ömer Kabul’un annesi Fadile Kabul de “Biz çocuklarımızın fikirlerinin, davasının arkasındayız. Biz halkımızın, çocuklarımızın taleplerinin arkasındayız” dedi.

Açıklamada konuşan İmir ise “Açlık grevindeki arkadaşlarımız bu karanlık günlere bir ışık olmaya çalışıyor” diyerek, onlara sahip çıkmanın dil, kültür ve kimliğine sahip çıkmak olduğunu vurguladı.

Sadece onlara bırakmayalım

Birinci gündemlerinin tecridin kırılması olması gerektiğini kaydeden İmir, şöyle devam etti: “Biz biliyoruz ki; tecrit kırılırsa biz kazanacağız. Açlık grevindekilerin seslerini yükseltmeliyiz. Bu yükü sadece açlık grevindekilerin omzuna bırakmayalım. Birlikte mücadele ile kıralım. Onların sesi olalım.”

Ahlaki tahammülü aştı

 Cizre’deki basın açıklaması ise HDP binası önünde yapıldı. Yakınları açlık grevinde olan aileler ile çok sayıda partili açıklamaya katıldı. Burada açıklama yapan HDP yöneticisi Güler Tunç, tecridin ahlaki tahammül sınırlarını aştığına dikkat çekerek, uluslararası kuruluşların da Öcalan üzerindeki tecrit karşısında ‘üç maymunu’ oynadıklarını hatırlattı.

Tunç, şöyle konuştu: “Tutsak aileleri olarak bu zulmü kınadığımızı, yakınlarımızın haklı direnişlerin yanında olduğumuzu belirtiyor, herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

Açıklamalar, “Bjiî berxwedana zindanan” sloganıyla son buldu.

 

 ŞIRNAK

 
 

Hücredeki tutsak görüştürülmüyor

Tekirdağ Cezaevi’ndeki hasta tutuklu Bayram Kaymaz’ın Annesi Medine Kaymaz, oğlunun 3 aydır tek kişilik hücrede tutulduğunu ve görüştürülmediğini belirterek, İHD’ye başvurdu.

Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde hasta tutuklu Bayram Kaymaz’la 3 aydır görüştürülmeyen Annesi Medine Kaymaz (74)  İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’ne başvurdu. Aylardır oğluyla hiçbir şekilde görüştürülmediğini belirten Anne Kaymaz, sağlığından endişe duyduğunu vurguladı.

 

Telefonla da görüşemiyor

Oğlu Kaymaz’ın damar tıkanıklığı, işitme sorunu ve başında yaralar olduğunu ifade eden anne Kaymaz, hasta bir tutuklunun tek kişilik hücreye atılmasını kabul etmediğini dile getirdi. Oğluyla telefonla dahi görüştürülmediğini vurgulayan anne Kaymaz, “3 aydır ziyaret edemiyoruz. Oğlum telefonla arardı ama artık onu da yapamıyor. Aynı cezaevinde kaldığı Ağrılı bir arkadaşı ailesine arayarak oğlum Bayram’ın tekli hücreye atıldığını söylemiş. Onun dışında hiçbir bilgim yok. Şuan açlık grevinde mi ya da bundan dolayı telefon izni verilmiyor bilmiyoruz. Sağlığından bir anne olarak endişeliyim. Tekirdağ Cezaevi’ne gidip gelmek iki günümü alıyor. Telefon etmedi hadi gidip göreyim, diyeceğim bir yerde değil” dedi.

Son aylarda üç kez gözaltı

 Oğlunun siyasi tutuklu olmasından dolayı kendilerinin de sürekli baskılarla karşılaştıklarını, birkaç ay içinde 3 kez gözaltına alındığını anlatan anne Kaymaz, “Ne zaman cezaevine gitsek, üzerinden birkaç gün geçmeden gözaltına alınıyorum” diye belirtti. 74 yaşında olmasına rağmen ellerinin kelepçelenerek gözaltına alındığına dikkat çeken Kaymaz, şunları dile getirdi: “Bu baskılardan dolayı cezaevine gidemiyorum. Oğlum içerde hücrede tutuluyor. Ben burada ağzımı açtığım anda gözaltına alınıyorum. Artık ne yapacağımı bende bilmiyorum. Bize yapılan baskıları da bıraktık oğlumun neden hücreye atıldı ve telefon görüşmesi yapılmasına izin verilmiyor. Avukatların ya da insan hakları savunucularına bu konuda çağrıda bulunmak istiyorum.”

Suskunluğumuz öldürür

   

Bandırma 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde 48 gündür açlık grevinde olan Mikail Mungan’ın ailesi, cezaevlerinde ölümlerin yaşanmaması için tecridin kırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Bizim suskunluğumuz bunları öldürür” dedi.

Mungan, 2011’in ortalarından bu yana tutuklu ve toplamda 36 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mungan, 5 Ocak’ta açlık grevi eylemine dahil oldu. 48 gündür açlık grevinde olan Mungan’ın Şırnak’ta yaşayan ailesi, eylemlerin son bulması için taleplerin yerine getirilmesi çağrısında bulundu.

 Cezaevinin uzak bir kentte olmasından kaynaklı uzun bir süredir oğlunun görüşüne gidemediğini aktaran anne Emine Mungan, her an açlık grevinde olan tutukluları düşündüğünü belirtti. Geçtiğimiz hafta yaptığı telefon görüşmesinde oğlunun moralinin yerinde olduğunu söyleyen anne Mungan, bir an önce taleplerin yerine getirilmesini isteyerek, tek isteklerinin barış olduğunu ifade etti.

Gerekirse açlık grevine gireriz

Baba Mehmet Mungan ise eyleme ilişkin “çocuklarımızın arkasındayız” mesajı verdi. “Bütün dünya bunlara sahip çıksın” çağrısında bulunan baba Mungan, açlık grevi eyleminin kolay bir durum olmadığına dikkat çekti. “Bizim suskunluğumuz bunları öldürür” diyen Mungan, “Geçtiğimiz günlerde konuştuğumuzda morali iyiydi. Ancak sesinden halsiz düştüğünü anlayabiliyoruz. Cezaevlerinden cenazeler çıkmadan tecrit kırılmalı. Gerekirse biz de açlık grevine gireriz. Korkunun bir faydası yok” dedi.

Ailesine moral veren eylemci

   

Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde 67 gündür açlık grevinde olan Umut Çamlıbel’in babası: “Biz ona moral vereceğimize o bize moral verdi. Taleplerini haykırmamız için telkinlerde bulundu.”

İlk ve orta öğrenimini Ağrı’nın Bazîd ilçesinde tamamlayan Çamlıbel, 2005-2006 eğitim-öğretim yılında Urfa’da İnşaat Mühendisliği okurken aktif siyasete katıldı. Son sınıfta olduğu 2010’da tutuklanan Çamlıbel, 5 yıl boyunca tutuklu yargılandı. ‘KCK Ana Davası’ kapsamında ‘örgüt yöneticiliğinden’ 18 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Malatya Cezaevi’ne atılan Çamlıbel, sırasıyla Adana, Kastamonu, İnebolu ve son olarak da Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. Her gittiği cezaevinde ’disiplin cezalarına’ maruz bırakılan Çamlıbel, 2012’de girdiği süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 67. gününde talepleri kabul edilmiş ve tüm siyasi tutsaklarla beraber grevi bırakmışlardı.

Umut Çamlıbel’in ailesi çocuklarının durumu hakkında ANF’ye konuştu.

Morali gayet yerindeydi

Baba Mehmet Salih Çamlıbel, şu anda Kandıra Cezaevi’nde tutulduğu için görüşemediklerini, çünkü mesafenin çok uzak olduğunu hatırlattı. Açlık grevinde olan oğlunun, tüm tutsaklara verilen anayasal bir hakkı talep ettiğine dikkat çeken Çamlıbel, “Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için bu eylemi başlattılar. Ben her zaman oğlumun arkasındayım. Tüm taleplerinin karşılanması ve ölümlerin olmaması için devlet bir an evvel bu işe el atmalı. Umut, daha önce de Kastamonu’da 66 gün açlık grevinde kaldı. Bu, onun ikinci açlık grevi. En son kendisiyle telefonda konuştuk, sesi gayet iyi geliyordu, morali gayet yerindeydi. Biz ona moral vereceğimize o bize moral verdi. Hakkı taleplerini haykırmak ve dile getirmemiz için bize telkinlerde bulundu. Bu taleplerin yerine getirilmesi ve ölümlerin olmaması için bu çığlığa ses verilmesini istiyoruz.”

Direnci bize güç veriyor

Anne Hatice Çamlıbel de oğlunun ikinci kez açlık grevi eylemine girdiğini hatırlatarak, bu kez vücudunun çok hassaslaştığını, güçsüz kaldığını ama gayet dirençli olduğunu söyledi. “Onun direnci bize de güç veriyor” diyen Çamlıbel, şöyle devam etti: “Ben epeyi güçsüz düşmüştüm ama onun yanına gidip geldikten sonra kendimi daha iyi hissettim. Oğlumun talepleri var. Kürtlerin geleceği için açlık grevine girdiklerini söylüyor. Onlar, biz Kürtler bu zulümden ve tecritten kutulalım diye eylemdeler. Bu tecrit kaldırılmayıncaya kadar eylemlerinden vazgeçmeyeceklerini söylüyorlar. Ben dayanamadım ağladım ama kim ne derse desin bu eylemi sonlandırmayacaklarını söyledi. Umut, Leyla Güven’in o yaşta açlık grevine girdiğini, kendilerinin de bu eylemde kararlı olduğunu söyledi. Gözleri, görmekte sıkıntı yaşıyordu. Güçsüzlükten ayakları titriyordu. Yine de düşmana karşı güçlü durmaya çalıştım. Kendisine güvendiğimizi, arkasında olduğumuzu, söyledim.”

Ruhen ve fikren dinçti

Kardeş Muhammed Çamlıbel ise açık görüşüne gittiklerini söyleyerek, şunları paylaştı: “Sağlık durumu eskisinden çok daha kötüydü. Sadece fiziksel olarak çökmüştü ama ruhen ve fikren çok dinçti. Bize çok moral verir şekilde konuştu. Zaten görüşe iki gardiyan eşliğinde geldi. Ailesi olarak canımızın bir parçası ve babamızdan sonraki büyüğümüz odur. Bedenini, uğruna açlığa yatırdığı bu insanlık suçu tecridin bir an önce kalkması gerekiyor. Tecridin olmadığı bir yaşamı inşa etme çabalarını büyük bir saygıyla karşılıyoruz. Bir an evvel devlet tarafından seslerinin duyulmasını talep ediyoruz. Ailesi olarak eylemlerini destekliyoruz. Ölüme yürüyen yüzlerce siyasi tutsağın taleplerinin yerine getirilmesi için biz de buradan gayret ediyoruz.”