
Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi üyelerinin 52 gündür süresiz- dönüşümsüz açlık grevi eylemiyle ilgili bugün bir basın açıklaması yapacağı duyuruldu. Hem Avrupa kurumlarının kısmi hareketliliği hem de KCK ve Öcalan’ın çağrılarını dikkate alan eylemcilerin, açlık grevine son vermeleri bekleniyor.
Strasbourg’daki St. Maurice Kilisesi’nde bugün saat 12:00’de basın açıklaması yapılacak. Açlık grevinin yapıldığı St.Maurice Kilisi dün de önemli bir konuğu ağırladı. AB Türkiye Karma Komisyon Eşbaşkanı Helene Flautre, eylemcileri ziyaret etti. Flautre, eylemcilere yönelik şunları söyledi: “Buraya geldim çünkü insan hakları için mücadele eden insanlara büyük bir hayranlık duyuyorum. Türkiye’deki insan hakları sorunu büyük bir önem taşıyor. Fakat sağlığınız için de büyük bir endişe duymaktayım. Sizin bu eyleminiz Kürt sorununu duyurmada ve bu konuda gerekli kamuoyu oluşturmada önemli bir etkide bulundu. AP’nin Kürt sorununa ilişkin belli bir duyarlılığı da var. AP, son onaylamış olduğu Türkiye İlerleme Raporu’nda ciddi eleştiriler sundu Türkiye’ye. Özellikle Terörle Mücadele Kanunu’nun değişmesi konusunda ciddi eleştiriler yaptı. AP, anadilde eğitim için bir oylama yaptı bu oldukça önemli. Dilerim bütün haklarınızın kabul edilebileceği bir Türkiye’de yaşarsınız. Avrupa Parlamentosu bu konuda da size yardımcı olacaktır. Özellikle yerel ve bölgesel demokrasi kolektif haklar ve yeni anayasa konusunda daha önceki gerilikleri aşacak.”
Tartışmak istiyoruz
Eylemcilerin sözcüsü Fuat Kav ise bu ziyareti bir fırsat olarak gördüğünü ifade etti ve şunları ekledi: “Bu ziyaret vesilesiyle sadece açlık greviyle ilgili değil, Kürt sorununa ilişkin bir tartışma yürütmek istiyoruz. Biz devlet değiliz, bu türden görüşmeleri yapma fırsatımız olmadığı için aç olsak da bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Bu tartışma sürecinde bazı eleştirilerimiz var bunu da normal karşılamanızı istiyoruz. Bizim anlatacaklarımız teorik ve hayali şeyler değil ya da Avrupa’da sürgün olarak yaşayan insanların uzaktan Kürdistan’ı tahlil etmesi de değil. Genelde şöyle bir algı var. İnsan hakları ve demokrasi konusunda bir gelişme olmuştur ancak zaman zaman insan hakları konusunda bazı gerilikler var. Biz Kürtler olarak böyle düşünmüyoruz. Yapılan değişikliklerin sadece görüntü olduğunu düşünüyoruz. Bu durumun Avrupa üzerinde ciddi bir yanılsamayı yarattığını düşünüyoruz. Bu yanılsama, AKP ve Başbakan’a doğru yaklaşımı da engelliyor. Türkiye’de insan hakları ihlali çok yoğundur. Bu ihlal değil aslında bir insan kırımı. İnsan kırımının olduğu bir yerde insan hakları ihlalinden bahsetmek çok hafif gelir. 12 Eylül dönemi ile bugünü kıyasladığımızda bugün çok daha fazla insan tutuklanıyor. Ben 12 Eylül döneminde 20 yıl cezaevinde kaldım. O dönem hiçbir zaman 60, 70 avukatı Diyarbakır Cezaevi’nde görmedim. Bu kadar akademisyenin tutuklandığına şahit olmadım. 100’den fazla Kürt gazetecisinin cezaevinde olduğunu görmedim. Kürt olan ve Kürt sorununa duyarlı olan doktorun cezaevinde olduğunu görmedim. Legal siyaset yürüten 7 bin tutuklu olmadı. Eline silah almayan, hiçbir yasadışı eylemde yer almayan bu kadar insan o dönemde cezaevinde değildi. Şimdi Avrupa devletlerinin ve AP’nin çok önemli bir kesiminin demokrasinin olduğuna inandığı Türkiye’de giderek artan bir şiddet var. Aslında Tayyip Erdoğan sivil kıyafet giymiş bir Kenan Evren’dir. Bu konudaki düşüncelerimiz dikkate alınırsa inanıyorum ki çok farklı sonuçlar ortaya çıkar. Sonuçta AB, AP ve AK gibi kurumlar, Türkiye’ye ne kadar objektif yaklaşırsa Kürt sorunun çözümü de o kadar kolaylaşır. Açlık grevi gerekçemiz de şu: Kürt Halk Önderi Öcalan’dan 9 aydan bu yana somut bir haber alınamıyor. AK ve CPT’nin görevlerini yerine getirme konusunda daha duyarlı kılma çabasıdır. Bu konuda İşkenceyi Önleme Komitesi’nin ailesiyle 9 aydır görüşmeyen bir tutuklunun durumuna müdahale etmesi gerekir. Bu Türkiye’deki cezaevleri yasasına da aykırı bir durum. Komite, bunu nasıl ele alıyor? Bir işkence olarak mı? Bir insan hakları ihlali olarak mı?”
AK de endişeli
Flautre de bu sözlere karşılık şunları söyledi: “Türkiye’deki cezaevlerini ziyaret ediyorum. Binlerce Kürt’ün hapiste olması objektif bir durum değil. Bizler Anayasada Kürtlerin haklarına yer verilmesi konusunda eğer bu değişim sürecinde yerel ve bölgesel özerklik konusunda bir takım adımlar atılmazsa bu metne imza atmayacağımızı söyledik. Öcalan’ın içinde bulunduğu koşullara ilişkin CPT ve AİHM daha önce raporlar yazdı. Çağrı yaptığınız AK de bu konuda endişeli. Bu kurumların ileri süreçte bu konularla ilgili daha ciddi bir çalışma yürütecek. Ama şu anda önemli olan sizin sağlığınız. Açlık grevini sonlandırmanızı temenni ediyorum. 50 gün sonra geri dönülmez sağlık sorunlarının başladığı bir etap bunu görmemezlikten gelmemelidir. Dilerim ki eyleminizi bitirirsiniz ve sağlığınıza size ihtiyacımız var.”
Önce özgürlük
Kav ise, Flautre’nin sözlerini “Kürtlerin ekmek sudan önce özgürlüğe ihtiyacı var. Sizin ve diğer kurum ve kuruluşların yaptığı çağrıları kendi aramızda değerlendireceğiz ve kamuoyunu aldığımız karar hakkında bilgilendireceğiz” şeklinde cevapladı.
15 bin imza
Süresiz-Dönüşümsüz Açlık Grevi ile Dayanışma Komitesi’nin, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne hitaben hazırlanan ‘Türkiye’deki Kürtlerin Sesine Kulak Ver’ adlı imza kampanyası için 10 bini Fransa’dan olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde 14 bin imza toplandı.
Sağlık sorunları
52 günden bu yana süren açlık grevinde eylemcilerin sağlık sorunları 40’ncı günden sonra ağırlaştı. Baş ağrısı, uykusuzluk, mide bulantısı, kusma, üriner sistemde yaşanan sorunlar, kemik ve kas ağrıları gibi sorunların yanı sıra bazı eylemcilerin tükürük ve balgamında kan tespit edildi.
Vücuttaki minerallerin azalması nedeniyle bazı eylemciler kalp krizi tehlikesiyle karşı karşıya. Midede aşırı asit birikimi nedeniyle Tarık Yusufi de günlerdir mide kanaması riski altında eylemini sürdürüyor. 52’nci günde eylemcilerin çoğu telafisi olmayan sağlık sorunları yaşıyor.
Hergün eylem
Avrupa’nın değişik ülkelerinde yaşayan Kürdistanlıların, Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi protesto eylemleri devam ediyor. Almanya, İsviçre, İsveç, İngiltere ve Norveç’te yapılan etkinlikte, bugün 52.gününü geride bırakan Strasbourg’taki açlık grevi eylemcilerine de destek verildi.
Hayal algısı kırıldı
Fuat Kav, Gönül Kaya ve Ahmet Çelik, 52 günü geride bırakan eylemi değerlendi.
Kürt siyasetçi ve yazar Fuat Kav şunları söyledi: “Eylemimiz boyunca değişik kesimlerle görüş alışverişinde bulunduk. Kürt sorunu, Öcalan’ın özgürlüğü ve Türkiye’deki uygulamalara ilişkin tartışmaların yanı sıra Kürt sorununun çözümüne ilişkin olarak çok önemli sonuçlara ulaştığımızı belirtmek gerekiyor. AP içindeki farklı siyasi partilerden onlarca AP milletvekili ile görüşmeler yaptık. Aralarında gelip bizzat bizi ziyaret edenler oldu. Bunun dışında pek çok siyasi partiden, BDP’den milletvekilleri bizi ziyaret etti. Kürdistan ve Avrupa’da eylemimize destek amaçlı eylemler yapıldı. AP, AK ve CPT önünde her gün eylemler yapıldı. Eylemimizin başından beri amaçladığımız temel şey şuydu; Öcalan’ın özgürlüğü bir hayal değil. Bunun imkansız olduğu konusundaki algıyı belli oranda kırdığımızı, bu konuda bir değişim yarattığımızı düşünüyorum. Önderliğimizin özgürlüğü ve Kürt sorununun çözümü birbirine bağlı. Bu konuda ikna olmayan çevrelerde de bir düşünce değişikliği sözkonusu. Ayrıca çağrı yaptığımız kurumlardan Kürt sorunun çözümü, anayasada Kürtlerin taleplerine yer verme ve TMK’nın kaldırılması konusunda somut adımlar atılacağına dair sözler aldık. PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması konusundaki çalışma da bu vesileyle genişledi. Kısacası bu eylemimizin sloganı olan ‘Öcalan’a özgürlük Kürt halkına siyasal statü’ talebinin ertelenemez bir durum olduğu açığa çıktı. Başta KCK olmak üzere AP’den ve birçok kurum ve şahsiyetten bize yapılan çağrıları anlamlı buluyoruz, dikkate alıyoruz. Yapacağımız basın açıklamasının bu çağrıların karşılığı olacağını düşünüyoruz.
Halk diplomasisi örneği
Gönül Kaya da geçen 52 günlük kendileri açısından hem kısa hem de uzun olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Kürt sorunu artık çözülmeli ve bunun için ilk adım Öcalan’ın özgürleşmesidir konusunda bir ortaklaşma sağlandı. Ayrıca bu eylemimiz halk diplomasisinin en güzel örneğini sergiledi. Yerel mekanizmaların harekete geçirilmesinin ne kadar önemli olduğunu gördük. Mücadelemizi kime anlattıysak sonuç aldık. Buraya gelen parlamenterler ve kurumların mesajımızı aldıklarını belirtmeleri de önemli. Bize eyleminizi bırakın çağrıları yaptılar ancak bunun yanında bizim taleplerimizi haklı ve anlamlı bulduklarını da söylediler. Biz de bu kurum ve kuruluşlara yaptığımız çağrılarla onlara sorumluluklarını hatırlattık. Bu anlamda eylemimizin hem iç hem de dış kamuoyu etkisi açısından amaçlarına ulaştığını düşünüyoruz.”
Tek vücut olundu
Eylemcilerden Ahmet Çelik de şunları vurguladı: “Bu eylem, küskünü, durgunu hatta Avrupa koşullarından kaynaklı duyarsızlığı yaşayan insanları tek vücut haline getirdi. Buraya gelenler beraber ağladı, beraber güldü, beraber slogan attı. Kürtler kendi statüsünü bir anlamda bu duygu birliğiyle yarattı.”
ZİLAN DİYAR - STRASBOURG