Cihan EREN
Mitolojik çağda güçlü devletler, başka bir devlette ya da kabileye ait zenginliklere ele koymak istedikleri zaman bunu tanrılarını memnun etmek adına yapmıştır. ‘Tanrılarımıza hakaret ettiler, bu hakaret tanrılarımızı kızdırdı’ türünden bir söylemle ‘dış mihrak’ı tanımladıkları görülür. Artık sömürmek, işgal etmek istedikleri yer ‘dış mihrak’tır ve mitolojik tanrıların istek ve arzularına kurban edilmesi gerekmektedir. Mitolojik dinlerde ‘dış mihrak’ tanrıların rızasını kazanmak için ele geçirilmesi gereken olarak tanımlanmıştır. Atina köleci kent devletinin ‘dış mihrak’ına barbar dediğini hatırlayalım.
Zerdüştlükte de ‘dış mihrak’ vardır. Zerdüştün ‘dış mihrak’ı saldırgan devlet ve onun bin bir çeşit karanlık kötülüklerdir. Zerdüştün ‘dış mihrak’ı, yabancı bir güçtür. Bunun için Zerdüştün ‘dış mihrak’ı toplumun kendini savunmasına gerekçedir.
İbrahimi dinlerin ‘dış mihrak’ı iblistir. O’nun işi, temiz ve günahsız inananları yoldan çıkarmaktır. Aslında insanın kendisinde herhangi bir kötülük, sorun, günaha sevk edecek bir özellik yoktur. Fakat İblis bir ‘dış mihrak’ olarak hiçbir günahı olmayan bu insanı yoldan çıkarıp zor duruma sokmak için uğraşıp durmaktadır. İblis özellikle en iyi insanları hedefine almaktadır. Dinin ‘dış mihrak’ı İblis, tüm kötülükleri ve sorunları yaratandır.
Daha özel olarak İslamiyette ise ‘dış mihrak’, İblisle birlikte Yahudiler başta olmak üzere diğer dinlerin mensuplarıdır. Bunlar Allah'ın son dini ve peygamberine inanmadıkları gibi Müslümanları da saptırmak isterler. İslam'ın ‘dış mihrak’ı, mümini saptıran, işini zorlaştırandır. Müminler arasına fitne sokup birliklerini bozandır. Biri tutmazsa bir diğer hile ile Müslümanlara eziyet çektirendir. Aslında Kelime-i Şahdet getirerek Müslümanlaşmış biri artık hidayete ermiştir ancak ‘dış mihrak’ onu rahat bırakmamaktadır. Özcesi Müslümanların başına gelen tüm musibetlerin sorumlusu ‘dış mihrak’lardır.
İslamiyetin ‘dış mihrak’ını böyle tanıttığını Yahudiler, Hıristiyanlar ya da ehl-i Kitap adlarının geçtiği ayetlere bakarak göre bilirsiniz.
Şimdi konuyu daha da özelleştirerek Müslüman Türk devletinin Erdoğan AKP ile birlikte neden çok daha fazla ‘dış mihrak’a sarıldığına bir bakalım.
Türk devleti tarihi boyunca tüm ağır sorunlarını ‘dış mihraklar, dış mihrakların aleti terör örgütleri’ne bağlayarak anlatıp durmuştur. Bu devletin asla ve asla bir yanlışı, hatası olmamıştır. Fakat ‘dış mihrak’ bir türlü yakasını bırakmamaktadır. Peki bu ‘dış mihrak’ neyin nesidir? Bu devlet neden ‘dış mihrak’ı en zor zamanlarında kurtarıcı kavram olarak dolaşıma sokar?
Malum Türkiye'de kurun yükselişi ‘dış mihrakların’ saldırısı demagojisiyle halka anlatılıyor. Bu propagandanın ne kadar etkili olduğunu şimdiden kestirmek mümkün olmasa da toplumu bir süre tepkisiz bırakacağı görülüyor.
Erdoğan ve adamları doların yükselişini ‘bir grup Evanjelistin ABD Başkanı Trump’a baskı kurarak, O’na istemeyerek de olsa yaptırım kararı aldırması’ temasına oturtmuştur. Bu formül çok basit gibi gelebilir. Ancak ‘dış mihrak’ın dini inançla sunulan biçimini irdelersek formülün hiç de göründüğü gibi basit olmadığı görülecektir. Erdoğan ve adamlarının kullandığı basitmiş gibi duran formülünün Kur'an'da çok güçlü bir karşılığı var. Kur'an ayetlerinde Yahudileri ve Hıristiyanları yeren ayetlere bakıldığında bu kurgunun bir benzerinin orada olduğu görülecektir. Bu formül, dini hassasiyetle Erdoğan’a oy veren birinin kafasında Yahudilerin ve Hıristiyanların peygambere karşı tutumlarını hatırlatarak ‘kafirlere’ karşı tutum almaya yöneltiyor. Evanjelistlerin ‘Türkiye düşmanlığı’, Yahudilerin Müslümanlara düşmanlığıyla aynılaştırılıyor. Bu hatırlatmalardan sonra ‘dış mihraklar’ söylemin dindeki karşılığının ikinci aşaması devreye sokuluyor. ‘Onların dolarları varsa bizim de Allah’ımız var.’ Çünkü Kur'an ayetlerinde ‘dış mihrak’ önce kötülenmiş sonra da tıpkı ‘bizim Allah'ımız var’ sözündeki gibi ‘dış mihrak’a karşı neye sığınmak gerektiği belirtilmiştir. Sonra söylem üçünce aşamaya geçiyor. Üçüncü aşamada Allaha sığınılmazsa ‘dış mihrak’ın yapabilecekleri, dilendiriyor.
Türk devletinin ‘dış mihrak’ının nihai hedefleri dindeki üçüncü aşamaya denk getiriliyor. Söylemin bu aşamasının çok somut ve net olması gerekiyor. Türk devleti üçüncü aşamada ‘terör’ adı altında Kürt düşmanlığı kullanılıyor. Çünkü ‘Kürt tehlikesi’ ve ‘terörü’ her zaman gözler önündedir ve çok somuttur. Bu yolla özel savaş propagandasının Türklerde yarattığı algı harekete geçiriliyor. Dinin ‘dış mihrak’ı üçüncü aşamada Müslümanları ‘sorunlara boğmak isteyen, yoldan çıkaran ve birliklerini bozan’ işler peşindedir. Türkler için bu tür kötülükler ‘teröristlerin’ yaptıklarıdır. Böylece ‘dış mihrakların ekonomik saldırısı’nı ‘bunlar bizi bölüyor, bizi teslim almak istiyor’a bağlayarak gündelik yaşamdaki karşılığı da oluşturulmuş oluyor. Peki bunlara karşı ne yapılması gerekir; burada da dinin yarattığı algı bir kez daha harekete geçirilip ‘bu saldırılar ezanımızadır’ denilerek beş vakit ezan direnişe çağrı, savaşa hazırlık borusu yapılmış olunuyor.
Bu gelişmelerin Türk toplumu içinde sessizce karşılanmasının nedenini anlamak istiyorsak, Türk devletinin dini nasıl istismar ettiğine iyi bakmak gerekir. Hiçbir halkta Türklerdeki kadar devlet ile Allah özdeş kılınmamıştır. Erdoğan ve AKP'nin söyleminin dini çağrışımlarla yüklü olması boşuna değildir. Türk devleti ancak dini istismar ederek ayakta kalabilir. İslamiyet’in çok teşhir olduğu bir dönemde dini istismar etmek çok riskli bir durumdur. Fakat ne Erdoğan'ın ne de varsa onun ekibinin dışında bir başka devlet elde imkanları yoktur. Türk devletinin Kürt ve demokrasi güçlerine düşmanlığından ve din istismarından başka malzemesi yoktur. bunu da en iyi Erdoğan ve adamları yaptıkları için diğerlerine ihtiyaç yoktur.
Hiçbir siyasi partinin muhalefet yapmamasının nedeni de budur. Legal muhalefetin olmaması demokrasi güçlerinin zayıflığı kadar devletin ne kadar zorda olduğunu gösteriyor. Çünkü legal muhalefet, söylem ve eylem alanı geniş bir devlette mümkün olur.