Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, Türkiye ekonomisindeki krizlerin kökünde döviz açığı olduğuna dikkat çekerek, “Bugün 440 milyar dolar civarında dış borç var. Bu borç Türkiye’nin üzerinde öyle bir baskı yaratıyor ki, dışarıda küçük bir rüzgar olsa Türkiye’de fırtına estiriyor. Kriz bir anda gelebilir” dedi.
SELMAN GÜZELYÜZ/MA/ANKARA
Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ekonomist Ahmet Şahinöz, piyasalarda, son bir haftada döviz kurlarındaki artışın ekonomiye etkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin ciddi anlamda döviz sıkıntısı içerisinde olduğunu vurgulayan Şahinöz, “Döviz dar boğazı Türkiye’nin temel dar boğazıdır” dedi.
Türkiye tarihindeki krizlerin temel nedeninin döviz darboğazı olduğunu ifade eden Prof. Şahinöz, “Türkiye çok uzun bir süre değil, 2001’de kriz yaşadı. 2001 krizi nerden çıktı? Döviz darboğazında çıktı. Daha geriye gidelim; Türkiye’de 2001 krizinden önceki en büyük kriz 1979 kriziydi. Bu kriz de döviz darboğazında çıktı. Daha da geriye gidelim; Türkiye’nin ilk İMF’nin kapısını çaldığı 1958 yılındaki kriz de döviz darboğazında çıktı. Döviz darboğazı Türkiye’nin temel darboğazıdır. Çünkü Türkiye’nin temelde, tarihsel olarak bir finansman açığı vardır. Finansman açığını da sürekli olarak dış kaynaklarla karşılıyor” dedi.
Borcu Türkiye ödeyecek
Türkiye’nin 440 milyar dolar civarında dış borcunun olduğuna dikkat çeken Şahinöz, şöyle devam etti: “2000 yıllarına kadar devlet dışarıya borçlanıyordu. Şimdi ise devlet borçlanmayı bıraktı. Çünkü bütçe açıklarını özelleştirmelerden gelen parayla kapattı. Ondan sonra borçlanmayı özel sektör yapmaya başladı. Bugün 440 milyar dolar civarında olan dış borcun 310 milyar doları özel kesimindir. Geriye kalan 130 milyar dolar da devletindir. Ama bu borç Türkiye’nindir ve bir şekilde ödeyecektir. Bu borç Türkiye’nin üzerinde öyle bir baskı yaratıyor ki, dışarıda küçük bir rüzgâr olsa Türkiye’de fırtına estiriyor. Çünkü Türkiye’nin bir kırılganlığı var, zaten uluslararası derecelendirme kuruluşları da onun için Türkiye’nin kredi notunu düşürüyor. Diyorlar ki Türkiye dünyada güç finansman kırılganlığı açısında dünyada ilkler arasında. Yani birincilikte oynayan ilk dört -beş ülke arasında. Onun için döviz bugün 4 TL’ye yükseliyor. Bu Türkiye’nin dövize duyduğu gereksinimin sonucudur. Baktığımızda döviz kuru tüm dünyada artıyor ama Türkiye’de 5 kat daha fazla artıyor. Yani bizim sıkıntımız bu. Bu böyle devam etmez.”
4 TL’yi aşarsa güçleri kalmaz
Şahinöz, piyasalarda son bir haftada döviz kurlarındaki artışlara ilişkin hükümet kanadında konuyu ötelemeye yönelik yapılan açıklamalara işaret ederek şunları dile getirdi: "Özel sektörün, yılda 200 milyar doları dışarıya ödemesi gerekiyor. O insanlar işte kar oranlarına, gelirlerine, döviz gelirlerine bakıyorlar. Bunalmış durumdalar. Yani döviz 4 TL’yi de aşarsa onların gücü kalmaz. Dipten gelen temel dalga sürekli olarak dövizi yukarıda tutacak nitelikte. Yani temel makroekonomik veriler. Bunlar, tasarruf oranıdır, cari açıktır, dış borçtur, büyüme hızıdır, enflasyondur… tüm bu verilere baktığınız zaman dövizi yukarıya doğru iten verilerdir. Yani aşağıya doğru çeken bir veri yok.”
Yabancı sermaye yarıya düştü
Şahinöz, son dört yılda Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının 20 milyar dolardan 10 milyar dolara kadar düştüğünü kaydetti. Şahinöz, bu oranın daha da düşeceği uyarısında bulunarak, şöyle dedi: “Türkiye’nin sıcak paraya ihtiyacı var. Sıcak para dediğim bu kısa vadeli sermaye hareketleri. Geliyor buraya parayı yatırır, yarın çekip gider. İşte 2001’de de öyle oldu. İnsanlar baktı işler kötüye gidiyor herkes parasını alıp çıktı. Yani ülkede bir panik başladığı zaman bunun önü alınamıyor. Eğer günümüz de yabancılar paralarını çekip gitmeye çalışırsa o zaman ortalık toz dumandan geçilmez.”
Savaş hem harcıyor hem ürkütüyor
Başta Efrîn işgali olmak üzere yapılması konuşulan diğer saldırıların da ekonomiyi etkilediğini vurgulayan Şahinöz, savunma harcamalarıyla askeri harcamaların bütçeden büyük kaynaklar ile tedarik edildiğini hatırlattı. Savaşın bölgede gerilim yarattığını dile getiren Pro. Şahinöz, şunları söyledi: “Yani jeopolitik gerilimin olduğu yerde de insanlar gelip o ülkeye yatırım yapmazlar. Ne yabancı sermaye doğrudan yatırım yapmak ister ne de turist o ülkeye gelip o ülkeyi ziyaret etmek ister. Tüm bunlar Türkiye ekonomisinin aleyhine olan gelişmelerdir. Sadece yabancılar değil, Türkiye’de bulunan yerli yatırımcılar da bu jeopolitik risklerden çekinerek, yatırımlarını ertelemektedir. Tüm bunlara baktığımızda kriz bir anda gelebilir. Bakarsınız bir ay içinde patlak verdi. Bu iş belli olmaz. Çünkü etrafımızdaki esnafı görüyorsunuz, binlerce esnaf kepenk kapatmış. Milyonlarca esnaf borçlu, borç batağına sürüklenmiş."

Dolar 4 TL’yi aştı
Türk Lirası (TL) değer kaybını sürdürüyor. Dolar 4.0 TL’yi, Euro ise 4.96 TL’yi aştı.
Küresel gelişmelerin yanında jeopolitik gelişmelere bağlı olarak önceki gün 3.98 düzeyine yükselen dolar sabah ilk işlem saatlerinde yüzde 0.45 artışla 4.0 lirayı aşıp 4.0012 liraya çıktıktan sonra 4.0 liranın üzerinde hareket etmeye başladı. Euro da düne göre yüzde 0.31 artışla 4.9643 liraya kadar yükseldi.
Salı gününü yüzde 0.19 düşüşle 116 bin 197 puandan kapatan Borsa İstanbul Endeksi yüzde 0.40 düşüşle 115 bin 732 puana geriledi.
Kur ücretleri eritti
TL’nin hızla değer kaybetmesiyle asgari ücret ilk üç ayda dolar karşısında 93 TL eridi. Kişi başına milli gelir 500 dolar geriledi.
1 Ocak 2018’de 424 dolar olan asgari ücret, 27 Mart’ta 401 dolara geriledi. 1 Ocak’ta 3.78 olan Dolar/TL kuru, dün tekrar 4’ü aştı. Yılın daha ilk üç ayı tamamlanmadan TL’nin Dolar karşısındaki kaybı yüzde 5.3’ü buldu. 1603 TL olan asgari ücret, yıl başından bu yana dolar karşısında 93 liranın üzerinde değer kaybetti. Böylece 199 TL’lik zammın yaklaşık yarısı, ilk üç ay dolmadan erimiş oldu.
Milli gelir eridi
Bugün büyüme rakamları açıklanacak ve Türkiye’nin 2017 milli geliri belli olacak. Milli gelirin 3 trilyonu aşması ve 3 trilyon 35 milyar TL civarında olması bekleniyor. 1 Ocak 2018 kuruna göre 802 milyar dolar olan milli gelir, dünkü kura göre 760 milyar dolara geriledi. 1 Ocak’taki kurla 9 bin 925 dolar olan kişi başına milli gelir, dünkü kura göre 9 bin 416 dolara geriledi.
Enflasyon artacak
TL’deki değer kaybı, enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürme hedefini de zora soktu. Kurdaki her 10 kuruşluk artış, enflasyonda yaklaşık 1.5 puan artış anlamına geliyor. Şubat’ta yıllık bazda yüzde 10.35’ten yüzde 10.26’ya gerileyen enflasyonun (TÜFE), tekrar tırmanışa geçmesi tehlikesi ortaya çıktı. Enflasyonu en fazla etkileyen akaryakıt fiyatlarına son günlerde üst üste zam geldi. Benzin fiyatı 5 günde 27 kuruş zamlandı ve İstanbul’da benzinin litresi 5.63 TL’den 5.90 TL’ye yükseldi. Akaryakıt zamları birçok temel ürünün fiyatlarını artıracak.
Hedefler tutmadı
Hükümetin Eylül 2017’de açıkladığı Orta Vadeli Program’da 2018 için ortalama Dolar/TL kuru varsayımı 3.73 TL idi ancak 23 Mart’ta 4.03 ile rekor kırarak kurda yıl ortalamasının 3.90’ın üzerinde olması bekleniyor.
Krizin eli kulağında
AHMET KANBAL/MA/İZMİR
Türkiye’de bugün 1994 ve 2001 krizlerine götüren yapısal sorunlarının tamamının mevut olduğunu belirten Ekonomist Aydın Arı, siyasi ya da ekonomik bir etki ile krize sürüklenileceğini söyledi. Arı, olası krizin ise daha fazla işsizlik, düşük ücretler ve yüksek fiyatlar olarak yansıyacağını kaydetti.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nden “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attığı için ihraç edilen Ekonomist Aydın Arı, Türkiye’nin bir birim ürün ithal edebilmek için daha fazla ürün ihraç etmek zorunda kaldığını söyledi. Türkiye’deki üretimin dışarıdan gelecek ürünler karşısında değer kaybetmesi ile daha fazla harcama yapmak zorunda kalınacağını belirten Arı, döviz kurlarındaki hareketliliğin var olan dış ticaret açığını daha fazla açacağını ifade etti. Arı, ekonomideki çalkantıların temel nedenlerinin yapısal sorunlardan kaynaklandığını, spekülatif hareketlerin ise sadece yapısal sorunların üstüne ek olarak bindiğini kaydetti.
Daha da kötüye gidiyor
Geçtiğimiz ay dış ticaret açığındaki yüksek artışı hatırlatan Arı, şöyle devam etti: “Ekonomik göstergeler, işsizlik, üretim göstergeleri 2017’ye nazaran daha da kötüye gitti. Döviz kurlarındaki kısmen spekülatif olan hareketliliğin büyük bir kısmı ise yapısal sorunlardan kaynaklanmakta. Bir takım yapısal sebeplere ilişkin göstergeler ortaya çıktığında spekülatif hareketler olur ama bu spekülatif hareketler asıl olması gereken şeyin de göstergesidir aslında. Yani bu böyle gidecektir de zaten, gitmek de zorunda. Çünkü ekonominin yapısına ilişkin herhangi bir iyileşme yok. Asıl mesele yapısal sorunlar ve bunlar hala kötüye gidiyor. Dolayısıyla kurlar daha da yükselmeye devam edecek. Türkiye’de üretim yetersiz, fiyatlar yüksek, işsizlik oranları, enflasyon yüksek, ücretler düşüyor… Sonuç olarak emekçilere, işçilere daha fazla işsizlik, daha yüksek fiyatlar ve daha düşük ücretler olarak yansıması olacaktır.”
Rekabet gücü azaldı
Arı, döviz kurlarındaki artış nedeniyle Türkiye ekonomisinde rekabet gücünün azaldığını da ifade etti. Rekabet gücü kazanmak için ise maliyetleri ve fiyatları düşürme yönelimi olduğunu söyleyen Arı, işverenlerinin rekabet gücünü sağlamak için ilk başvurdukları yöntemin işçi ücretlerini düşük tutmak ve ürünlerin Türkiye’deki fiyatlarını da yüksek tutmak olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin üretebilen bir ekonomi olmadığını vurgulayan Arı, şöyle sürdürdü: "İşsizlik rakamlarındaki artış da bununla alakalı. Ciddi üretim problemi yaşayan bir ekonomi, üretemiyor. Hem işsizlik yüksek hem de ithalat eğilimi yüksek. İşsizlik oranları zaten yüksek ve daha da yükselebilir. Kabul edilebilir seviyenin üstünde bir işsizlik rakamı var. Bu bir de ölçülen işsizlik. Ölçülmeyen boyutu ile Türkiye’de işsizlik yüzde 10.9 değil, yüzde 20’lerde. Hükümetin 2023 hedeflerinde her yıl 200 bin istihdam yaratacağız deniliyor. Ama her yıl Türkiye’de istihdam piyasasına 400 bin kişi katılıyor. Sadece bu sebeple bile nüfus artışı nedeniyle her yıl 200 bin işsiz üretiyor bu ekonomi modeli. Kabaca rakamlar böyle. Yani 2023 planları da şimdiden tutmamış oldu.”
Yapısal sorunların tamamı duruyor
Ekonomist Arı, Türkiye’de bugün 1994 ve 2001 krizlerinin yapısal sorunlarının tamamının geçerli olduğunu da ifade etti. Bu tür krizleri uyarmak için ise ekstra bir şok, siyasi kriz ya da ekonomik şok gerektiğini dile getiren Arı, “Onlar olduğunda rahatça başka bir krize sürüklenebiliriz. 2001 krizi ya da krizini ortaya çıkaran yapısal sorunlar bugün de mevcut. Ki zaten 2008’den sonra Türkiye ekonomisinin bu yapısal riski her zaman taşıdığını biliyoruz. 2008’den beri kriz ortamındayız. Herhangi bir üretim yapamayan, yüksek enflasyon, düşük ücretler, yüksek işsizlikle, yüksek bir dışa bağımlılık oranı, yüksek faiz oranları ile süren bir ekonomi var. Sürdürülebilir bir ekonomi değil. Bir etkiye bakıyor” ifadelerini kullandı.
Yabancı sermayenin şimdilik karlılığını düşündüğünü ve Türkiye’ye yatırım yapılabilir bir ülke olarak bakmadıklarını kaydeden Arı, "Türkiye’deki bir takım varlıkları ucuza kapatmak için mevcut ortamı uygun bir ortam olarak görüyorlar. Dolayısıyla ekonomik varlıkları satın alma amacıyla yabancı sermayenin girişi sürebilir. Ama siyasi istikrar olarak güvenli bir ülke olarak görmüyorlar” dedi.
Kısa vadede düzelemez
“Üretim yapamayan, istihdam yaratamayan, rekabet edemeyen bir ekonomi var” diyen Arı, dönemsel rahatlıklar dışında bir gelişim kaydedilemeyeceğini belirtti. Arı, “Dar gelirliler için enflasyon, açıklananın iki katı neredeyse. Böyle bir ekonominin kısa vadede düzelmesi mümkün değil. Orta vadede de çok kolay değil. Uzun vadede çok ciddi önlemler alınması lazım. Bu da mevcut ekonomik anlayış ile neredeyse imkansız" şeklinde konuştu.
İki ayda 20 bin esnaf iflas etti
Bu yılın ilk iki ayında 20 bin 308 esnaf iflas bayrağını çekerken geçen yılın aynı döneminde bu sayı 19 bin 859 idi. 2014’ten 2018’e batan esnaf sayısı ise 430 bin 275 oldu.
Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın haberine göre borç batağında yüzen ve işini döndüremeyen binlerce esnaf kepenk indiriyor. Ekonominin belkemiğini oluşturan küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) ile esnaf borç batağına girdi. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre bu yılın ilk iki ayında 20 bin 308 esnaf iflas bayrağını çekerken geçen yılın aynı döneminde bu sayı 19 bin 859 idi. Bu yılın ilk iki ayında 22 bin 758 esnaf ta sicil değişikliğine gitti. 2014’ten bu yana iflas eden esnaf sayısı 430 bin 275’e çıktı.
Geçen yıl küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) Kredi Garanti Fonu kefaleti ile kolay kredi sunan bankalar para musluğunu açarken, kredi taksidini ödeyemediği için icralık olan işletmelerin sayısındaki artış da dikkat çekiyor. KOBİ kredisini ödeyemediği için icra takibine alınanlara bir yılda 20 bin 718 işletme daha eklendi. Böylece icralık olan KOBİ’lerin sayısı 2017 sonunda 332 bin 461’e ulaştı. Takipteki KOBİ kredilerinin tutarı ise bir yılda yüzde 17 artarak 25.3 milyar liraya fırladı. 2018’in ocak ayında ise bu miktar 25.6 milyar liraya çıktı. Sektörde, takipteki brüt alacakların toplamı ise 5.8 milyar lira artışla 63.6 milyar liraya çıktı. Bankaların tahsili gecikmiş alacak tutarındaki artış geçen yıl yüzde 40 oranında KOBİ kredilerinden kaynaklandı. Halihazırda bankalara borçlanan her yüz KOBİ’den 10’dan fazlası icralık durumda.
Küçükler zorda
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) KOBİ kredilerindeki aylık gelişmeler incelendiğinde özellikle mikro işletmelerin ödemelerde güçlük çektiği ortaya çıkıyor. 2017’de 260 bin 781 mikro işletme kullandığı KOBİ kredisini ödeyemediği için takibe alındı. Mikro işletmelerde icralık olanların sayısı bir yılda 15 bin 553 arttı.
Öte yandan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı İstihdam İzleme Bülteni’nin 70. sayısının Aralık 2017 verilerine göre, KOBİ sayısı 1 yılda 125 bin artarak 1 milyon 870 bine çıktı. KOBİ işyeri sayısı en hızlı artan sektör yüzde 28.3 ile tütün ürünleri imalatı oldu.
3.3 milyona KOBİ kredisi
BDDK verilerine göre son beş yılda KOBİ kredisi kullanan işletme sayısı 1.7 milyondan 3.3 milyona fırladı. Toplam KOBİ kredileri ise beş yılda yüzde 157 artış gösterdi. 2017’de bankacılık sektörünün KOBİ’lere kullandırdığı kredi tutarı, 2016’dakinin 3 katına ulaştı. Geçen yıl 513.2 milyar liraya ulaşan toplam KOBİ kredilerinde en büyük pay orta büyüklükteki işletmelere ait. Orta büyüklükteki işletmeler 213.2 milyar lira, küçük işletmeler 166.3 milyar lira, mikrolar ise 133.6 milyar lira KOBİ kredisi kullandı. Geçen yıl 513.2 milyar liraya çıktı. Bu yılın ilk ayı itibarıyla toplam KOBİ kredisi ise 512.6 milyar liraya geriledi.
Her yıl 500 yaşlı sokağa atılıyor
Emekliler Dayanışma Sendikası (EDS) Başkanı Mahinur Şahbaz, "Yaşlılar Haftası” dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’de ekonomik olanaksızlıklar nedeniyle her yıl 500’ü aşkın yaşlının aileleri tarafından sokağa terk edildiğini söyledi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Emekliler Dayanışma Sendikası (EDS), yaşlıların toplumdaki ve aile içerisindeki konumlarını korumak ve güçlendirmek amacıyla dünya genelinde kabul edilen “Yaşlılar Haftası” nedeniyle basın toplantısı düzenledi. Açıklama İHD şube binasında yapıldı.
Ekonomik olanaksızlıklar nedeniyle ailelerin yaşlılarına bakamadığını belirten EHD Başkanı Mahinur Şahbaz, her yıl 500’ü aşkın yaşlının aileleri tarafından sokağa terk edildiğini söyledi. Yaşlıların bakımı için kamu hizmetinin artırılması gerektiğini dile getiren Şahbaz, “Yaşlıya aile içi psikolojik ve fiziksel şiddet engellenmelidir. Alzheimer ve demans hastaları için profesyonel bakım hizmeti sunan bakımevi açılmalı ve ihtiyacı olan herkesin erişebilmesi sağlanmalıdır. Aileler yaşlı hastaları ile çaresizliğe terk edilmemelidir” diye konuştu.
Sosyal güvenlik hakkının ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Şahbaz, “Ekonomik güvencenin, ücretsiz erişilebilir sağlık hizmeti hakkının yok edilmesi emeklileri yaşlıları yoksullaştırdı, yoksulluğu toplumsallaştırdı. Yaşlıların, emeklilerin yüzde 70’i yoksulluk şiddeti altında yaşamaya zorlandı” dedi. Üretilen değer ve hizmetlerin yaşlıların emeğinin ürünü olduğuna dikkat çeken Şahbaz, yaşlıların ekonomik, sosyal kültürel yaşamdan dışlanmasının emeğe saygısızlıkla birlikte büyük haksızlık olduğunu söyledi.
