
Genç yaştaki Kürtlerin intiharları, Kürdistanlıları yasa boğuyor. Dolayısıyla bazı sorular da önem ve aciliyet kazanıyor; Çocuklar neden intihar ediyor? İntihar düşüncesi nasıl silinebilir? Bu intiharların önüne nasıl geçilebilir?
Rheinland-Pfalz Eyaleti Pedagoji Enstitüsü Okul Psikolojisi ve Danışmanlık Bölümü’nde Okul Psikologu olan Jennifer Lang’la bu konuyu konuştuk.
Son olarak 14 yaşındaki Deniz Şengezer’in intiharı birçok ebeveynde endişe yarattı. Çocukları ve gençleri intihara sürükleyen sebepler nedir?
Resmi istatistiklere göre Almanya’da her yıl 600’ün üzerinde genç intihar ederek yaşamını yitiriyor. Ölümü tercih edenler 15-20 yaş aralığında. Yani daha çok gençler. İntihar edenlerin dörtte üçü erkek, dörtte biri de kız çocukları. Erkek çocuklar içe kapanık, her sorunu paylaşamaz ve sonunda da ipini kendisi çeker. Erkekler, yüksekten atlama, tabanca ve boğulma gibi ağır yöntemlerle ölümü seçiyor. Kız çocukları ise, dertlerini ve sıkıntılarını anlatır, paylaşır. Kız çocuklarından intiharı seçenler ise, genellikle damar kesme veya bir avuç tablet alma ile bunu gerçekleştiriyor. Bu yöntemler bir imdat çağrısıdır ve bu yolu seçenleri kurtarma şansı daha yüksektir erkeklere oranla. Asıl korkutucu olan dünya genelindeki intihar oranları. Her yıl bir milyondan fazla insan intiharla yaşamına son veriyor. Bu rakam, günümüzde yaşanan savaşlardaki ölümlerden çok daha fazladır.
Bu bilgilerden sonra sorunuza dönersek: İnsanlar çıkışı olmayan bir daralmaya girdiklerini düşündükleri anda en kolay yol olarak intiharı seçer. Bu, gençler için de yetişkinler için de geçerlidir. Yaşadıklarına tek çözüm yolu olarak ölümü görürler. Onlara göre ölüm, dayanılması mümkün olmayan durumu sona erdirir. Bundan dolayı intihar, kriz durumunda bir sorunu, özellikle dramatik bir sorunu çözme şekli olarak algılanıyor. Aslında bu subjektif bir değerlendirmedir. Aşırı ağır travmalarda objektif düşünme mümkün olmadığı için birey için ölümden farklı seçenek yoktur.
İntihara sürüklenmeye yol açan nedenler çok çeşitli ve farklı olabiliyor. Kimilerinde aşk acısı, kimilerinde ‘mobbing’ dediğimiz başkaları tarafından düzenli baskı görme ve aşağılanma, kimilerinde aile içi şiddet-baskı, kimilerinde başarısız olma korkusu, kimilerinde ise, arkadaşı veya başka bir yakını tarafından taciz ve tecavüze uğramak ve bu travmayı kaldıramamak...
Bu tür depresif durumların belirtileri de oluyor değil mi?
Tabii. Bir çocukta depresyonun en belirgin belirtileri üzüntü, ilgisizlik, umutsuzluk, halsizlik ve melankolik ruh halidir. Araştırmalara göre, depresyonda yaşlar da önemli. Depresifin belirtileri ve nedenleri şöyler sıralanabilir: Çok sık tartışmalar çocuğu etkiler. Bu tartışmalar özellikle aile içi gerçekleşiyorsa bu, çocuk için iki kat daha ağır bir yük demektir. Bir ailede ilişkilerin kopuk olması, ister ebeveynler arasında ister ebeveyn ile çocuklar arasında tartışma olsun, bu her ikisinde de çocuğu sığınabilecek, güvenebilecek, kendisini huzurlu bulabilecek bir yaşam ortamı arayışına iter. Günlük yoğunluğun ardından geri çekilip sığınabileceği bir ev ortamının olmaması, huzurun, güvenin olmaması ise depresyon belirtilerini daha da ağırlaştırmakta.
Belirtileri ise, çocukta üzgün yüz ifadesi, azaltılmış jest ve mimikler, fizik ve mental aktivitenin belirgin biçimde yavaşlaması (psikomotor retardasyon), kolayca sinirlenme, huysuzluk, dengesiz davranışlar, aşırı korku ve sevinme eksikliği. Çocuk, bu belirtileri yok edebilecek, azaltabilecek bir ortamı bulamaması nedeniyle, birçok örnekte de görüldüğü gibi, intihara sürüklenebiliyor.
Çocuğu intihara sevk eden süreç nasıl gelişir?
İntihar eğilimli insanlar çeşitli aşamalardan geçerler. Önce depresif ruh hali ile dikkat çekerler. Kendilerini sevindirecek çok az şey vardır. İkinci aşamada aşırı bir bunalım ve motivasyon eksikliği görülür ve bu çok uzun bir zaman böyle sürer. Üçüncü aşamada ise bu durumda olanlar kendilerini geri çekmeyi tercih ederler; başka insanlarla herhangi bir sosyal ilişki aramıyor görünür ve intihar içeren düşünceler ve fanteziler üretirler. Bu düşünceyle birlikte kişi, intiharı yaşanan çıkmazlardan tek çıkış yolu olarak görür. Dördüncü aşamada bu düşünceler zaman geçtikçe daha da çoğalır ve her düşüncede artık intihar etme yollarını arar. Son aşamada ise kesin planlama yapılır. Bu son aşamada birey çoğu zaman sakin ve huzur bulmuşcasına bir davranış sergiliyor. Ki ona göre artık intihar ile ağır bir yükten kurtulma umudu görünmekte.
Çocuklarında böylesi semptomlar fark eden ebeveynler nasıl davranmalılar?
Eğer intihar eğilimli biriyle ilgileniyorsanız, onu sorgulamak yerine güven vermeli ve sorularınızı da buna göre sormalısınız. Karşıdaki kişiye güven vermelisiniz. İntihar eğilimli bireyin size verdiği işaret bir “imdat çağrısı”, “intihar son ve tek çıkış yolu olarak görmek istemiyorum. Bana yardım et” çağrısıdır. Ebeveynler veya yakınlar bu çağrıyı hissettikleri zaman ciddiye almalılar ve çocukla bu konuyu açık ama herhangi bir baskı, kızma, sinirli tartışma yaratmadan konuşmalılar. İntihar konusu ne kadar açık konuşulursa, gelen cevaplar da o kadar net olur.
Fakat çocuk içine kapanıksa ve kimseyle konuşmuyorsa ne yapılmalı?
Eğer ebeveyn ile çocuklar arasındaki ilişki gerginse, ebeveynler çocuğa yakın olan bireylerden yardım istemeli. Onlardan çocukla konuşmasını istemeli. Burada önemli olan, herhangi bir iddia veya iftirada bulunmamak, çocuğu suçlamak ve baskı uygulamamaktır.
Eğer intihar eğilimli çocukta aşırı bir kapanma ve geri çekilme fark edilirse, konumu aşırı bir tehlike oluşturuyor ise ve çocukla birlikte yeni perspektifler bulunamıyorsa yalnız bırakılmamalı. Mutlaka bir uzman, psikolog, psikiyatrist veya doktor devreye girmelidir.
Ebeveynler çocuklarının intihar düşüncesine kapılmasını önlemek ve onların daralmasını, sıkılmasını engellemek için neler yapmalı?
Ebeveynler bu konuda çocuklarına model olabilir. Hayatta sıkıntılarla karşılaşılabileceğini anlatmalı; bunların üstesinden nasıl gelinebileceğine ilişkin model olmalı. Bu konuda sosyal ilişkiler önemlidir. Böyle bir destek ve yardımla çocuklar zor durumlardan çıkış için kendisine destek olanlar olduğunu bilecektir. Tabii en önemlisi ebeveynle çocuk arasındaki ilişki. Aralarında güven olmalı. Ki böylece çocuklar, herhangi bir sorun ve ihtiyaçlarında kime gideceklerini bilirler. Ebeveynler kapıyı asla kapatmamalı. Hiçbir sorun, hata veya kötü not bir çocuğu intihara sürüklememeli. Ebeveynler, elbette çocuklarına hatalar konusunda bir sınır koymalı, doğru ve yanlışları anlatmalı. Ama bu hataları hayati derecede önemsemek yanlış ve tehlikeli olur. Bunu gözden kaçırmamalıyız.
Birçok çocuk ve genç, internet üzerinden intihar yol ve yöntemleri hakkında fikir alışverişi yapıyor. Bu çok tehlikeli gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Elbette intihar eğilimli olanların fikir alışverişi yapması yanlış ve tehlikeli bir gidişattır. Ki birbirilerini ölüme sürükleyen yüzlerce dram sayabiliriz. Sanal ağlar, bu tür durumlarda zarar vericidir. Ölüm arzusunu daha derinleştirir, intihar etmeyi kolay gösterir. Ebeveynler intihar konusunda açık olmalı ve kutsallaştırmamalı; bilmiyormuş rolü yapmamalı. İntiharın geçici bir soruna ilişkin final olduğunu, geri dönüşü olmayan bir yol olduğunu iyi anlatmalı.
Birçok uzman, danışma merkezi ve kuruluşlar var. Bunlardan isim vermeden, anonim olarak internet üzerinden ya da telefonla da bilgi alınabilinir. Özellikle gençlere yönelik danışma hizmeti sunuluyor.
Birçok genç de kendisine karşı uygulanan açık mobbing (düzenli şiddet-baskı) sonucunda ölümü tercih edip kurtulmak istiyor. Mobbing’in intihardaki rolü nedir ve nasıl önüne geçilebilir?
Burada da çözüm, güven ortamı oluşturmaktan geçiyor. Ancak o zaman çocuklarımız kendi duygularını paylaşabilirler. Yetişkinler, intihar eğilimli bireyi mutlaka ciddiye almalı. Eğer bir çocuk teneffüslerde tek başına bir köşede oturuyorsa, eğer bir çocuk dışlanıyorsa, eğer çocuk okul sonrası kirli ve yırtık elbiselerle eve geliyorsa, öğretmenler, ebeveynler ve arkadaşları mutlaka o çocuğa ilgi göstermeli.
Özellikle de mobbing yaşayan çocuk için ne yaşadığını anlatmak zordur. Ki başkasına anlatırsa mobbing’in daha da artacağı korkusunu da yaşıyorlar. Eğer mobbing okulda gerçekleşiyorsa, okul personeli tarafından seçilmiş, çocuk psikolojisinden ve pedagojiden anlayan personelle hemen iletişim kurulmalı. Yani intihar eğilimli bir kişinin ebeveynlerine, çevresindeki yetişkinlere ve arkadaşlarına önemli görevler düşüyor. Her zaman dikkatli izlemek, algılamak, anlayış ve samimiyet içerisinde reaksiyon göstermek ve yardım eli uzatmak gerekiyor. Bu hayat kurtaran bir stratejidir.
NİHAL BAYRAM/MAINZ