
'Adalet' beklemiyorduk
Özel yetkili savcılardan ve askeri savcılardan tarafsız bir karar beklemediklerini kaydeden Elçi, “1.5 yıl gizli yürüttüğü sözüm ona 'soruşturma' sonunda düzenlediği fezlekede şüphelilerin adını bile yazamayan Diyarbakır Özel Yetkili Savcısı'ndan ve bombalama faaliyetinin talimatını veren en üst komutanının, katliam emrini icra eden pilotlara kadar doğrudan ve ağır sorumluluğu bulunan bir kurumun askeri hiyerarşisinde yer alan bir savcıdan 'adalet' bekleyecek kadar saf değildik zaten" dedi.
Cenevre Sözleşmesi ihlal edildi
"Hiçbir Parlamento kararı ve hiçbir kanun maddesi, bu ağır suçu haklı, meşru ve hukuka uygun kılmaz ve sorumluları cezai sorumluluktan kurtaramaz" diyen Elçi, şöyle devam etti: "Bu toplu öldürme ve katliamla, çatışma hukukunun/insani hukukun tüm ilkeleri de ihlal edilmiştir. Eylem, tüm devletleri bağlayan Birleşmiş Milletler Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. Maddesinin açık ihlalidir. Niteliği ne olursa olsun hiçbir savaşta, siviller, silahlı olmayan unsurlar ve saldırıya girişmemiş insanlar hedef alınmamalıdır. Sınıra yaklaşan, sınırı ihlal etmeye teşebbüs eden, fiili bir saldırıya yeltendiğine dair işaret bulunmayan her canlı hedefi öldürmek ve yok etmeyi haklı gören bir bakış açısıyla hukuku konuşmanın bir anlamı da yoktur. Bu meselenin bir tek ve kaçınılmaz sonu vardır ki, o da bu ağır suçun faillerinin mutlaka, âmâ mutlaka hesap vermek üzere adalet önüne çıkmalarıdır."
BM'ye çağrı
Diyarbakır Barosu olarak, insanlığa karşı işlenen bu ağır suçun failleri adalet önünde hesap verene kadar olayın takipçisi olacaklarını ifade eden Elçi, “Bu amaçla karara karşı itiraz, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yollarının etkili şekilde kullanılması gibi, Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerini de görev ve incelemeye çağıracağız. BM Keyfi Yoldan İnfazlar Özel Raportörü ve diğer BM mekanizmalarının harekete geçmesi için girişimde bulunacağız” dedi.
Barış Yasası oluşturulmalı
Balyoz ve Ergenekon davaları özgülünde yeniden yargılama tartışmalarına da işaret eden Elçi, "Birkaç davada yeniden yargılama yaparak veya birkaç şahsiyeti kurtararak yeni ve güvenli bir hukuksal düzen ve gelecek kurmamız mümkün değildir. Yapılması gereken, 'Yeni Bir Toplumsal Mutabakat ve Barış Yasası' adıyla kapsamlı ve birçok soruna köklü çözümler getirecek bir çalışma başlatılmalıdır. Tutuklu milletvekili sorunu için bir araya gelen siyasi partiler, hemen yeni bir anayasadan, özel yetkili mahkemelerin ve olağanüstü yargılamaların yol açtığı adaletsizliklere son verecek çözümlere, Kürt sorununun çözümünde müzakere ve silahsızlanmadan, savaşın yol aştığı toplumsal yaraların sarılmasına kadar kapsamlı düzenlemeler yapılmalıdır” diye konuştu.
İzlenecek yol
Roboskîli ailelerin avukatları, Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın takipsizlik kararına karşı iki hafta içinde itiraz edecek. Ardından çıkacak karar doğrultusunda Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı kullanılacak. Oradan çıkacak sonuç üzerine de dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürülecek. Bu arada da Birleşmiş Milletler, Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi uluslararası kurumlar nezdinde de girişimlerde bulunulacak.
DİHA/AMED
İHD: Roboskî ile yüzleşilmeli
İHD Amed Şubesi, takipsizlik kararına basın açıklamasıyla tepki gösterdi. İHD Şube Başkanı Raci Bilici, takipsizlik kararını "kan dondurucu" olarak değerlendirdi. Bilici, "Olayın talimatı Genelkurmay Başkanı Necdet Özel tarafından verildiği halde, Özel'in şüpheliler arasında gösterilmemesi ayrı bir hukuk garabetidir. TCK 24'üncü maddenin 4'üncü fıkrasında, 'konusu suç teşkil eden emrin kesinlikle yerine getirilmeyeceği, böylesi bir emri yerine getiren ve emri verenlerin sorumlu olacağı' açıkça belirtilmektedir. Bu durumda askeri savcılığın hukuksal gerekçesi gerçek dışıdır" diye belirtti. Askeri birimlerin yanısıra siyasal iktidarın da katliamdan sorumlu olduğunu vurgulayan Bilici, "Roboskî Katliamı devletin Kürt sorununa yaklaşımının bir göstergesidir. Roboskî başta olmak üzere bu coğrafyada yaşanan katliamlarla yüzleşmeden sağlıklı bir barışın da sağlanamayacağını düşünmekteyiz. Şu iyi bilinmelidir ki, Roboskî Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur" dedi.
HRW: Savcı hükümetin izinde
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), takipsizlik kararına yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. HRW Türkiye Baş Raportörü Emma Sinclair-Webb, “Askeri Savcılığın kararı, Türkiye’de devletin sivilleri öldürebileceğini ve bundan cezasız kaçabileceğini bir kez daha kanıtladı” dedi. Açıklamada, “Sorumlu kişiler belirlenmeli ve hukuki ihlal nedeniyle cezalandırılmalıdır. Sorumluluk, pozisyonlarına bakılmaksızın komuta zincirine dahil olanların tamamını kapsar. Askeri savcılık hükümet çizgisini takip etmeyi tercih etti. Hükümet bu olayı ört-bas etmeye çalıştı ve aynı şekilde halkın da köylülerin bir gece vakti bombalanmasını unutucağını bekliyor” denilidi. İç hukuk yollarının tükenmesi durumunda ailelerin AİHM gideceklerini beyan ettiklerini hatırlatan HRW, “Böylece Kürt sivilleri öldüren, faili devlet olan bir dosya daha AİHM’e gitmiş olacak” diye belirtti.
HUKUKÇULAR: Takipsizliğin takipçisiyiz
Avukat Gülizar Tuncer: Siyasi ve askeri sorumlularının açıkça belli olduğu bu katliamın üzerinin örtüleceği baştan belliydi. Verilen takipsizlik kararında katledilenlerin PKK'li olduğu üzerinde yola çıkılmış. Sanki öyle oldukları takdirde havadan bombardımanla bedenlerinin paramparça edilmesi gerekli ve bu da hukuki bir durummuş gibi gösterilmesi, sonuçta da öldürülenler sivil bile olsalar, 18 yaşından küçük çocuk bile olsalar bunun 'suç' oluşturmadığı kanaatine varılması, elbette ki hukuki olmayı bırakalım insani ve vicdani olmayan bir yaklaşımdır. Yargısıyla yürütmesiyle hep birlikte vardıkları karar, sivil de olsa çocuk da olsa Kürtleri öldürmenin suç olmadığı, gerekli olduğu ve öldürmeye de devam edecekleridir.
Avukat Kemal Aytaç: Böylesi bir katliamla ilgili 'takipsizlik' kararının verilmesini akıl almıyor. Basit bir insan hakkı ile bile değerlendirildiğinde kabul edilmeyecek bir karardır. Nasıl bir tepki göstereceğimizi bilemiyoruz. Bunu tanımlayacak nasıl bir söz bulunabilir bile bilemiyorum. Bu özel bir karar. Bizzat devlet ve karanlık güçler tarafından yapılan katliamlar, kıyımlarda 'takipsizlik kararları verilmiştir. Aynı gelenek devam ediyor. Bu kararı lanetliyorum. Göz göre göre 34 kişi katledilmiştir.
ÇHD Genel Sekreteri Hüseyin Aslan: Çağdaş Hukukçular Derneği olarak bu kararı kabul etmemiz mümkün değildir. Bir hukuk var ama başka dosyalarda olduğu gibi aslında Kürtlere uygulanan farklı bir hukuk. Bunu kabul etmek mümkün değil. Burada öncelikli olarak yaşam hakkının ihlali söz konusu. Adil etkin soruşturma hükümleri ihlal edilmiş durumda. Türkiye'nin AİHM'de mahkum olacağı çok açık. Umarım orada bir sonuç elde edilir.
ÖHD Başkanı Fırat Epözdemir: Özgürlükçü Hukukçular Derneği olarak bu kararı hukuki gerekçesi ve altyapısı olmayan bir karar olarak değerlendiriyoruz. Yani yargı merci her zaman olduğu gibi ceza hukuku anlayışı ile yaklaşmış, yargılanması gereken kişilere karşı tavır sergilememiş tam tersi Kürtlerin katledilmesine sessiz kalmıştır. Genelkurmay tarafından emri verildiği ortaya çıktı. Bunun sonuçları uluslararası hukuk açısından ağır olacaktır