Almanya'nın Köln kentinde yaşayan ve Wan depreminde 8 yakınını kaybeden Erdîşli Kürt işveren Koçero Muhsinoğlu, halkın en büyük ihtiyacının barınma olduğunu belirtti. Muhsinoğlu, Amed Belediyesi'nin depremzedelerin yardımına ilk günden beri koştuğunu belirtti ve "Diyarbakır ismi onlara güven veriyordu" dedi.
Depremin dördüncü günü Erdîş'e varan Koçer Muhsinoğlu ilk gidişini, "Deprem, şehri yerle bir etmişti. Şehir korkunç bir durumdaydı. Bu insanların yüzüne zaten yansıyordu" sözleriyle anlattı.
Şehrin bütün cadde ve sokaklarının yerle bir olduğunu söyleyen Muhsinoğlu, gözlemlerini şöyle açıkladı: "Ben Erciş'e gittiğimde hala insanlar enkazın altındaydı. Bir kısım akrabam hala enkaz altında, diğerleri de enkaz çalışmalarındaydılar. Tabii ki korkunç bir durumdu, korkunç soğuk vardı. Genel psikoloji şuydu; ilk etapta herkes bir şok yaşıyor. Gerek Erciş Belediyesi, gerek siyasi kurumlar, gerekse devletin oradaki kurumları. Böylesi bir afete hiçbir kurumun hazırlıklı olmadığı ortaya çıktı."
 
'İnsanlar çok çaresizdi'
 Muhsinoğlu, "İnsanlar enkazdan çıktıktan sonra hayatı başka bir şekilde enkaza dönüşüyor. Artçı depremler devam ediyor. İnsanların barınabileceği çadırlar yok. İnsanlar arabalarda yaşıyordu. Evleri yıkılmayanlar evlerine girmeye korkuyorlar. İnsanların hala açıkta kaldıklarını kendi gözlerimle gördüm. Birçok insan arabasında sabahlıyordu. İnsanlar çaresizdi. Ne olacaktı, ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Kalacak mıyız, gidecek miyiz ve nereye gideceğiz? Sorularını soruyorlardı bir birlerine" şeklinde izlenimlerini anlattı.
 
'Halk devlete karşı tepkiliydi'
 Depremzedelerin ilk şoku atlattıktan sonra Türk şovenizminin farkına vardıklarını belirten Muhsinoğlu, "Sorun Kürtler oldu mu doğa affetleri bile tanımadıklarını artık halk kendi arasında konuşuyorlardı. Yani bu artık net görülüyordu. Depremin şovenist kesimin hoşuna gittiğini bir şekilde anlamış oradaki halk" dedi.
Muhsinoğlu, depremzedelerin tepkilerini şöyle aktardı: "Depremi yaşayanlar ve bu şovenist içerikli haberleri duyanlar büyük bir reaksiyon gösteriyorlar. Sorun ideolojik ya da sosyal sorun değil, kendilerine ikinci derece vatandaşlık muamelesi yapıldığını söylüyorlardı. İnsanlarda çok büyük bir tepki vardı. Devletin siyasal bakış açısı onları çok etkilemişti ve halk tepkiliydi devlete karşı."

Çadırlar AKP çevresine
 Muhsinoğlu, Erdîş'in 120 bin nüfusa sahip olduğunu ancak, ilçeye ilk etapta iki bin civarında çadırın geldiğini belirtti. Bu çadırların da AKP'ye yakın çevrelere dağıtıldığını vurgulayan Muhsinoğlu, gördüklerini şu ifadelerle dile getirdi: "Bu çadırlar, şehrin en tanınmış ve AKP’ye yakın çevrelerine dağıtılmış. Bunlara çadır kent adı altında bir yer de oluşturuldu. Erciş Belediyesi AKP’nin elinde olduğu için gelen yardımlar direk belediye aracılığıyla valiliğin ve kaymakamın ilişkide olduğu çevrelere dağıtılmış dediler."
 
'Devletin başaramadığını Diyarbakır Belediyesi başardı'
Depremin ilk günlerinden itibaren halka sıcak yemek veren, kendi evine aş getiren bir tek siyasi kurum gördüğünü aktaran Muhsinoğlu, "Bu da Diyarbakır Belediyesi'ydi. Diyarbakır Belediyesi'nin başardığını maalesef koca Türkiye Cumhuriyeti devleti başaramadı. Çünkü Diyarbakır Belediyesi umutsuz insanlara umut getirdi. İnsanlara sıcak bir yemek vermeyi başardı. Diyarbakır Belediyesi, Erciş'in merkezinde yıkılan bütün caddelerinde  kendileri temizlik yaparak 4-5 tane kamyon yan yana koyarak her gün düzenli olarak ortalama 7-8 bin kişiye sıcak yemek dağıttı ve halen de dağıtıyor. İnsanlar Diyarbakır Belediyesi'ne ait kamyonlara geldiklerinde çok rahatlardı. Diyarbakır ismi onlara bir rahatlık ve güven veriyordu"dedi.
 
'Kameralar arka mahalleleri göstermiyor'
 Muhsinoğlu devamla şunları söyledi: "Şimdi televizyonları izlediğimiz zaman genel olarak belirli yerlerde kurulan çadırları gösteriyorlar. Kameralar hiç arka mahalleleri göstermiyor. Gösterilen yerler daha önce AKP tarafından listeleri hazırlanıp çadır dağıtılmış yerlerdir. İnsanlar hala yıkık binalar içerisinde yaşamayı göze alıyor. Şu anda en acil ihtiyaç çadırdır. Deprem hala her gün yaşanıyor ve çok uzun vadeli bir yardım sürecine ihtiyaç var."

'8 yakınımı kaybettim'
"Ben 8 yakınımı kaybettim. Tabii Erciş çok dağınık bir şehir değil. Akrabalarımla birlikte birçok değerli yurtseveri ve parti çalışanlarını kaybettik. Benim için çok büyük bir acı" diyen Muhsinoğlu, devamla Kürt Kızılayı Heyva Sor a Kurdistanê'nin örgütlü bir çalışma ile son derece önemli çalışmalar yürütebileceğini dile getiriyor: "Bu konuda Heyva Sor'a çok büyük bir görev düşüyor. Kürtler bütün yardımlarını bu insani kuruluş üzerinden Wan'a aktarmalıdırlar diye düşünüyorum. Heyva Sor, her parçada örgütlenerek böylesi afetlere hazır olmalıdır."
Muhsinoğlu, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Avrupa'daki bütün Kürtlerin yardımlarını Heyva Sor'a yapmaları çağrısında bulunuyorum. Türk kurumlarına aktarılan yardımlar istenilen yerlere maalesef ulaştırılmıyor."

ADEM KARAÇOBAN/KÖLN