21 yıl geçti, katilleri yargılanmadığı gibi, hala ortalıkta cirit atıyor…
Vedat Aydın… 5 Temmuz 1991 tarihinde evinden, eşinin ve çocuklarının gözü önün de JİTEM tarafından gözaltına alındı ve iki gün sonra Elazığ’ın Maden ilçesine yakın bir yerde işkence edilmiş bir durumda ölü bedeni bulundu ve 10 Temmuz günü ağıtlarla cenazesi kaldırıldı.
Ölmeden yaklaşık bir yıl önce tanışmıştım Vedat Aydın ile. Daha önceden de ismini duymuştum, yiğit, kararlı ve sevilen bir insan olduğunu biliyordum. Öğrenciydim o yıllar da, tıpkı diğer öğrenci arkadaşlarım gibi o kısacık tanışma anın da benim de hemen Vedat ağabeyim olmuştu…
Bizler küçük yaşlar da metropollere gelen, hatta bir kaçımız da büyük şehirler de doğan küçük burjuva ailelerin çocuklarıydık ama bütün bunlara rağmen az da olsa kimliğimizin farkındaydık çünkü birçoğumuzun yakını ya Diyarbakır zindanından geçmiş, ya da başka cezaevlerin de olan insanlardı. Cezaevi kapıların da büyümüştü çoğumuz.  Çocukluğumuz 12 Eylül faşizmini de görmüştü…  Okuyorduk, araştırıyorduk, kanımız deli akıyordu ama birçoğumuz da Kemalizm’in etkisi hala büyüktü. Vedat ağabeyin o tanışma esnasın da bize dönüp, “Gençler Kürtlüğünüzü tanıyın ve asla taviz vermeyin” sözleri 21 yıl sonra bile hafızamın kayıtları arasındadır…
Vedat ağabeyin, kaçırıldığını ve dönemin zebanileri tarafından acımasızca katledildiği haberini aldığımız da, Türkiye ve Kürdistan’da okuyan öğrencilerin nasıl koordine olduğunu ve en azından son görev olarak Vedat ağabeyin cenazesine katılmak için nasıl bir çaba gösterdiğini yazmam veya anlatmam mümkün değil. Vedat Aydın’ın katledilmesi ve cenazesi birçok Kürt genci için de milattır da…
Cenazeye katılmak için Diyarbakır’a vardığımız da ve otobüslerden inip İstasyon Meydanı’na gittiğimiz de her yer mahşer alanı gibiydi. Hayatım da öyle bir kalabalık, öyle bir insan seli görmemiştim… Havanın sıcaklığı kesinlikle 40 derecenin üzerindeydi.  Kürdistan böyle bir cenaze töreni görmemişti. Sadece insanlar değil, tüm doğa saygıya durmuş, ağıtlar yakıyordu Vedat ağabey için. Akın akın insanlar geliyordu, toplanıp Mardinkapı Mezarlığına doğru hareket halindeyken silahlar patladı, konvoya açılan ateş yeni bir katliamın habercisiydi. Kar maskeliler tarafından sürekli ateş açılıyordu üzerimize.  Kurşunlar sağımızdan, solumuzdan, tepemizden geçiyordu. Bağırışlar, çağırışlar kulakları tırmalıyordu. Nereye kaçacağımızı bilemiyorduk. Kurşunların isabet ettiği insanlar yerler de yardım istiyordu, hangisine elimizi atacağımızı bilemiyorduk. Ölü ve yaralı haberleri çalınıyordu kulağımıza.
Akşamın dar vaktin de sığındığımız bir öğrenci evin de fark ettik ki, morarmayan, kanamayan, yaralanmayan, hatta neredeyse kırılmayan hiç bir yerimiz kalmamış. Ertesi gün haberler düşmeye başladı, onlarca ölü, yüzlerce yaralı. Hastaneler insan kalabalığı, bazı insanlardan ise haber alınamıyordu. Buna sadece ben değil, binlerce insan tanıklık etti. O korkunç günü yaşayanların hafızasından o görüntüler hiçbir zaman gitmeyecektir…  
Aradan 21 yıl geçti… 21 yıl sonra bugün, Vedat Aydın cinayeti aydınlatılmadığı gibi Vedat ağabeyin ailesinden özür bile dilenmedi. Aksine, ailesini de yıllarca tehditlerle taciz ettiler. Vedat ağabeyin eşi Şükran Aydın yıllarca tehdit aldı çünkü tek görgü tanığı oydu.
21 yıldır eşinin tek bir anmasını kaçırmayan Şükran ablanın Federal Kürdistan bölgesin de olduğunu öğrendim.” KCK” adı altında ona da davalar açılmış. Oradan yaptığı açıklama da “İlk defa Vedat’ın mezarından uzak kalıyorum. Onu katlederek, bizi de hapisler de çürütmek istiyorlar. İlk günden bu yana kapılar yüzlerimize kapanıyor. Davayla ilgili hiçbir gelişme olmuyor. Çünkü devletin bilgisi dâhilinde işlendi bu cinayet. Eşimi devlet öldürdü. Ape Musa’nın katili yakalanmış diyorlar. 18 yıldır Şırnak’ta ticaret yapıyormuş. Şimdi mi akıllarına gelmiş? Birilerinin hesabına öyle geldi. Bizim de katilimiz bir ya da birileri değil, devletin ta kendisidir. Tetiği çeken hiçbir zaman benim için önemli olmadı” dedi. Kim bilir Vedat ağabeyi öldüren tetikçiler şimdiler de nerelerde ticaret yapıyorlar?
Bugünün 90’lı yıllardan ne farkı var? Aynı mantık devam etmiyor mu? Geçmişte her ne kadar faili meçhul denilse de, failleri bilinen cinayetler yaşanırdı. Şimdi daha da ileri gittiler, Roboski’de yarım saatte 34 insanı katletmeleri bunun bir kanıtı değil mi? O yıllar da Kürt halkının mücadelesi “Faili meçhul” cinayetlerle bitirilmeye çalışılırken, bugün de tutuklayarak bitirilmeye çalışılıyor. Dönemin başbakanı Tansu Çiller cebinde faili meçhul cinayete kurban gideceklerin listesini taşıyordu, bugün de Erdoğan tutuklanacakların listelerini taşıyor.
Biz Vedat Aydın’ı unutmadık. O bir kentin yakışıklısı, onurlu insanı, hala 38 yaşındaki delikanlısı…  Vedat ağabeyden bize armağan, az da olsa biraz vicdan kalmışsa ne mutlu bize…