KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt halkının yerelden demokrasiyi geliştirme adımına vahşet ve katliamla yanıt veren AKP hükümetine karşı, halk iradesine sahip çıkılmasını isteyerek, “Kürt halkı hiçbir yerde saldırılar karşısında yalnız bırakılmamalıdır. Gün, kültürel soykırımcı sömürgeci faşist saldırılara karşı demokratik direnme hakkını kullanma günüdür” dedi. KCK, öz yönetimin Türkiye’yi güçlendirecek bir demokrasi adımı olduğuna işaret ederek Türkiye kamuoyuna da seslendi; “Erdoğan Türkiye’yi tam bir kıyamete sürüklemektedir. Eğer bu dizginlenmemiş faşist karakterli kişilik durdurulamazsa Türkiye’de savaşın giderek tırmanacağı anlaşılmaktadır” diye belirtti. 

KCK yaptığı yazılı açıklamada, “Ne Kürt sorununu çözüyor, ne de Kürt halkının örgütlülüğüne ve demokratik toplum karakterine tahammül ediyor. Türkiye’yi demokratikleştirme iradesi gösterip adım atmadığı gibi, Kürt halkının yerel demokratik yapılanmasını devlet içinde devlet kurma olarak değerlendirip ezmeye çalışıyor” dediği AKP hükümetinin, Kürt halkının siyasi iradesine vahşice saldırdığını kaydetti. 


AKP saldırılarının bir sonucu

AKP’nin açıkça “Benim merkeziyetçi, otoriter ve hegemonyacı siyasi sistemime boyun eğeceksiniz” dediğini işaret eden KCK, ölümle sonuçlanan çatışmaların halkın demokratik iradesine karşı despotik devletin saldırıları nedeniyle yaşandığını ifade etti. KCK açıklamasında devamla şunlar belirtildi:

“Nasıl ki 1990’lı yıllarda halkın serhıldanlarına karşı vahşice saldırılmışsa, şimdi de aynı politika sürdürülmektedir. 

AKP devletinin polisi her gün bir il ve ilçede birkaç sivil insanı katletmektedir. Yine çatışmalarda şehit düşen gerilla cesetlerine insanlık dışı uygulamalar yapmaktadır. Bu insanlık dışı saldırılarını Varto’da yoğunlaştırmış bulunmaktadır. Varto’da şehit düşen bir kadın gerillanın çırılçıplak soyularak teşhir edilmesi AKP’nin Kürt düşmanlığını ne düzeye vardırdığını göstermektedir. Bu uygulamalar, 1990’lı yılların kirli savaş dönemine dönülmesi anlamına gelmektedir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın her günkü konuşmaları bu kirli savaşın daha da arttırılacağını ortaya koymaktadır. 


Kıyamet budur!

Varto’da hem sivillerin hem de gerillanın katledildiği ve cesetlerinin parçalandığı haberleri gelmektedir. AKP hükümeti sivil ve gerilla ayrımı yapmadan hunharca katletmekte ve cesetleri ahlaksızca tahrip etmektedir. Tayyip Erdoğan bu katliamların süreceğini ve kendilerine karşı direnenlere bu uygulamaların yapılacağını açıkça söylemektedir. Kıyamete kadar savaşı sürdüreceğini söyleyerek Türkiye’yi tam bir kıyamete sürüklemektedir. Eğer bu dizginlenmemiş faşist karakterli kişilik durdurulamazsa Türkiye’de savaşın giderek tırmanacağı anlaşılmaktadır.” 


Sahip çıkılmalı

KCK, bu durumu engellemenin tek yolunun Varto, Gever, Cizre, Silopi, Silvan, Nusaybin başta olmak üzere öz yönetimin ilan edildiği merkezlere sahip çıkmak olduğunu da belirterek şu çağrıyı yaptı:

“Kürtler her yerde ayağa kalkarak bu saldırılara karşı durmalıdır. Kürt halkı hiçbir yerde saldırılar karşısında yalnız bırakılmamalıdır. Gün, kültürel soykırımcı sömürgeci faşist saldırılara karşı demokratik direnme hakkını kullanma günüdür.”


Türkiye’yi de güçlendirir

Türkiye halkları ve demokrasi güçlerinin kendi kendini yönetme kararı alan bu merkezlere sahip çıkmasını ve Kürt halkının yalnız bırakılmamasını isteyen KCK açıklamasında şunlar belirtildi:

“Kürdistan halkı sadece ve sadece meşru yerel demokrasisini oluşturmakta ve kendi kendini yönetmeye çalışmaktadır. Demokratik özyönetimler Türkiye’nin birliğini güçlendirme adımlarıdır. Kürt halkının kendi özyönetimini ve yerel demokrasisini kurmaktan başka bir amacı yoktur. Demokratik özerkliği bölücülük olarak gösterenler Kürt sorununda çözüm politikası olmayanlar ve halkın mücadelesini ezmeye gerekçe yaratmak isteyenlerdir. 


İstikrar istiyorsanız

Türkiye halkı ve demokrasi güçleri, Türk devletinin Kürt halkının demokratik iradesine saygılı olmasını sağlama mücadelesi vererek çatışmaların derinleşmesinin önüne geçmelidir. Kürt halkının demokratik iradesine saygı barış ve istikrar demektir. Kürt halkının demokratik iradesine saldırılmadığı taktirde Kürt halkının ve gerillanın da çatışma içine girmeyeceği bilinmelidir. Bunun için de AKP’nin Kürt halkına karşı yürüttüğü savaş politikalarına karşı çıkılmalı; Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun halkın kendi kendini yönetmesine dayalı demokratik siyasal çözüm mücadelesi geliştirilmelidir.” 


 ANF/BEHDİNAN