Son yazımdan bu yana insanlık için küçük ama siber güvenlik alanında çalışanlar için büyük iki gelişme yaşandı. Başlıkta yer alan kısaltmalar sırasıyla Domain Name System (Alan Adı Sistemi) ve Security Operation Center (Güvenlik Operasyon Merkezi) kelimelerini temsil ediyor. Bu kavramlar ne anlama gelmektedir ve yaşanan olaylar ile ne gibi bağlantıları vardır sorularının cevaplarını yazının ilerleyen kısımlarında bulabilirsiniz.

DNS olarak adlandırılan yapının en bilinen ve temel özelliği web sayfalarının metin olarak girilen adreslerini IP adresine dönüştürmesidir. Örneğin biz tarayıcının adres çubuğuna http://ozgurpolitika.com/ yazdığımızda DNS bunun aslında sayfanın 104.18.57.160 numaralı IP adresine gitmek isteyen bir talep olduğunu çözüyor ve bizi otomatik olarak oraya yönlendiriyor. Benzer şekilde web sayfasından gelen IP bilgisini de adres olarak bize gösteriyor. Bir nevi teknik altyapı ile ön yüz arasında köprü görevi görüyor. Hal böyle olunca da tüm trafiği kontrol etme noktasında kritik bir önem taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde Putin internet ile ilgili yeni bir yasa yürürlüğe sokarak “kendi bağımsız internetimizi kuracağız ve bunu ulusal güvenliğimiz için yapıyoruz” dedi. Bu işin açıklama kısmı ama arkasında yatan amaç DNS’e alternatif bir yapı oluşturup Rusya’nın tüm internet trafiğini kontrol etmektir. Yasa ile Rusya’nın internet altyapısının bildiğimiz World Wide Web (www) yapısından çıkarılması amaçlanmakta. Her ne kadar bu yasa ile ülke dışındaki internet sunucularına vatandaşlarımızın verileri iletilmeyecek denilse de planlanan tüm vatandaşlarının internet trafiğini izleyip kontrol altına almaktır. Zaten kim faşist bir düzen kurmada adım atacak olsa hemen güvenlik ve ulusal kavramlarına başvuruyor.

Bugün tüm web sayfalarının arkasında bir DNS sunucusu çalışmakta, bu sunucuların en tepesinde ise root zone olarak adlandırılan bir yapı bulunmaktadır. Bu yapı 1997’ye kadar Amerikan hükümetinin kontrolündeydi, şimdi ise Amerika’da faaliyet gösteren bir şirketin denetiminde. Yıllardır bu yapının Birleşmiş Milletler gözetiminde uluslararası bir ekibe devredilmesi tartışılmakta, geçiş planları yapılmakta ama tahmin ederseniz ki o süreç hala gerçekleşmiş değil. Ee Putin’de ne yapsın madem siz benimle bu alanı paylaşmıyorsunuz, ben de alternatif çözüm bulurum deyip kendi bağımsız internetini kurmanın adımını atmış. Yakında Çin’den de böyle bir hamle gelirse şaşırmayın.

Gel gelelim SOC konusuna. Bugün büyük ölçekli birçok firmanın Güvenlik Operasyon Merkezi bulunmakta. Mesela yerelde birçok Türk bankası bu merkezlere sahip. Global olarak da ING Bankasını örnek verecek olursak dünya üzerindeki tüm şirketlerine, şubelerine ait altyapının internet trafiğini tek bir merkezden izliyor. 7 gün 24 saat esasına göre çalışan bu merkez, ING’nin ağında olağan dışı bir hareket gördüğü anda müdahale ediyor. Müdahale edilmesine ilişkin karar senaryoları iki ana grup altında toplanıyor. İlki imza tabanlı yani ağda daha önce kayıt altına alınmış bir senaryo gerçekleşirse bu alarm oluşturuyor. İkinci durum ise anomali tabanlı yani sıradanın dışında bir hareket olursa örneğin hep mesai saatlerinde sisteme bağlanan bir cihaz gece hiç olmadık saatte istek gönderiyor ise bu durumda alarm oluştur gibi. SOC çalışan operatörler bu uyarıları alıp inceliyor, gerekirse bir üst seviyedeki daha bilgili kişilere iletiyor.

Devletlerin güvenlik izleme faaliyeti dışında bir de siber operasyonlar için kullandığı SOC’lar bulunmakta. Saldıran taraf IP adresini ve hatta fiziksel olarak konumunu bilmediği sürece sıkıntı yok ama eğer Filistin’deki gibi internet altyapın İsrail’in kontrolünde ise maalesef siber saldırılar için kullandığın bu merkezin hem fiziksel hem de dijital adresi karşı tarafın eline geçebiliyor. Türkiye basınında Anadolu Ajansı eksenli konu lanse edilse de aslında İsrail’in hedefinde Hamas’ın siber saldırı merkezi vardı. Bu saldırıyla da ilk defa bir devlet doğrudan bir siber operasyon merkezine saldırmış oldu. Bu aslında Kürt Özgürlük Hareketinin de bir SOC kurması durumunda konum olarak Kuzey ve Güney Kürdistan yerine daha rahat izole olabileceği Rojava sahasında bu alana yatırım yapmasının daha doğru olacağını göstermektedir. Tabi internet altyapısının Suriye’nin kontrolünde olmaması, en azından IP ile fiziksel konum bilgilerini eşleştirememesi güvenlik anlamında faydalı olacaktır.