Savaşların en önemli kurbanlarından biri de doğa. Savaşta hayatta kalmayı başaranlar, bu kez de tarım yapılamaması, su eksikliği ya da zehirli atıklar nedeniyle ölüyor. Barışın sağlanması da doğayı kurtaramıyor.

Zehirli maddelerden yapılan bombalar, yeraltı sularına sızarak insanları hasta ediyor. Rafinerilere isabet eden füzeler toprağı petrolle kirletiyor. Savaşanlar, ormanları yok ederek, karşı tarafın temel yaşam alanını ortadan kaldırıyor. Savaşlarda, çevrenin korunmasının hiçbir önemi bulunmuyor. Ancak bunun uzun vadede, barış sağlandıktan sonra yeni sorunlara yol açabilecek önemli sonuçları oluyor. Deutsche Welle’den Patrick Grosse savaşın doğa üzerindeki kalıcı tahribatlarını mercek altına aldı.  Devletler hukuku uzmanı Prof. Manfred Mohr, ”Savaş ve çevre birbirine uyumlu iki kavram değil” diye konuşuyor. Savaş ve askeri çatışmaların çevreye her geçen gün daha fazla zarar verdiğini söyleyen Mohr, yıllardır bilim insanları ve siyasetçilerin, doğa ve canlı türlerinin savaşlardan nasıl korunabileceğini tartıştığına dikkat çekiyor.

Petrol, enkaz ve koku

Wim Zwijnenburg savaşın çevreye verdiği onarılmaz zararlara bizzat tanıklık etmiş biri. Hollanda merkezli barış örgütü PAX  için çalışan Zwijnenburg, savaş dönemlerinde dünya genelinde doğaya verilen tahribatı inceliyor. Son olarak Suriye ve Irak’ta görev aldığını anlatıyor. Zwijnenburg, Suriye’de savaşın ekosistem ve tarım üzerinde de olumsuz etkileri olduğunu anlatıyor ve  ”Suriye’de çevreye verilen zararın birçok aşaması bulunuyor” diye konuşuyor.

Devletler hukuku uzmanı Prof. Mohr, 1976 yılında imzalanan ENMOD Sözleşmesi ile askeri amaçlarla çevreye kasten zarar vermenin önüne geçilmeye çalışıldığına dikkat çekiyor. BM’de kabul edilen sözleşme  çevreye kasten zarar verilmesini yasaklıyor. O dönem aralarında ABD’nin de olduğu 77 ülke sözleşmeye taraf oldu. Ancak ne yazık ki tüm devletler bu düzenlemeleri dikkate almıyor.

Yeni bir Cenevre Sözleşmesi

BM Uluslararası Hukuk Komisyonu, tüm bu örneklerin bir daha yaşanmaması için çalışmalarını sürdürüyor. Ağustos ayı içinde 34 bağımsız hukukçu, Cenevre’de 28 temel madde üzerinde uzlaşma sağladı. Bu maddeler içinde doğal yaşama saldırı düzenlenemeyeceği, bunun da sağlanabilmesi için koruma bölgelerinin oluşturulması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca her saldırıda, çevreye verilecek zararın hesaplanması gerektiğine dikkat çekiliyor. Devletlerin, savaş sonrası, çevreye verilen zarar nedeniyle de harekete geçmesi gerektiği vurgulanıyor. Ancak Prof. Mohr, mevcut şartlarda dünya genelinde beşinci bir sözleşme için uzlaşma sağlanmasının mümkün olmadığı görüşünde. Mohr, ”Özellikle de şu anda savaşta olan ülkeler birdenbire çevre korumaya hazır olduklarını açıklamayacaklardır. Bu savaş maliyetini katlayacaktır” diyor.

Toparlanması güç hasarlar

Barış örgütü PAX’dan Wim Zwijnenburg,  savaş bölgelerindeki hükümetlerin, insanların sorunlarını çözmeye uğraşmadıklarını belirtiyor ve ekliyor: ”Doğanın yenilenip, kendini toparlaması ve insanların yaşamları için gerekli temel kaynaklara ulaşabilmesi genellikle yıllar sürüyor” diyor.

 

BERLİN