Kürdistan’da barajlar, Türk devletinin inkar, imha ve asimilasyon politikasının bir devamı olarak devreye konuluyor. Bu anlamıyla barajlar tarih ve doğa katliamının adı oluyor.  

Kürdistan’da şimdiye kadar yapılmış veya yapımı süren 50 baraj, eneji ve sulamadan daha çok ‘güvenlikçi’ bir mantıkla yapılıyor.
Çewlik (Bingöl), Şirnex (Şırnak), Colemerg (Hakkari), Êlîh (Batman), Mêrdîn, Amed (Diyarbakır) ve Dersim’de yapımı süren ve yapılmak istenen barajlarla hem bölgedeki tarihi yerler, hem yerleşim alanları, hem de endemik bitki türleri ve canlı ekosistemi doğrudan etkileneceği ve yüzbinlerce insanı göç ettireceği için projeler sık sık kamuoyunun tepkisiyle karşılaşıyor.

‘Güvenlikçi mantık’


Türkiye’de milli gelirin büyük bir bölümü ‘güvenlik’ gerekçesi ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Müdürlüğü’ne aktarılırken, özellikle Kürt sorununa ilişkin tüm politikalarda da ‘güvenlik’ esas alınıyor. Devletin ‘güvenlikçi’ bakış açısı ile oluşturulan politikaların sonucu olarak Kürdistan’da eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, istihdama, nüfus planlamasından turizme, tarihi ve doğal mekanların korunmasına kadar bu politika kendini gösteriyor.
Söz konusu ‘güvenlik’ politikalarının en somut örneği ise yapımı tamamlanan ve yapılması planlanan barajlarla ve bu barajlar konusunda yapılan açıklamalarla kendini dışa vuruyor.
Şimdiye kadar bölgede yapılan, inşaat halinde olan ve yapılması planlanan barajlar hem yerleşim alanları, hem endemik bitki türleri, hem bölgedeki tarihi yerleri, hem de canlı ekosistemi doğrudan etkilediği gibi, barajların yüz bini aşkın insanın göçüne neden olabileceği de kaydediliyor.
Yine Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun sorulan bir sonu önergesine verdiği yanıta göre; “Aktif hidroelektrik santrallerinin sayısının 333, özel sektör tarafından inşaatına devam edilen HES sayısının 237, bugüne kadar 924 özel şirket ile, ‘Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’ hükümleri çerçevesinde su kullanım hakkı anlaşması yapıldığı” belirtiliyor.

Sınıra sudan 11 set


Yapılması planlanan baraj sayısının en fazla olduğu illerin başında İran ve Güney Kürdistan sınırında yer alan Şırnak ve Hakkari gelirken, Şırnak sınırlarında 7, Hakkari’de ise 4 tane barajın yapımına Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında başlandı.
Güney Kürdistan sınırında Uludere İlçesi Hezil ve Ortasu (Roboskî) çaylarının üzerinde “Silopi, Şırnak, Uludere, Ballı, Kavşaktepe, Musatepe ve Çetintepe adlarında 7, Hakkari’nin Çukurca İlçesi yakınlarında Güzeldere Çayı üzerinde Gölgeliyamaç ve Çocuktepe adlarında 2, İran sınır kesiminde bulunan Şemdinli ile Yüksekova ilçeleri arasında bulunan Bembo Çayı üzerinde ise Beyyurdu ve Aslandağ adlarında 2 olmak üzere toplam 11 baraj yapılıyor.

Enerji için değil


Barajların tamamlanması ile Şırnak-Uludere’den Hakkari-Çukurca’ya kadar sınırı oluşturan dağlık bölgede bulunan derin vadilerin su ile doldurulmasının planlandığı kaydedilirken, söz konusu barajlar için devletin resmi yetkilileri dahi barajların enerji veya sulama amaçlı olmadığını açıkça söylüyor. Barajlarla sağlanacak ‘güvenlik’ beklentisinin yanında bölgenin 1990’lı yıllar sonrası başlayan köy yakma ve boşaltma politikası gibi bölgenin insansızlaştırılmak istendiği de belirtilirken, barajların oluşturacağı göl yatakları nedeniyle köylerine dönmek isteyen yurttaşları da sular altında kalmış ev ve araziler beklemiş olacak.

Tarih de doğa da su altında kalacak

Ayrıca Dersim-Ovacık (Pulur) arasında uzanan ve 42 bin hektarlık bir alanda bulunan ve 1971 yılında “Milli Park” olarak ilan edilen Munzur Vadisi’nde de 14 baraj ve Hidroelektrik Santral yapılması planlanıyor. Vadide Konaktepe I, II, Hidro Elektrik Santrali (HES), Akyayık, Kaletepe, Bozkaya, Konaktepe, Pülümür Barajı ile birlikte dolumu devam eden Uzunçayır Barajı bulunmakta. Munzur Vadisi’nde tespit edilebilen 43’ü Munzur’a özgü 228’i endemik olan bin 518 bitki türü bulunuyor.
Munzur Milli Parkı’nda ayrıca çengel boynuzlu keçi, bezuvar isimli dağ keçisi, ur kekliği, kırmızı benekli alabalık gibi çeşitli hayvan türleri gibi vadiye has türler yaşıyor. Munzur Vadisi Milli Parkı, bitki ve hayvan çeşitliliği açısından eşsiz endemik türlere sahip bir alan olup tabiat özellikleri ve güzellikleri ile önemli bir alan olma özelliği taşıyor.

Kutsal ziyaretler sular altında

Baraj sularının altında yoğunlukla Alevi Kürt kimliğine sahip halkın kutsal mekanları da su altında kalacak.
Bunlardan bir tanesi de dolumu devam eden Uzunçayır Barajı’nın göleti altında kalan Mameki Köprüsü yakınlarında bulunan Gola Çeto Ziyareti. Ziyaret ‘Hızır Baba’nın mekanı olarak biliniyor. Ziyaret her yıl Mart’ın ilk haftasında başlayan ve ay boyunca süren “Çarşema Reş Bayramı” şenliklerinde binlerce kişinin akın ettiği bir mekan özelliği taşımakta.

Barajlar sürgün planlarından kalma


Barajlarla birlikte 90’lı yıllarda boşaltılan onlarca köy de sular altında kalacak.
Yüzyılı aşkın süren raporlarla da ortaya çıkan barajların yapılması ile Dersim coğrafyası 3’e bölünecek.
Çemişgezek yakınlarında Tagar suyu üzerinde kurulacak barajlarla Ali Boğazı da göle dönecek ve vadinin en verimli birinci sınıf tarım alanlarının bir bölümü sular altında kalacak. Kalan bölümünde üretilen sebze ve meyve pazara ulaşması imkansız hale gelecek. Barajlarla Mercan, İksor, Munzur, Harçik ve Ali Boğazı vadilerinin sularla doldurulması ile Doğu ve Batı Dersim’in arazi olarak birbirinden koparılması, Doğu ve Batı Dersim’in barajlar aracılığıyla kendi içinde de bir kaç parçaya ayrılacak.
Barajlar diğer bölgelerde olduğu gibi göçü de zorunlu kılacak. Dersim’de bu barajlardan ötürü yaklaşık 100 köy ile birlikte en az 5 bin kişilik bir nüfusun yerinden edileceği hesaplanıyor. Yine 1990’lı yıllar sonrası tamamen boşaltılan onlarca köy de sular altında kalacak. Köye dönüşler de imkansız hale gelecek.

‘Tüm kutsallarımız yok olacak’

Dersim Doğa aktivistleri, sık sık yaptıkları açıklamalarla yapılacak barajların Munzur dağlarını tamamen insansızlaşacağını ifade ediyor. Barajlarla yerleşim yerleri, bitki ve canlı türlerini yok edeceğine işaret eden aktivistler, “Ayrıca yüzün üzerinde yerleşim yeri yok olacaktır, beraberinde göçü getirerek kültürel ve inançsal tahribata neden olacaktır” diyor.
“Zaten barajlar yapılırsa bizim tüm kutsallarımız yok olacaktır. Ağlayan Kayalıklar gibi, Gola Çeto, Ana Fatma gibi” diyen aktivistler “Bozkaya Barajı ile HES, Kaletepe Barajı ve HES, Munzur Vadisi’ndeki Milli Parklar sınırındaki bölgede mutlak olarak korunması gerektiğini yasalar belirtiyor.
Ancak Konaktepe Barajı ile HES Akyayık Barajı ihaleleri tamamlanmış durumda, bu baraj ve HES’lerin işletmek üzere başvurdukları enerji piyasası ihaleleri durmaktadır. Bu barajlar Munzur Vadisi Milli Parklar kanununa göre iptal edilmek zorundadır” ifadesinde bulunuyor. Kültürel ve doğal değerlerin kurtulması için herkesi mücadele etmeye davet eden aktivistler barajlara karşı seferberlik başlatma çağrısında bulunuyor.

‘Şimdi 10 santim uzuyor’

Barajların doğa ve insanlığa büyük zarar verdiğini ifade eden Dersim Çevre Girişimi aktivistleri de, barajların dünyadaki ekosistemi bozduğunu, varolan canlıları yok ettiğini, baraj sularının yetişmediği yerlerde iklim değişikliği nedeniyle ormanların büyümediğini, senede 60 santim uzayan meşe ormanının şu an 10 santim uzadığını kaydediyor.
Keban Barajı’nın dahi Dersim’deki iklimi değiştirdiğine dikkat çeken aktivistler, “Dersim’de yapılacak barajlarda çevreye yönelik ciddi tahribata neden olacağının bilincindeyiz. Derelerimiz, çaylarımız kurutulduğu takdirde bu coğrafya tüm güzelliği ve zenginliği barajlarla yok olacaktır. Onun için doğa ve insanlığa yarar getirebilecek alternatif elektrik üretimi yapılmalıdır” diyor.

12 bin yıllık bellek silinecek

Bingöl’de Peri Nehri üzerine yapımı süren Kiğı HES çalışmaları da doğa ve tarih katliamına dönüştü. Baraj inşaatında tarihi Kiğı Kalesi’nin taşları da sökülerek kullanılırken, kalenin kurulduğu kayalık zemin dinamitlerle patlatıldı. Türkiye’nin ikinci büyük hacimli barajı ve enerji üretimi açısından ise dördüncü büyük hidroelektrik santrali olacağı iddia edilen Dicle nehrinin suyunun tutulması ile yapılması planlanan Ilısu Barajı ve hidroelektrik santrali dünya gündeminde de yer tutan bir proje.
Geçmişi 50 yılı aşan “güvenlik, insansızlaştırma, iklim değişikliğine sebep olacak” gibi yapılan eleştirilerin yanında barajın en çok gündeme getirdiği konu ise 12 bin yıllık geçmişe sahip olan ve insanlık tarihinde bilinen ilk yerleşimlerden olan Hasankeyf’in sular altında kalacak olması.

Tarihi eserler yok oluyor

Dicle Nehri ve onunla birleşen çevredeki küçük akarsuların 100 binlerce yıllık aşındırması sonucu meydana geldiği tahmin edilen Hasankeyf’te kalenin bulunduğu alanda yer alan Yukarı Şehir, Dicle’nin güneyindeki teraslara yayılan Aşağı Şehir ve Dicle’nin kuzeyindeki teraslarda bulunan kent alanları ve mahalleler olmak üzere 3 ana bölüm, 6 bine yakın mağara, kale, kaledeki Eyyubilere ait Ulu Cami, Büyük Saray ve Küçük Saray, tam olarak bilinmese de yapım tarihi Asurlular dönemine dayandırılan Taş Köprü, Eyyubi Sultan Süleyman tarafından yaptırılan El-Rızk Camii, Sultan Süleyman Camii, Eyyubilere ait Koç Camii, Hasankeyf’in sembollerinden ve Akkoyunlulara ait tek eser olan Zeynel Bey Türbesi bu eserlerin başlıcalarını oluşturuyor.

Göç olacak, canlılar yok olacak

Mardin ve Şırnak İl sınırları arasında Dargeçit İlçesi’nin 15 kilometre doğusunda yer alacak baraj ve HES ile 1981’de Sit alanı ilan edilen Hasankeyf ilçe merkezi ile birlikte 95’i köy ve 104’ü mezra olmak üzere, toplam 200 yerleşim yerinin tamamı veya bir bölümünü sular altında kalacak. Proje ile bölgedeki yerleşimlerde 55 bin ile 80 bin arasındaki nüfusun göç etmek zorunda kalacağı tahmin ediliyor.

Bütün uyarılara rağmen


Baraj, Dicle’nin kıvrım kıvrım içinden akıp geçtiği Hasankeyf Kalesi yüksekliğindeki kanyonu, Kaplumbağa Rafet ismi ile de anılan Latince ismiyle Rafetus Euphraticus, çöl varanı gibi sürüngenler, kızıl akbaba, tavşancık, küçük akbaba, kerkenez, bataklık kırlangıcı, büyük kızkuşu, alaca yalıçapkını, gökkuzgun, küçük sağan, kocagöz, toy, kızılca gibi pek çok kuş türü, cobitis kellei, schistura cheyrsicristinae gibi endemik balık türleri, çizgili sırtlan, karakulak, vaşak, su samuru gibi memeli türlerinin aralarında bulunduğu çok sayıda canlının da yaşam alanlarını ortadan kaldıracak. Ilısu Barajı’nda halk, yerel yetkili, çevreci, sanatçı olmak üzere hemen her çevreden tepki almasına rağmen hükümetin yapımında ısrar etmesi dikkat çekiyor.

12 bin yıllık tarih

Sadece 12 bin yıllık Hasankeyf değil, pek çok irili ufaklı höyük de sular altında kalacak.
Hasankeyf Yaşatma Girişimi, genel olarak barajların kültür üzerine bir tahribatı olduğunu kaydederek, “Zaten hepimizin de bildiği gibi şu ana kadar medeniyetler genel olarak akarsu kenarlarında kurulmuşlardır ve bu şekilde bir kültür birikimi söz konusudur akarsu kenarlarında. Dolayısıyla da barajlar yapıldığı zaman buradaki tarihi arkeolojik değerler yok oluyor. Ilısı Barajı’nın da yok edeceği en büyük değer de Hasankeyf’tir. Hasankeyf şu ana kadar yapılan kazı çalışmalarına göre 12 bin yıllık bir tarihe sahiptir; fakat yok olacak tek yer Hasankeyf değildir bunun yanında pek çok irili ufaklı höyük vardır. Sayıları yüzlerle ifade edilebilecek höyükler vardır. Bunu da bir kenara bırakacak olursak nehir kenarındaki en verimli topraklar barajın oluşması sular altında kalacak” uyarısında bulunuyor.
 Girişim, Ilısu Barajı ile birlikte tahminen dolaylı veya dolaysız 100 bin insanı etkileyeceğine işaret ediyor.

Hangi baraj nerede?

Muş’ta Murat Nehri üzerinde Alpaslan-1 Barajı, Kars’ta Arpaçay üzerinde bulunan Arpaçay Barajı, Kars’ta Bozkuş deresi üzerinde bulunan Bayburt Barajı, Kars’ta, Çıldır gölü üzerinde Çıldır barajı, Erzurum’da Başköy çayı üzerinde Başköy Barajı, Erzurum’da Tımar çayı üzerinde Demirdöven Barajı,
Erzurum Sırlı çayı üzeirinde Kuzgun Barajı, Erzurum’da Lezgi deresi üzerinde bulunan Palandöken Barajı, Erzurum’da, Değirmendere üzerinde Pazaryolu Barajı, Malatya’da Kuruçay üzerinde Boztepe Barajı, Malatya’da, Abdülharap çayı üzerinde Çat Barajı, Malatya’da, Mamikhan çayı üzerinde
Kapıkaya Barajı, Malatya’da Tohma çayı üzerinde Medik Barajı, Malatya’da Polat çayı üzerinde Polat Barajı, Malatya’da Sultansuyu üzerinde Sultansuyu Barajı,  Malatya ilinde, Sürgü çayı üzerinde Sürgü Barajı, Malatya’da, Maslakbaşı çayı üzerinde Yoncalı Barajı, Elazığ’da Cip çayı üzerinde Cip Barajı,  Elazığ’da, Fırat Nehri’ne kavuşan Kalecik çayı üzerinde Kalecik Barajı, Elazığ’ın Keban ilçesinde Fırat Nehri üzerinde Keban Barajı, Elazığ-Bingöl sınırında bulunan Peri çayı üzerinde Özlüce Barajı, GAP içerisinde 13 büyük proje arasında yer alan Adıyaman-Kahta projesinin ünitelerinden biri olan Çamgazi Barajı, Hakkari’de Büyükçay üzerinde Dilimli Barajı, Erzincan’da Gönye çayı üzerinde Erzincan Barajı, Erzincan’da Tuzla çayı üzerinde Tercan Barajı, Bingöl’da Gayt çayı üzerinde Gayt Barajı, Bingöl’de Koçan deresi üzerinde Gülbahar Barajı, Bingöl’de Peri çayı üzerinde Kiğı Barajı, Van’da Zilan çayı üzerinde Koçköprü Barajı, Van’da Deliçay üzerinde Morgedik Barajı, Van’da Karasu üzerinde Sarımehmet Barajı, Van’ın Gürpınar ilçesinde Hoşap çayı üzerinde Zernek Barajı, Ağrı‘da, Gevi çayı üzerinde Patnos barajı, Ağrı’da Altınçayır deresi üzerinde Yazıcı Barajı, Dersim’de Munzur Nehri üzerinde Uzunçayır Barajı, Urfa ve Adıyaman illeri arasında bulunan Atatürk Barajı,  Batman’da Batman çayı üzerinde Batman Barajı, Mardin ve Şırnak il sınırları arasında Dargeçit ilçesinin 15 kilometre doğusunda, Dicle Nehri üzerinde yer alacak Ilısu Barajı, Urfa’ya bağlı Birecik Barajı, Diyarbakır’da Devegeçidi çayı üzerinde Devegeçidi Barajı, Diyarbakır’da Dicle Barajı, Diyarbakır’da Göksu Çayı üzerinde Göksu Barajı, Diyarbakır il sınırları içerisinde Dicle Nehrinin ana kolu olan Maden çayı üzerinde Kralkızı Barajı, Diyarbakır ili Çüngüş ilçesi sınırları içinde, Fırat nehri üzerinde  Karakaya Barajı, Mardin’de Buğur çayı üzerinde Dumluca Barajı,  Urfa’da, Şehir çayı üzerinde Hacıhıdır Barajı, Antep’in Nizip ilçesinde Nizip çayı üzerinde Hancağız Barajı, Antep’te Tüzel çayı üzerinde Kayacık Barajı, Karkamış Barajı (Hidroelektrik Santrali GAP’ın bir bölümünü teşkil ediyor), Kilis’de Sinnep deresi üzerinde Seve Barajı.



ABDURRAHMAN GÖK/DİHA/AMED