Van halkı iradesine sahip çıktı. Hem de çok görkemli bir biçimde. Başta Van Belediye Başkanı Bekir Kaya olmak üzere ilçe belediye başkanlarının gözaltına alınmasını anında ve çok yönlü gösterilerle protesto etti. İlk gün parça parça da olsa öfkeli kitle gösterileri gerçekleşti. İkinci gün esnaf kepenk açmadı. Van neredeyse sessiz bir şehir haline geldi. Van halkının seçimle belirlediği özgür iradesi olan belediye başkanlarına sahip çıkma eylemleri devam ediyor. Van halkının iradesini terk etmeyeceği ve AKP’nin faşist saldırılarına da boyun eğmeyeceği ortaya çıkıyor.
Bütün il ve ilçelerdeki Kürt halkı da protesto eylemleriyle Van halkına destek veriyor. BDP’li belediye başkanları Vanlı meslektaşlarını yalnız bırakmıyor. BDP’nin, belediye başkanlarının ve tüm Kürtlerin Bekir Kaya’ya ve diğer belediye başkanlarına sonuna kadar sahip çıkacakları anlaşılıyor. Hatta bu desteğin yayılarak Türkiye’deki tüm demokratik güçleri içine alacağı görülüyor.
Hiç kuşkusuz iradesine yönelen faşist saldırı karşısında Vanlıların anında tepki göstermeleri çok doğru ve haklı bir tutumdur. Bu duyarlılık ve direnişleri dolayısıyla Van halkını kutlamak ve mücadelelerini selamlamak gerekir! Hiçbir biçimde bu mücadelede yalnız kalmayacaklarını onlara göstermek ve daha güçlü direnmeleri için Vanlıları sonuna kadar desteklemek gerekir.
Van halkının yaptığı onurlu ve özgür iradeli bir duruştur. Bu kadar haksız ve vahşi faşist saldırı karşısında onurlu bir halk başka ne yapabilirdi ki! Kuşkusuz anında tepki gösterecek ve iradesine sahip çıkacaktı. Van halkı da işte bunu yaptı. AKP’nin pervasız faşist saldırganlığı karşısında sessiz ve cevapsız kalmayacağını gösterdi. Zalimleşen ve diktatörleşen AKP yönetiminin artık sonunun gelmekte olduğunu ortaya koydu.
Van halkının yaptığı aslında tüm Kürtler adına gösterilmiş bir tutarlı özeleştiri tutumuydu. Kuşkusuz Kürtler AKP’nin faşist saldırganlığına karşı hep direndiler ve halen de bu direnişleri büyük cesaret ve fedakarlıkla sürüyor. Fakat bu direnişler zaman zaman yetersiz kaldı. Bazan saldırganlığa karşı anında tepki verilemedi. Öyle anlaşılıyor ki, AKP’nin faşist saldırganlığı da bundan cesaret aldı. Ne yapsam yanıma kar kalır sandı. Kürt halkının güçlü ve anında tepki gösteremeyeceğini düşündü. İşte Van halkı, AKP faşizmine verdiği anlık cevapla bütün bu hesapları yerle bir etti.
Dikkat edelim, 14 Nisan 2009 günü ilk siyasal soykırım operasyonları başladığında Kürt halkı protesto etmiş, faşizme karşı direneceğini açıkça göstermişti. Aynı yılın Aralık ayında DTP kapatılıp bazı belediye başkanları tutuklanınca yine büyük bir tepki vermişti. Bugüne kadar “KCK Operasyonları” adıyla yürütülen siyasal soykırım operasyonlarına karşı asla sessiz kalmadı. Her fırsatta direniş eylemleriyle protesto etti. Zindanda ve mahkemelerde tutuklulara sahip çıktı. Fakat bu direnişler hep parça parça oldu, anında gerçekleşmedi. Bu da AKP faşizmine umut ve cesaret verdi. Bu durum AKP faşizmi tarafından hep bir zayıflık olarak değerlendirildi.
İşte şimdi gösterdiği anlık ve bütünlüklü tepkiyle Van halkı AKP’nin bu değerlendirmelerini yerle bir ediyor. Hesap ve beklentilerini kırıyor. Kürt halkının bundan sonra ortaya koyacağı tutumu gösteriyor. Böylece Kürdün öfkesini yansıtıyor. Kürt özgürlük direnişine öncülük ediyor. AKP’nin faşist-soykırımcı saldırganlığı karşısında doğru direnişçi tutumun ne olmasını gerektiğini herkese gösteriyor.
Kuşkusuz bütün bu gelişmeler durduk yerde yaşanmıyor. Faşist saldırganlık, soykırımcı AKP yönetiminin Kürt direnişi karşısındaki sıkışmışlığının ve çaresizliğinin ürünü oluyor. Kürt halkının topyekûn özgürlük direnişi geliştikçe AKP faşizmi biraz daha köşeye sıkışıyor. Ortadoğu’da ve Kürdistan’ın diğer parçalarında yaşananlar AKP faşizminin korkularını çok daha fazla arttırıyor. AKP faşizmi neredeyse her gün kabusu ve yokolma korkusunu yaşar hale geliyor. Ölüm korkusu arttıkça vahşi faşist saldırganlığı da tırmanıyor.
Siyasi ve askeri alanda yaşananlara bakalım. Ordu her gün operasyonda. Gün geçmiyorki polis bir mahalle, şehir veya yörede onlarca evi basmamış olsun. BDP’li tutuklu sayısı neredeyse onbine ulaştı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit üçyüzonbeş günü geçti. Her gün sokakta Kürt gençleri ve kadınları faşist teröre maruz kalıyor. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan adeta çılgınlaşmış gibi her türlü hakaret içeren söz sarfediyor. Durmadan abuk sabuk şeyler söylüyor.
AKP’nin topyekûn savaş konsepti temelindeki faşist saldırıları o düzeye ulaştı ki, Kürt gençleri artık kendilerini fedai eylem yapmak zorunda hissediyor. Kimileri kendilerini yakarken, kimileri de patlatıyor. Artan faşist baskı ve terör, aynı oranda artan demokratik direnişi getiriyor. İmralı’da Kürt Halk Önderi direniyor, sokakta gençler ve kadınlar direniyor, zindanda demokratik siyaset direniyor, dağda gerilla direniyor. Kürt halkı günlük olarak bu direniş değerleriyle yoğruluyor.
Halk her fırsatta direniş değerlerini, kahraman şehitlerini bağrına basıyor. Neredeyse her gün görkemli törenlerle şehit cenazesi kaldırıyor. En son Farqîn ve Gever halkı iki kahraman evladına yiğitçe sahip çıktı. AKP polisinin faşist terörüne karşı kahramanca direndi. Gever halkı bu direniş içinde Özgür Taşar isimli genç evladını şehit verdi. Kuşkusuz Kürt halkının gösterdiği bu sürekli direniş kutsaldır, özgürlük ve demokrasi içindir, kahramancadır. Bu direnişin en içten duygularla kutlanması gerekir.
Son olarak, AKP’nin siyasal soykırım operasyonlarının Van ve çevresinde yoğunlaşmış olmasını da tesadüf olarak görmemek gerekir. Bunlar çok bilinçli ve planlı bir saldırı olmaktadır. “Van’ı boşaltma ve Serhat’ın iradesini kırma projesi”nin uygulanmasını ifade etmektedir. Gever’den Kars’a kadar olan hatta AKP faşizminin nasıl özel politikalar uyguladığı gözler önündedir. 2011 Güzünde yaşanan depremi ne kadar suistimal etmeye çalıştığını herkes gördü. Öyle ki, bazı çevreler “Depremi AKP yaptı” diyecek kadar ileri gitmek zorunda kaldı. AKP’nin depremin sonuçlarına yaklaşımı adeta bunu çağrıştırıyordu.
Dolayısıyla Van ve çevresinde izlenen özel politikalara ve AKP oyunlarına dikkat etmek gerekiyor. Bekir Kaya ve arkadaşlarına yöneltilen saldırının bir de bu boyutunu görmek önem taşıyor. AKP hükümeti Van’ı boşaltmaya ve Serhat halkının iradesini kırmaya çalışıyor. Bu saldırıların bir boyutu budur. Diğeri ise, Van’daki belediye başkanlarının halkla bütünleşen başarılı çalışmalarını engellemek istiyor. AKP’nin bütün bu tehlikeli politikalarını ve oyunlarını iyi görmek ve bu temelde daha bilinçli, örgütlü ve planlı bir direniş içinde olmak gerekiyor.
Van halkı baştan beri gösterdiği aktif direniş tutumuyla sürece böyle yaklaştığını ve AKP oyunlarını bozup baskılarını kırmakta kararlı olduğunu ortaya koymuştur. Bundan sonra da bu tutumunu derinleştirerek sürdüreceği görülmektedir. Bizlere düşense bu kahramanca direnişleri selamlamak ve gücümüz oranında desteklemek olmaktadır!..
Doğru tutum