
Yılmaz ailesi, İsveç’in işgücüne ihtiyaç duyduğu 1960’lı yıllarda Konya Kulu’dan gelerek Stockholm’e yerleşmiş. Emekli olan Eşe Yılmaz geçirdiği bir beyin kanaması sonucu hastaneye kaldırılmış, daha sonra da özel bir firma tarafından işletilen Stockholm’un Nacka semtindeki bir yaşlılar evine yerleştirilir. 5 gün sonra da yaşamını yitirir.
‘Annemizi öldürdüler’
Yemek ve su verilmediği için annesinin yaşamını yitirdiğini söyleyen Yılmaz’ın kızı Elif Epyıldırım, olayı şu cümlelerle özetledi: ‘’Annemizi görmeye gittiğimizde orada çalışanlara anneme hastanede serum bağlandığını ve sıvı yemekler verildiğini söyledik. Kendilerinin de aynı şeyleri yapmalarını istedik. Bize serum bağlayamayacaklarını ancak yemek vereceklerini ve annemin durumunun iyi olduğunu söylediler. Ancak annem yemek yiyemiyor ve su içemiyordu. Bu durumu anlattığımızda su içmezse ancak 4 gün dayanır dediler. 5 gün sonra da bize telefon ederek annemin öldüğünü söylediler. Yaşlılar evine gittiğimizde oradaki görevlilere annemin açlıktan ve susuzluktan öldüğünü ve ölümünden onların sorumlu olduğunu söyledik.“
Yılmaz’ın diğer kızı Güler Hamurcu da, annesinin ihmal sonucu öldüğünü belirterek şöyle konuştu: „Anneme su vermediler. Bunun nedenini sorduğumuzda ‘biz zorla ona su içiremeyiz’ dediler. Ben doktora bağırdım. ‘Annemi siz öldürdünüz, katili sizsiniz’ dedim. Doktor, ‘yemek versek ne olacaktı, vücudu direnç kazanacak anneniz acı çekecekti. Ölmemek için direnecekti’ dedi.“
İki ayda dört kişi öldü
Yılmaz’ın kızları, annelerinin bakımsızlıktan öldüğünü belirterek sorumluların cezalandırılması için Sağlık Sosyal Genel Müdürlüğü’ne başvurdu. Bu yılın ilk iki ayında sadece Stockholm’de ihmalden ötürü yaşlılar evinde kalan 4 kişinin yaşamını yitirdiği ve olanların kamuoyundan gizlendiği belirtiliyor.
İsveç Türkiyeliler Dayanışma ve Kültür Derneği tarafından yapılan açıklamada, özelleştirmelerin ölüm ve sakatlanmalara neden olduğu belirtilerek, ölümle sonuçlanan 4 olayın araştırılıp kamuoyunun bilgilendirileceği ifade ediliyor.
MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM