Amed, Suruç ve Ankara bombalamalarının tetikçilerine ilişkin bilgiler, Adıyaman'da DAİŞ'e eleman devşiren Dokumacılar grubunu bir kez daha gündeme getirdi. MİT denetiminde olan çete grubu, sadece Türkiye'deki faaliyetleri ile değil Suriye'deki çete yapılanması içerisindeki konumuyla da dikkat çekiyor. 

Grup DAİŞ'in dışında El Nusra, Ehrar u Şam gibi diğer çete oluşumlarıyla da birlikte hareket ederken, geçtiğimiz aylarda MİT'in Ezaz'dan Suriye'ye soktuğu Sultan Murat ve Fatih Sultan Mehmet tugayları içinde de aktif. Sözkonusu tugayların başında bulunan Yûsif El-Salih'in Dokumacılar grubunun önemli isimleri arasında yer aldığı ifade ediliyor. MİT, Dokumacılar'ın kazandırdığı elemanlar sayesinde tüm çetelerde bir ağ oluşturmuş.


MİT koordine ediyor

Sınır hattında yaşayan ve güvenlik nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen A.D., Türkiye'deki bu yapılanmanın DAİŞ ile iletişimi olmayan diğer çete grupları ile de ilişkileri olduğunu ve bu şekilde MİT'le bir koordinasyon sağlandığını ifade etti. 


Çetelerle toplantı almış

Aynı kaynak, MİT ve çete örgütlerinin geçtiğimiz günlerde bir toplantı aldığı bilgisini de verdi. "Geçenlerde MİT'in katıldığı bir toplantıda DAİŞ, Sultan Murat ve Fatih Sultan Mehmet Tugayları bir araya geldi. DAİŞ'in Ezaz ve o tugayların bulunduğu Hawar bölgesine saldırmaması konusunda anlaştılar. Bunlar MİT'in özel ekiplerinden biridir" diyen A.D, Adıyaman, Antep, Kilis ve Urfa'daki AFAD kamplarında örgütlendiklerini ekledi. 


NAZIM DAŞTAN/DİHA/ANTEP




Antep mitingini dehedeflemişler


AKP-DAİŞ'in Ankara Katliamı ardından HDP'nin Antep mitinginde benzer bir saldırıyı gerçekleştirmeyi planladıkları öne sürüldü. İddiaya göre HDP'nin 1 Kasım öncesi mitinglerini hedef alan çete üyeleri, Ankara'dan 8 gün sonra 18 Ekim tarihinde Antep'te düzenlenecek ve HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ'ın da katılacağı seçim mitingine de saldıracaktı. Ancak HDP yönetiminin Ankara Katliamı ardından mitingleri iptal kararı, saldırganların hedefini boşa çıkardı. 


Görüntüleri yayınlandı

Ankara soruşturmasında toplanan görüntüler kapsamında, saldırıdan 10 dakika öncesine ait görüntülere ulaşıldı. Saldırı saati olan 10.04’ten 10 dakika önce ticari taksi ile Gar yakınına gelen canlı bomba Yunus Emre Alagöz ile kimliği açıklanmayan ikinci tetikçi, birlikte taksiden inerek toplanma alanına yürüyor. 

Üzerlerindeki bombaların belli olmaması için geniş montlar giyen saldırganlar, toplanma noktasına birlikte yürüyüp daha sonra ayrılıyorlar. 


Yeni bir grup mu?  

Ankara'daki barış mitingini hedefleyen saldırının Adıyaman'daki Dokumacılar Grubu dışında Antep'te DAİŞ'e bağlı örgütlenen yeni bir birime yaptırıldığı iddia edildi. Adıyaman'dan sonra, Cerablus hattında olması dolayısıyla ikinci bir üs haline gelen Antep Şahinbey'de bir villada yapılan toplantıda 'görev dağılımı' yapıldı. Katliamı yapan iki tetikçi, üzerlerinde bomba yüklü yelekler olmasına rağmen hiç sorun yaşamadan Suriye tarafından geçerek Antep'e geldi. Toplantıya başkanlık yapan ve birimin yöneticisi olduğu ileri sürülen H.İ.D, saldırganlara Ankara'ya kadar eşlik etti. Yakup Şahin'in aracı da eskortluk yaptı. 


Patlamadan sonra da görüşmüşler

Canlı bombaların aracına eskortluk yapan ve soruşturma kapsamında tutuklanan Yakup Şahin, hakimlik sorgusunda, katliamdan sonra çete başı H.İ.D aldı kişiyle bir kez daha biraraya geldiğini anlattı. Patlamadan sonra Ankara'dan Antep'e dönen Şahin, H.İ.D'nin kendisine 3 el bombası, iki kutu tabanca mermisi ve 30 adet tabanca mermisini başka birine iletmek üzere verdiğini söyledi. Şahin, tanık koruma programından da yararlanmak istedi. 





Çetelere teslim sonrası takipsizlik


DAİŞ'e karşı savaşta yaralanan ve tedavi için Türkiye'ye getirilen 6 YPG savaşçısının DAİŞ'e teslim edilmesiyle sonuçlanan operasyonla ilgili açılan soruşturmaya takipsizlik kararı verildi. 

"PKK üyeliği" suçlamasıyla yürütülen davaya bakan Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, "dava açmayı gerektirir suç, şüphe ve delil elde edilmediği anlaşılmıştır" dedi ve kovuşturmaya yer olmadığına hükmetti. Oysa takipsizlik kararı verilen dosya kapsamında gözaltına alınan yaralı 6 savaşçı, korsan bir şekilde kaçırılarak, Suriye'deki cihatçı örgütlerden biri olan Ahrar El Şam'a teslim edilmişti. 

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan karara tepki göstererek, "Yaralı 6 savaşçının teslim edilmesiyle Cenevre sözleşmesinin çiğnendiğini dolayısıyla savaş suçu işlendiğine dikkat çekerek, 'Ankara Savcılığı bu suçu işleyenleri koruyor" dedi. 

Türkiye'nin taraf olduğu Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bir şekilde Rojavalı Ahmed Şêrko, Omer Qadir, Rêber Şeyho, Ehmed Helüm, Cemal Ehmed ve Beşir Mihemed adlı savaşçılar yaşam hakları ihlal edilerek, çetelere teslim edilmişti.  


  ANKARA