Tacizci polislere karşı ses yükseliyor 

  • Sahadan gelen tanıklıklar ve kadın hareketlerinin paylaştığı bilgiler, Fransa’daki öğrenci eylemlerinde polis müdahaleleri sırasında genç kadınların taciz, aşağılayıcı muamele ve cinsel içerikli şiddetle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.
  • Öğrenci eylemlerinde genç kadınlar, “Tecavüzcüleri gazlayın, çocukları değil”, “Dokunma bana” ve “Polis = cinsel şiddet” sloganlarını öne çıkararak, müdahaleler sırasında yaşanan tacizlere karşı kolektif bir tepkiyi ifade ediyor.

GÜLNAZ DUMAN / PARİS

Fransa’da üç haftadır ülke çapında devam eden lise eylemleri, eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle başladı. Ancak eylemler ilerledikçe genç kadınların beden dokunulmazlığı ve mahremiyet hakkı da mücadelenin merkezine yerleşti. Sahadan gelen tanıklıklar ve kadın hareketlerinin paylaştığı bilgiler, polis müdahaleleri sırasında genç kadınların taciz, aşağılayıcı muamele ve cinsel içerikli şiddetle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

Eylem alanlarında yaşandığı bildirilen bu olaylar, cinsiyet temelli şiddetin güvenlik uygulamaları aracılığıyla yeniden üretildiğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Kadın kolektiflerinin tanıklıkları belgeleyerek kamuoyuna duyurması, genç kadınların maruz kaldığı muameleyi görünür kılarken eğitim hakkı mücadelesinin beden dokunulmazlığı ve güvenlik talepleriyle iç içe geçtiğini gösteriyor.

Af örgütünden uyarı

Uluslararası Af Örgütü, Fransız makamlarını orantısız polis müdahalelerine son vermeye çağırdı. Örgütün açıklamasında göz yaşartıcı gaz, cop ve plastik mermi kullanımının yanı sıra, özellikle yakın temas içeren müdahalelerin tehlikeli boyutlara ulaşmasına dikkat çekildi. Bu uyarı, eylemlerdeki taciz niteliğindeki uygulamaların uluslararası düzeyde de fark edildiğini gösteriyor.

Taciz niteliğindeki temaslar

Genç kadınların tanıklıkları, sahada özel bir risk grubu haline geldiklerini açık biçimde ortaya koyuyor. Medyaya yansıyan görüntüler ve yerel kolektifler aracılığıyla paylaşılan bilgiler, polis tarafından yapılan zorlayıcı beden aramalarını, yakın temas içeren kontrol noktalarını ve aşağılayıcı sözlü tacizleri görünür kılıyor. Kadın örgütlerinin sahadan topladığı veriler, genç kadınların kalabalığın dağıtılması sırasında bedenlerine taciz niteliğinde temas edildiğini, keyfiyetle arandığını, gözaltına alınırken tacize uğradığını, cinsel içerikli imalarla karşılaştığını, polis tarafından daha sık durdurulduğu ve kimlik kontrolü bahanesiyle bedenlerine dokunulduğunu gösteriyor.

Genç kadınlar hedefte

Genç kadınların kıyafetleri üzerinden yorumlara maruz kalması ve erkek polislerin yakın temas içeren kontrol uygulamalarından kaçınmaması, bu müdahalelerin cinsiyet temelli bir şiddet biçimine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Mahrem bölgelerine dokunulduğuna dair tanıklıklar ve şikayetler, eylem alanında kadınların sistematik biçimde hedef alındığını doğruladı. Kadın hareketleri, erkek polislerin yakın temas içeren aramalarında genç kadınların kendilerini güvensiz hissettiklerini ve cinsel içerikli sözlü tacizle karşılaştıklarını rapor ediyor.

foto:AFP

Polisin ‘taciz hakkı’ varmış!

Polisin, bir kadının taciz anındaki “Dokunma bana” şeklindeki itirazına verdiği, “Ama canım öyle istiyor” ve “Buna hakkım var” yanıtları, genç kadınların maruz kaldığı sözlü tacizin niteliğini, cinsel içerikli tehdit boyutunu ve müdahalelerin keyfiyetini görünür kılıyor. Bu yaklaşımın tekrar eden biçimde ortaya çıkması ise taciz niteliğindeki davranışların sıradalaşarak güvenlik uygulamalarının içine yerleştiğini ve bu tutumun kurumsal bir pratik haline gelme riskini gösteriyor.

İhlaller günlük hayata taşınıyor

5 Ekim sabahı Hendaye Garı’nda yaşanan olayda ise polis tarafından bu yönlü ihlallerin, eylem alanlarından günlük hayata taşan bir uygulama haline geldiğini ortaya koydu. Mesleki Eğitim Lisesi (LEP) öğrencisi yaklaşık 30 genç kadının valizleri, peron üzerinde yerlere aleni biçimde açılarak arandı. Aramanın gerekçesi açıklanmadı ve uygulamanın kim tarafından emredildiği belirsiz kaldı. Bu belirsizlik, ihlallerin güvenlik uygulamalarının içinde yerleşik bir pratik haline gelme riski taşıdığını gösteriyor.

Kollektif tepkiler büyüyor

Eylemlerde taşınan dövizlerse, genç kadınların hem gündelik yaşamlarında karşılaştıkları cinsiyet temelli baskıyı hem de eylemler sırasında maruz kaldıkları tacizi ortaya çıkarıyor. Genç kadınlar, “Tecavüzcüleri gazlayın, çocukları değil”, “Dokunma bana” ve “Polis = cinsel şiddet” sloganlarını öne çıkararak, müdahaleler sırasında yaşanan taciz niteliğindeki uygulamalara karşı kolektif bir tepkiyi ifade ediyor. Bu sloganlar, genç kadınların hem polis şiddetinden hem  de cinsel şiddet faillerinin korunmasından duyduğu öfkeyi bir araya getirerek eylemlerdeki cinsiyet temelli şiddetin sürekliliğini vurguluyor.