Türk devletinin sınırları içinde kalan insanlar, yüz yıl önce "kulluk"tan kurtulup, "vatandaş" olmadan önce aidiyetiyle kendisiydi. Kürt, Rum, Ermeni, Arap ve ötekiler…
O dönemde Kürtlerden başka kimsenin kul olmaktan çıkıp yurttaş olma isteği, kavgası yok ama, bir sabah yeni tapınak şefinin emri üzerine herkes Müslüman, Müslümanlar Türk, Türkler de vatandaş oluvermişti. Türklerin ilk tarihini Yahudi Moiz (Munis Tekinalp), yeni ırkın esaslarını da Kürt Ziya Gökalp yazdı.
Konuşulan dilin alfabesini Ermeniler (Anton Tıngır ve Agop Boyacıyan) ile Rus Tatarı sonra büyük Türk ırkçısı Yusuf Akçura düzenledi. Son rötüşünü, yine Ermeni Agop Martayan yaptı.
Moiz’in düzenlediği Türk tarihinde, yer yüzünün bütün keşif ve icatları Türklere mal ediliyordu. Buğday ekimi, hayvanların insana alıştırılması, ateşin kullanımı, sonra barutun keşfi, yazının icadı gibi. Bu çıkıştan ilham alan Recep Tayyip Erdoğan da, hızını kesmeden Amerika'nın keşfini Müslümanlara mal edecekti.
Bütün bunlar olurken, bir tek Kürtler ruhunu ve kimliğini terk edip yeni kalıba girenlere "git yoluna, ben benim" dediği için, varlığı, dili, kültürü yasaklandı, soyları yok edilircesine kırımlardan geçtiler.
Başkaldırıların başlıca sebeplerinden biri olan dillerinden eğitim yasağını koruyarak soykırımı sürdüren AKP iktidarı, Radikal gazetesi, 20 Eylül 2014 tarihli sayısında soylarını inkara dair yeni atağını şu cümle ile duyuruyordu:
"Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu yıl altıncı baskısı yapılan ‘Tarih 10’ ders kitabının 71. sayfasındaki "Kanuni Dönemindeki Siyasi Olaylar" başlıklı bölümde, Kanuni’nin Fransa Kralı Fransuva’ya gönderdiği mektupta Kanuni’nin hakimiyeti altına aldığı yer adlarının sayıldığı bölümdeki ‘Kürdistan' ifadesi sansürlendi."
Ayni AKP, Türk halkından destek isterken "Müslüman yalan söylemez, inkara gitmez, gerçeği saklamaz" diye dursun, Türk halkının seçilmiş şeflerini tapınağa dönüştürmeleri mevzuuna dönersek, "kullar"ın yeni ilahı, tabii Recep Tayyip...
Tayyip Sultan’ın kişisel tarihi zenginleşip, görkeme battıkça tapınan "kul"ları artıyor, o da bu sadakaten aldığı güçle, zapt olunmazı oynuyordu. Mesela, başında bulunduğu rejim, "kulları" insandan sayıp haber vermeden, komşu Suriye’ye, kendi inancının tarikatını, Mısır’daki İhvanl'a bütünleşme yolunu ihraç edemeyince, savaş açıp, dünyanın dört bir yanından akın eden haydutları içeriye şırınga ediyor, sonra onların işledikleri cinayetlerin eklenmesiyle sayıları yüz binleri bulan ölülerin kanını Suriye'nin yüzüne sürüp kirletiyor, ama kendini tertemiz gösteriyordu. Kulların çoğunluğu, bir ülkenin kana bulanarak yok edilmesine kuzuların mırıltısıyla bile karşı çıkmıyordu.
Rejim ilk hamlesinden cesaret alarak, öteki elini Irak’ın içine daldırmış, IŞİD (DAİŞ)le yardım ve yataklıkta bütünleşmiş, faaliyetleri kısa süre sonra dünya medyasında ses vermiş, Kürtler, Rojava’da IŞİD’le ortaklığını gözlemek ve iç içeliklerini önlemek, önleyemiyorsa bile afişe etmek için sınırda nöbete başlayınca, suç ortaklığı gizlenemez olmuş, Amerika ve Avrupa devletleri "ne oluyor, beslememiz bize savaş mı ilan etti?" diye haykırmaya başlamıştı.
Çünkü TC, NATO üyesiydi. NATO, siyasi İslam adıyla yayılan İslami Faşizm çeteciliğiyle savaş halindeydi. Amerika ve Avrupa’nın İslami Faşizne alternatif diye AKP’nin elinden tutup Kemalist orduya rağmen iktidar yapmıştı.
Ama gücü ele geçirdikten sonra, Amerika’yı aldatmış, içerde biat etmeyen bütün kesimleri ayağının altına almış, sonra Mısır’daki İhvan ve IŞİD’le bağ ile bağlantılarını pekiştirmiş, bu da besleyen efendiyi hayal kırıklığına uğratmış, dolandırılmışlık hissiyle kalakalmıştı. Dolandırılmayı içine sindirmeyen Avrupa ve Amerika ilişkilerini sınırlamış, Suudi Arabistan, ardından Katar'ı da TC’nin yanından almış, Erdoğan rejimini, yer yüzünün yalnız leyleği konumuna düşürmüştü....
Yer yüzünün yalnız leyleği, şimdi Kürtlere karşı ciddi ve inandırıcı rolde "süreç" adıyla barış görüşmelerine oturma çabasında. Ama bir dolandırma kaygısı da, Kürt özgürlük mücadelesinin öncülerinden. Liderlerden Cemil Bayık şöyle diyor:
"Başkaldırı hareketinin sebeplerini ortadan kaldıracak, bir teklifleri yok, yaklaşan seçimden istedikleri sonucu almak için bizi oyalamaya çalışıyorlar!.."
Amerika'yı bile dolandıranlar Kürtlere karşı dürüst davranırlar mı? Huylu huyundan vazgeçmez de, Kürtler üstüne yatar mı, ona bakmak gerek!..