“Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılmaz.“ LUKIANOS

Kürt halkının bulunduğu tüm parçalarda hayat bulan gelişmeler, Kürt ulusal politikalarının kalıcı ve bağlayıcı bir şekilde yapılandırılması doğrultusunda seyrediyor. Basında bu tür gelişmelerin daha sık yer alıyor olması bu çerçevede tartışmaların da artmasına ön ayak oluyor.
Geçtiğimiz hafta Kürdistan Federal Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu hafta ise DTK ve BDP heyeti, ABD’de bir takım görüşmeler gerçekleştiriyor. Bu yapılan görüşmelerin merkezinde, her ne kadar Suriye konusu yer alıyor olsa da, Kürtler açısında ortak politikaların şimdiye kadar yapılmamış olmasının eksiklik ve olumsuzlukları da ortaya çıkıyor.
En nihayetine Kürtler arasında tüm temel yaşamsal alanları kapsayacak bir düzeyde, ulusal birlik ve beraberlik çalışmaları yapılıyor. Bunun somut yansımaları ise sürdürülen bu görüşmeler şeklinde kendini gösteriyor.
Peki tüm bu ulusal birlik etrafında şekillenecek olan yaşamsal alanlara ilişkin, nasıl çalışmalar yapılıyor? Örgütlülük yapısı demokratik taleplerin sesini duyurabilmesini nasıl sağlıyor? Ya da Kürtlerin ulusal dil politikası ne yönde ilerliyor? Kültürel alanda, ekonomik alanda hangi tarz ilişkiler ve nasıl bir yaklaşım sergileniyor?
Doğal olarak, birlikte hareket etme olgusu aynı zamanda uzlaşmaları yakalayabilmeyi de zorunlu kılıyor. Bu bağlamda da toplumsal alanlara yönelik tartışmaların daha da fazla önem kazanması gerektiği aşikar. Çünkü ortak bir ekonomi, hukuk, ya da sosyal politikamız mevcut değil. Bu konuda toplumsal bir duyarlılığın yaratılabilmesi için ise Kürt medyasına önemli bir görev düşüyor.
Güney Kürdistan’ın bağımsızlığını ilan etmesi çerçevesinde yürütülen tartışmalarının, ulusal birlik tartışmaları ile parallel bir şekilde yürütülüyor olması ise diğer dikkat çekici bir durum.
Bölgede anı anına gelişmeler ve değişimler yaşanıyor. Kendini Güney Kürdistan’da zaten konumlandırmış olan yabancı sermaye, hızını alamamış olmalı ki, yabancı bir şirket, güneyli Kürtlerin, hangi ürünleri tüketmesi gerektiğine karar verecek kadar, kendisine bağımlı bir sistem inşa etmek istiyor.
Dolayısı ile Kürdistan coğrafyasında, şekillenecek sistemle ilgili tam bir netlik henüz kazanılmış gibi görünmüyor. Güney Kürdistan’da yaşanmakta olan sosyo-ekonomik sorunlar zaten uzun süredir bilinmekteydi. Hatta bunun bir neticesi olarak ortaya çıkan sağlıksız bir zihniyet dönüşümünün de yaşandığı biliniyor. Nitekim, kendisi üretmeyen, sürekli dışarıdan tüketmeyi yeğleyen bir zihiyet, maalesef söz konusu.
Sonuç itibariyle Ulusal birlik veya Güney Kürdistan’ın bağımsızlığı çerçevesinde yürütülecek olan tüm gelişmeler, dört parçadaki Kürtleri ilgilendiriyor olması açısından, bu yıl, belkide yapacağımız tartışmalara yön verecek, temel konular arasında yer alıyor.
Çünkü ancak ve ancak temel toplumsal alanlarda ortak noktalarımızı oluşturabildiğimiz taktirde Kürtler arasında ortak bir yaşamdan söz etmek mümkün olacak.