PKK’nin tercihin savaş olmadığını ama Türk işgalciliği ve barbar zihniyetin Kürdistan halkına ölümü dayattığını belirterek, ”Onurumuzu, haysiyetimizi, insanlığımızı korumak için savaşmak; bedeli ne olursa olun bunu yapmak zorundayız” dedi.

Halk Savunma Merkezi Karargah komutanlarından Dr. Bahoz Erdal, Dengê Welat radyosuna konuştu. Erdoğan’ın elinde kendi iktidarını sürdürmek için Kürtlere karşı savaştan başka bir şey olmadığını, bu şekilde ömrünü uzatmaya çalıştığını belirten Dr. Erdal, şunları söyledi: ”Xakurkê ve Heftenîn’e yönelik saldırıları da bu kapsamda el almak gerekir. Kuşkusuz planları vardır. Kürdistan toprağını parçalamak istiyorlar, sadece Kürdistan değil, güçleri olursa Kuzey Afrika’yı da almak isteyeceklerdir. Xakurkê ve Heftenîn’e dair hesapları var. Buralarda petrol var, madenler var. Buraları işgal edip petrol çıkarmak istiyorlar.

Piknik alanı olmadığı gösterildi

İki yerde de büyük darbe yediler.  En çok da Heftenîn’e yönelik saldırıyı abartıp isim verdiler, kıyamet kopardılar fakat saldırının ikinci gününde Kürdistan gerillası onlara iyi bir ders verdi. Onları sıkıştırdı. O zamandan bu yana uyuşmuşlar orada. Gerilla onlara Xakurkê ve Heftenîn’in piknik alanı olmadığını gösterdi. Pişman olacaklar. Zaman ve tarih bunu herkese gösterecektir.’’

‘Kıran’ operasyonları da abartılı

Türk hükümetinin ‘Kıran’ adlı operasyonda gerillaya ‘büyük darbe’ vurulduğunu ve Kuzey Kürdistan’da ‘600 gerilla kaldı’ gibi psikolojik savaş söylemlerini hatırlatan Dr. Erdal şu bilgileri verdi: ”Jandarma Komutanı, büyük bir yalancı ve şovmen olmalı. Birkaç askeri Xelê’ye getirdi, orada 7-8 yıl önce arkadaşların kullandığı noktada kalan çöpü yaktılar. Nerede olduğu da bilinmiyordu. Hakkari Valisi’ni de yanına alarak, dağlardan gerillayı temizlediklerini söylediler. Gerilla oralara girdiklerinden bile haberdar değil. Bir günde gizlice gelip çıktılar.

Cudi’de o general, basınını da yanına alarak, Girê Çolê’de ‘İşte biz Şırnak dağlarını temizledik’ diyecekti. Tam o saatte arkadaşlar Cudi’de onları vurdu. O jandarma komutanı, medyasıyla beraber kaçtı, açıklama dahi yapamadı. Hepsi şov yapmaya gelmişti, tam o saatte arkadaşlar vurdu ve onlar kaçtı. Silopi’den çıktılar. Bu sebeple orada şov yapamadılar.

Mardin’de de öyle. Bagok’ta, Mardin’de arkadaşlar etkili eylemler yaptı, ağır darbe vurdu onlara. Özel Hareket sorumlulardan, Nusaybin katliamında parmağı olan bir katili, bir faşisti cezalandırdılar. Ağır bir darbeydi bu. Bu yaz ve sonbahar operasyonlarıyla Türk devletinin güçlü olduğunu, saldırı pozisyonunda olduğunu göstermeye çalışıyorlar fakat böyle değil. Gerilla Kuzey Kürdistan’da da Medya Savunma Alanları’nda da tarihsel bir direniş veriyor.

Sayı konusuna gelince de Türk hükümeti ömrünü bizim sayımızla geçirdi.’

Niye onlarca uçak kaldırıyor?

Madem ki ‘biz PKK’yi zayıflattık, güçsüz kıldık, birkaç kişi kaldı’ diyorsunuz, niye her gün onlarla uçak kaldırıyorsunuz, ekonomik kriz bu kadar ağırken? Madem ki PKK zayıflamış niye uçaklar kalkıyor? Madem ki PKK zayıflamış, niye 20 bin, 30 bin asker, 150 bin polis ve korucu Kürdistan’da var? Madem PKK zayıflamış o zaman niye ABD’yle görüşmelerde PKK temel konu? Rusya’yla görüşmelerde niye PKK temel konu? Afrika’ya görüşmeler yapılıyor, temel konu PKK. Madem PKK bu kadar zayıf niye tüm dünyada birinci konudur? Diplomasilerinin temel gündemi PKK’dir. Madem PKK zayıflamış niye sabah akşam medyanız oturup kalkıp PKK’yi işliyor? Bu ne biçim yalandır? Çocuklar da bu yalana inanmıyor. Kürtler, PKK ve Önder Apo öncülüğünde sadece Kürdistan’ın değil, Türkiye’nin de geleceğini belirliyor. Bunlar bunu görüyor ve bundan korkuyorlar. Bu gerçeği gizlemek istiyorlar. Savaş var, kuşkusuz bu savaş duygu savaşı değil, zor bir savaş.

Onur savaşı veriyoruz

36 yıldır bu işgalciliğe karşı, bu barbarlara karşı savaşıyoruz. Binlerce kahraman şehidimiz var, daha da vereceğiz. PKK’nin tercihi savaş değildir. Bu işgalcilik, bu barbar zihniyet halkımıza ölümü dayatıyor. Bize savaşı dayatıyor. Biz varlık savaşı, onur savaşı, insanlık savaşı, değer savaşı, dil savaşı, ülke savaşı veriyoruz. Bu yüzden savaş bizim üzerimizde farzdır. Bundan kaçamayız. Onurumuzu, haysiyetimizi, insanlığımızı korumak zorundayız. Bedeli ne olursa olun bunu yapmak zorundayız. Buna yönelik hiçbir şüphemiz yok. Bu savaşın sebebi PKK değil, Kürtler değil. İşgalciler Kürtlere, ‘ya yokluğunuzu kabul edeceksiniz, ya aslınızı inkar edip Türk olacaksınız, ya da hepinizi öldüreceğim, yok edeceğim’ diyor. Kürtler artık bunu kabul etmez. 21. yüzyılda Kürtler köleliği kabul etmez. Bu özgürlük, onur, namus savaşıdır. Bu savaştan yorulmayız. Halkımız bu güne kadar elinden geleni yapmıştır, bundan sonra da yapacaktır. Buna mecburuz Ya köleliği, onursuzluğu kabul edeceğiz, bunu kabul etsek dünya ve ahiret bizi kabul etmez.’’

 
 

Kerkük tehdit altında

 

Kerkük ve Irak’ın başka vilayetlerine yönelik yapılması düşünülen seçimlere dair de konuşan Dr. Bahoz Erdal, şunları ifade etti: ”Bugün Kerkük’te bazı karışıklar var. Kerkük üzerinde bazı tehlikeler var. Kerkük, Kürdistan şehridir. Bu tarihsel bir hakikattir. Bugün Kerkük üzerinde tehlikeler mevcut. Eğer işgalci güçler fırsat yakalarsa Efrîn gibi yapmaya çalışacaklardır. Efrîn’de yapılanları Kerkük’te de yapmak, demografiyi değiştirmek isteyeceklerdir. Kerkük üzerinde en büyük tehlike Türk işgalciliğidir, Erdoğan’dır. Kerkük’teki Türkmen oluşumlardır, binlerce Türk’ü Türkmen adı altında oraya taşımışlar. Orada yıllarca bir çete örgütlenmesi oluşturuluyor. Oranın demografisi değiştirilmek isteniyor. Bazı şovenist Arap güçlerle karışıklık yaratmak isteniyor. Kürtleri oradan kaçırtmak, tüm Kürt topraklarına el koymak; Kürtleri ve Arapları karşı karşıya getirmek, Kürt Arap savaşı çıkartmak istiyorlar. Kerkük üzerinde böyle bir tehlike var. Bunu biliyoruz. MİT eliyle ve bazı Türkmen çeteleriyle bu yapılmak isteniyor. Güney Kürdistan halkı, özellikle de siyasi güçler bunu görmeli. Kerkük meselesine partisel bakılmamalı.’’